Kültürlerarası İletişim: Tanım ve İşleyiş

Özellikle günümüzde sosyoloji ve antropolojinin temel inceleme alanı olan kültür, küreselleşen dünyanın etkileşiminde öne çıkan unsur olmuştur. Kültür öğrenilir, tarihîdir ve süreklilik taşır. Kültür, toplumsal bir olgudur ve idealleştirilmiş kurallar sistemidir. En önemlisi de kültür, değişir. Uyum sürecinin bir ürünü olarak belli bir kültürün ögeleri uyumlu ve bütünleşmiş bir sistemi oluşturmak eğilimindedir. Ulaşım ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi, insan, sermaye, kurum, mal ve hizmetlerin ülke sınırlarını aşacak biçimde dolaşımını kolaylaştırmaktadır. Farklı kültürlerden bireyler çeşitli nedenlerle etkileşimde bulunmakta, tüm dünyayı etkileyecek kararları birlikte almaktadır. Bu etkileşimler, geniş bir iletişim ağının kurulmasını sağlamış, toplumların yaşantısına çok kültürlü bir özellik katmıştır.

Kültürlerarası iletişim olgusunu tanımlamadan önce kültüre ilişkin çeşitli değerlendirmelerde bulunmak gerekmektedir. Çeşitli kültürel süreçler, kültürlerin birbiriyle etkileşimleri açısından önem taşır. Kültürlerarası iletişim olgusunun anlamlandırılmasının öncesinde kültüre ilişkin çeşitli değerlendirmelerde bulunmak gerekmektedir. Çeşitli kültürel süreçler, kültürlerin birbiriyle etkileşimleri açısından önem taşır. Her kültürel sistem, toplumsallaşmayı belirleyici rol oynar. Kültürlerarası iletişim sürecinde özellikle yüz yüze iletişimde sesin kullanılışı, tonlama, kavramların anlamlandırılması, etkileşim sırasında verilen tepkiler ile bulunulan mekân ile mekânın örgütlenişinde yer alan araçların kullanımı farklılıklar gösterir. Kültürel sistemler arasında ticaret, eğitim, turizm, göç, savaş gibi birçok faktöre bağlı olarak etkileşim kurulur. Günümüz koşullarında ise bu etkileşim yoğunluklu olarak teknolojiyle aracılanarak kurulmaktadır.

Kültürlerarası iletişim sürecinde, özellikle yüz yüze iletişimde sesin kullanılışı, tonlama, kavramların anlamlandırılması, etkileşim sırasında verilen tepkiler ile bulunulan mekân ile mekânın örgütlenişinde yer alan araçların kullanımı farklılıklar gösterir. İletişim sürecinde yer alanların pozisyonları/konumları/statüleri/rütbeleri ile birbirlerine verdikleri değerler, bu sürecin emredici/uyarıcı/yukarıdan aşağıya bir tarzda veya samimi ve eşitçil olup olmayacağını belirler. İletişim, doğrudan veya dolaylı, tek taraflı veya karşılıklı, özel veya resmî olabilir. Etkileşimde bulunanlar iletişime simetrik olarak katılıp rollerini değiştirerek mesaj iletebilirler. İletişim sürecinde; bireysel-psikolojik koşullar, kültürlerin sosyo- kültürel nitelikleri, farklı kodlama biçimleri, algı ve yorumlama kalıpları önemli faktörler olarak rol oynar.

Kültürlerarası iletişim alanındaki ilk çalışmalar, ABD’de nüfusun etnik ve ırksal bölümleri arasındaki çatışmaları konu edinmiştir. Bununla beraber II. Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin ekonomik, kültürel, politik ve ticari örgütlenmelerinde dünya lideri konumuna gelmesinin bir sonucu olarak diğer kültürleri tanıma ve bu kültürlerle etkileşimde bulunmak amacıyla gerekli olan asgari dil becerisini hızlı bir şekilde kazanma sorunsalı ortaya çıkmıştır.

Kültürlerarası iletişim paradigmasının kavramsallaşması, 1950’lerin başında E. T. Hall ve arkadaşlarının Foreign Service Institute (FSI)’de yaptıkları çalışmalarda şekillenmiştir. 1970’ten sonra kültürlerarası iletişim disiplininde hızlı bir gelişme başlamıştır. 1980’den itibaren kültürlerarası iletişim alanında yapılan kapsamlı çalışmaların sayıca da arttığı gözlenmektedir. 1980 sonrası dönemde kültürlerarası iletişim araştırma alanın iki esas gelenek etrafında incelenmesi mümkündür: İşlevselci yaklaşıma dayanan gelenek ile post yapısalcı yaklaşıma dayanan gelenek.