Çalışma Yaşamı ve Kültürlerarası İletişim
Çalışma Yaşamı
Fiziksel ve zihinsel bir emek üretimi anlamına gelen çalışma hayatı, insan yaşamında önemli bir yere sahiptir.
Bireyler meslekleri ile tanınırlar, anılırlar. Birey için çalışma yaşamı ona gelir elde etme yanı sıra itibar da sağlar.
Bireylerin psikososyal hayatı çalışma performansı üzerinde belirleyici etkidedir. Olumlu giden bir psikososyal hayatı olan birey çalışma hayatında başarılı, etkili ve verimlidir. Olumsuz giden bir psikososyal yaşama sahip bireyin çalışma verimliliği düşük ve örgüt içi ilişkilerde başarısızdır.
Çalışma yaşamının stresi de bireyin hayatına etki eder. Bireyin stresi normal sınırlar dahilinde ise, bunu olumlu bir şekilde iş yaşamına yansıtır. Aksi halde birey ve çalışma düzeyi bundan olumsuz etkilenir.
Çalışma Yaşamının Tarihsel Gelişimi
Çalışma yaşamı iki ana döneme ayrılır: Sanayi öncesi dönem ve sanayileşme sonrası dönem. Sanayi öncesi dönemde üç başlık altında incelenir:
İlki avcı ve toplayıcı dönem. Bu dönemde doğada hayvanların avlanması ve yenilebilir bitkilerin toplanması üzerine kurulu bir çalışma vardır. Kadın ve erkek bir işbölümü içerisinde çalışırlar ve ihtiyaçlarını karşılaman ötesinde emek üretmezler.
İkincisi yerleşik dönem. Bu dönemde toprak işlenmeye başlanmıştır. Toprağı işleyenler ile sahipleri farklıdır. İşleyenler bunu karın tokluğu karşılığında yerine getirirler. Kadın bu dönemde ev içi işlerle yükümlüdür, erkek ise toprakta çalışmaktadır.
Üçüncüsü feodal dönem. Bu dönemde de toprak çalışma alanıdır. Çalışanlar topraklarıyla beraber alınıp satılır haldedir. Kadının bu dönemde de ev içi alanla sınırlı kaldığı görülmektedir.
Sanayileşme ile birlikte ise, çalışma örgütlü bir hale bürünmüş, işler şehirde fabrikalarda ücret karşılığı yapılmaya başlanmıştır. Üretim makineye dayalı olduğu için bir standartlaşma oluşmuştur.
Bu dönemde bireyler yoğun bir şekilde çalışır hale gelmişlerdir. Kadın istihdamında hareketlenme olsa da, ucuz ve güvenliksiz çalıştırılıp, bazı mesleklerle sınırlı bıraktırılmışlardır. Engelliler de bu devirde istihdam sorunları yaşamışlar ve çoğu iş ortamlarına dahil edilmemişlerdir.
Çalışanların hakları hukuki bir statüye kavuşturulmaya çalışılmış, kısmen bunda başarılı da olunmuştur. Bununla birlikte, sendikalar da bu mücadelenin başarılı olmasında etkili olmuşlardır. İktidarlar ile mücadele edip, işçilerin sosyal haklarının iyileştirilmesinde etkili olmuşlardır.
1990’lı yıllar ile birlikte küreselleşme çalışma hayatına yön veren bir olgu olmuştur. Esnek çalışma prensibi çalışma hayatının kurallarını dönüştürmüş, zaman ve mekan sınırlılıklarını ortadan kaldırmış, böylelikle farklı çalışma biçimleri gündeme gelmiştir. Bu durum ayrıca engelli ve kadın istihdamı için de olumlu bir tablo ortaya çıkarmıştır. Buna karşın sendikal anlamda bazı eksiklikler oluşturmuştur. Türkiye’de Çalışma Yaşamı
Türkiye’de çalışma hayatının tarihsel gelişimine bakıldığında Batı ile aynı şekilde ilerlemediği görülür. Osmanlı’da çalışma sistemi, kendine yeterlilik üzerine kuruludur. Bu durum Batı’daki gibi bir yapının oluşmamasına yol açmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti devleti ise, Batı tipi çalışma ortamının oluşması için adımlar atmıştır.
1980 yılında Türkiyede serbest piyasa ekonomisine geçilmiş, bununla birlikte küresel ekonomik gelişmeler Türk çalışma ortamına da yön vermiştir. Esnek çalışma prensibi Türkiye’deki dezavantajlı grupların istihdamı için bir umut doğursa da gelişmekte olan ülkelerde doğan aksaklıklar nedeniyle beklenilen etkiyi sağlayamamıştır. Bu dönemde sendikal hakların daha kısıtlı hale gelmesi de, durumu daha da güçleştirmiştir.
Çalışma Yaşamı ve Kültür İlişkisi
Bir ülkenin kültürel yapısı çalışma hayatını belirler, bununla birlikte kendisi de çalışma yaşamından etkilenir.
Kültürel yapı dinamiktir, tarihsel süreç içinde dönüşür, aynı zamanda toplumdan topluma da değişkenlikler gösterir.
Bu kültürel yapı farklılıklarını Hofstede 4 boyut ile izah eder: Güç mesfesi, bireyselci/kolektivist yapı, belirsizlikten kaçınma ve maskülen/feminen toplum. Ortaya konan bu teori, bireylerin çalışma ortamlarında farklı davranış sergilemelerinin biçimlerini izah eder. Bunlara ilişkin strateji geliştirilmesi halinde çalışma ortamlarının etkililiği ve verimliliği arttırılır.
Küreselleşme Bağlamında Çalışma Hayatı ve Kültürlerarası İletişim İlişkisi
Küreselleşme çalışma ilişkilerine etki etmiş, ülkeler arası kültürel temasları arttırmıştır. Bu nedenle kültürlerin farklılıklarını anlayan ve birbirleri ile uyum içinde çalışmayı sağlayan bir iletişim biçimi yeni çalışma ortamının başarısı için zorunludur. Bunu yok sayan ya da göz ardı edenler çalışma ortamlarında işbirlikleri sağlamadan ziyade hakim olma niyeti taşıyanlardır. Bu da son dönem teknolojileri ile oluşan yeni iletişim ortamlarında kurulabilecek kültürlerarası temasları zedeleyip, kültürel emperyalizm endişelerini haklı çıkarabilecek niteliktedir.