İletişimsel Eylem Kuramı ve Kültürlerarasılık

İletişimsel eylem kavramsallaştırması Jürgen Habermas’a aittir. Habermas modern toplumların doğası itibariyle kriz üretme potansiyeline sahip olduklarını bu krizlerin de insanlığın özgürleşme güdüsüyle ilişkili olduğunu belirtmektedir.

İnsan yaşamında belli başlı iki eylem türü bulunduğunu belirten Habermas, bunlardan ilkinin doğayla etkileşime girmek suretiyle, diğerinin ise insanların birbirleri arasındaki etkileşimiyle gerçekleştiğini ifade etmektedir. Doğayla etkileşime girmekteki amaç, yaşam koşullarını üretebilmektir. Doğayı insanoğlunun amaçları doğrultusunda kullanmasını içeren bu eylem türüne Habermas “amaçsal- ussal” eylem adını verir. İkinci eylem türü ise insanların birbirleri ile girdikleri etkileşimlerdir. Bunda ise bir toplumun üyesi olarak yaşayabilmek amaçlanmaktadır. Habermas’ın “iletişimsel eylem” olarak nitelediği eylem türü yukarıda bahsedilen ikinci tür eylemi içeren bir olgudur.

Eylem Modelleri ve İletişimsel Eylem

Habermas, “iletişimsel eylem” adını verdiği kuramı açıklarken öncelikle toplumsal yaşamın açıklanmasında öne çıkan belli başlı eylem modellerine değinir ve geliştirdiği modelin bunlardan farklılığını ve özgünlüğünü ortaya koyar. Söz konusu eylem modelleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Teleolojik (Hedefe Yönelik) Eylem Modeli
  • Kurala Dayalı (Normatif) Eylem Modeli
  • Dramaturijik (Oyuna Yönelik) Eylem Modeli

İletişimsel Eylem ve Özellikleri

İletişimsel eylem, söz eylemlerle aynı şey değildir. Çünkü iletişimsel eylem, söz eylemlerle koordine edilen bir etkileşim tipini tanımlar. Bu yüzden de Habermas dil üzerinden gerçekleşen rasyonel/akılcı iletişime merkezi bir önem verirken, eylemi iletişimle denk tutmaz.

Habermas’a göre insanlığın sağlıklı bir toplum ve gelecek için ihtiyaç duyduğu iletişimsel eylemin 3 temel işlevi bulunmaktadır. Bunlar; kültürel bilginin kuşaktan kuşağa aktarılarak yenilenmesi, sosyal entegrasyon ve grup dayanışması ile kişisel özdeşleşmedir.

İletişimsel Eylem Kuramı, Habermas düşüncesinde özgürleşimci ve eleştirel bir çalışmanın, bilgikuramsal eksenden, iletişim ve öznelerarası bir sosyal eylemin güdüleminde kurulan bir epistemolojiye yöneldiği çalışmadır.

Rasyonel İletişim ve Konsensusun Gerekleri

Rasyonel bir iletişim ortamının ve dolayısıyla konsensüsün olabilmesi için bir takım unsurlara ihtiyaç vardır. Bu unsurlar ve açıklamaları aşağıda verilmiştir. Bunlar:

  • Doğruluk
  • Uygunluk
  • İdeal Konuşma Durumu (Tahrip Edilmemiş İletişim)

Kamusal Alan

İletişimsel eylemin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi ideal bir kamusal alanın oluşumunun ön koşuludur. Kamusal alan kavramı ayrıca, bireylerin kendi görüşlerini açık bir platformda özgürce tartışmalarını refere eder. Daha genel anlamda kamusal alan, bilgi akışının kaynağı, farklı bakış açılarının oluşumu, buradan varılabilecek bir sentez sonucunda bir irade veya görüş ortaya çıkmasını sağlayan geniş bir ağ olarak tanımlanmaktadır.

Kültürlerarasılık ve İlgili Kavramların Gelişimi

Modern dünyanın karmaşıklaşan yapısı içinde "farklılıklar" daha sık vurgulanmakta, bu farklılıkların bir arada özgürce kendilerini ifade edebilme koşulları üzerine yoğunlaşılmaktadır. Bu bağlamda "kültürlerarasılık" olgusu da günümüzde en sık dile getirilen konulardan biri olup, diyalog ve sağlıklı etkileşim koşulları üzerine kapsamlı analizler yapılagelmektedir.

Farklı kültürlerin kendine has niteliklerini koruyarak ve herhangi bir hiyerarşiye tabi olmaksızın birlikte yaşayabilmesi ve buna yönelik düzenlemelerin oluşturulması olarak tanımlanabilen "çokkültürlülük" gerek siyasi gerekse de toplumsal açıdan "öteki"ni tanıma ve kabul etme zemininde anlam kazanmaktadır.

Çok kültürlülük ve kültürel çoğulculuk gibi kavramlar farklı kültürlerin kendi özgün yapılarını koruyarak bir arada yaşayabilmesi, herhangi bir hiyerarşi veya asimilasyona uğramaksızın varlıklarını sürdürebilmesi gibi bir vurguyu içermektedir. Kültürlerarasılık ise bu anlayışın bir adım daha ilerisine giderek kabul edilen ve korunan bu kültürlerin etkileşime girmesi, iletişim ve diyalog halinde bulunmasını ifade etmektedir.

Farklı kültürlerin bir arada bulunmaları durumunda yaşanabilecek olan asimilasyon, ayrımcılık vb. sorunların giderilmesinde kültürlerarasılık günümüzde ciddi bir çözüm alternatifi olarak tartışılmaktadır.