Kültür, Toplum ve İletişim
İletişim aracılığıyla metaryal (somut) veya mental (soyut) düzeylerde üretilen kültür, insan ilişkilerinin doğası üzerinde doğrudan rol oynar. Kültür kavramını “sosyal üretim ve yeniden üretim ilişkilerine egemen olan iş yapış biçimi” şeklinde anlamlandırdığımızda; farklı zaman, mekân ve toplumlarda farklı kültürel göstergeler karşımıza çıkar. Dünyanın kitle iletişim araçları ile sarmalandığı günümüzde kültürel konu, tema ve sorunları anlamaya dönük ve bunun “iletişim” temel alınarak gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır. İletişim aracılığıyla materyal (somut) veya mental (soyut) düzeylerde üretilen kültür, insan ilişkilerinin doğası üzerinde doğrudan rol oynar. “İnsan yapısı olan her şey” şeklinde ifade edilen kültür kavramının tarihsel gelişimine ve kullanım sürecine bakıldığında kavrama ilişkin olarak getirilen tanımlamaların yanlı ve sorunlu olduğu görülmektedir.
Modern teknik anlamıyla sosyal bakımdan kalıplaşmış insan düşünce ve davranışı olarak ele alınan ve uzun zaman antropolojinin temelini ve inceleme alanını oluşturan kültür, İngiliz antropolog Edward B. Tylor (1871)’un İlkel Kültür isimli kitabında insan davranış ve düşünce sistemlerinin rastgele oluşmadığı ve belirli doğal yasalara bağlı olduğu fikri bağlamında değerlendirilmiştir.
Önceleri zihinsel/bilişsel (genel bir zihniyetin parçası olma), kolektif (bir toplumdaki düşünsel ve ahlaki gelişme durumu), betimleyici -somut (sanatsal ve entelektüel çalışmalar) ve toplumsal (bir halkın bütün yaşam biçimi) bir kategoriyi temsil eden “kültür” kavramının tanımı üzerine birbirine benzer noktalar bulunmakla birlikte altı temel kavrayış üzerinde yoğunlaşıldığı görülmektedir.
Kültür kavramının yanı sıra konunun yaklaşım tarzlarına göre farklılık taşıyacağı varsayımından hareketle altkültür, sözlü ve yazılı kültür, popüler kültür, çokkültürlülük, kültürlerarasılık, kültürel emperyalizm, kitle kültürü, yüksek kültür, alçak kültür, kültür endüstrisi ve halk kültürü kavramlarına değinilmesi literatüre aşina olmak ve bütünlüklü bir fikir geliştirmek açısından gereklilik taşımaktadır. Kültür kavramının kökenine değin yapılan tarihsel bir analiz ile bağlamına dönük ayrıntılı incelemenin ardından “betimleyici, tarihsel, normatif, psikolojik, yapısal ve genetik” ve “konusal, tarihsel, davranışsal, normatif, işlevsel, zihinsel, yapısal, sembolsel” tanımlama kavrayışları üzerinde durmak gerekir.
Kültür, insan yaşamını ifade eder, insanın iş yapış biçimine gönderme yapar; ancak aynı zamanda “düzenleyici” ve “baskıcı” roller üstlenir. Toplumsal bir varlık olan insanın diğer insanlarla bir arada yaşaması esasında kültür, bir denetim mekanizmasına işaret eder ve belirli davranış biçimlerini onaylarken bazılarını da reddeder. İnsan ilişkilerini düzenleyen normlar kültürle korunur, ödül ve ceza mekanizmaları çeşitli biçimlerde açığa çıkar. Toplumsal düzeni oluşturan tüm unsurlar kültürle yakından ilişkilidir. Ekonomi, siyaset vb. toplumsal düzen kurucu etmenlerin hemen hemen hepsi kültürel iş yapış biçimlerinden etkilenir. Ekonomik yapı, toplumsal olarak insanların yaşam biçimlerini etkilerken; kültür bu yaşam biçimlerini meşrulaştırır. Kültür kavramının yanı sıra konunun yaklaşım tarzlarına göre farklılık taşıyacağı varsayımından hareketle altkültür, sözlü ve yazılı kültür, popüler kültür, çokkültürlülük, kültürlerarasılık, kültürel emperyalizm, kitle kültürü, yüksek kültür, alçak kültür, kültür endüstrisi ve halk kültürü kavramlarının çözümlenmesi önem kazanır.