Kriz Yönetimi ve Stres Yönetimi İlişkisi

Stres Kavramı ve Aşamaları

Kriz doğal felaketler, mekanik problemler, insan hataları ve yönetimsel kararlardaki yanlışlar ve benzeri nedenler ile örgütlerin sürekli olarak beklenmedik tehlike veya fırsatlarla karşı karşıya kalmasıdır. Stres, sonucu önem taşıyan ve baştan belli olmayan herhangi bir durum ya da olguyla ilişkili bir fırsat, zorlama veya bir istem karşısında bireyin yaşadığı bir durumdur. Krizler stresleri oluşturmakta ve krizlerin yönetilmesinde stres önemli bir birleşen olarak yer almaktadır. Yaşadığımız yüzyılda teknolojik yenilik ve değişimin çok hızlı gerçekleştiği, rekabet koşullarının çok keskin olduğu bir ortam söz konusudur. Örgütler ve insanların maruz kaldığı bu yenilik ve değişim nedeniyle ilişkilerde büyük bir stres yaşanmaktadır. Stres personel ve örgütler için de sorunları, gerilimleri ve krizleri de tetikleyen bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.

Genel uyum sendromuna göre stres aşamaları alarm, direnme ve tükenme şeklinde gerçekleşmektedir. Alarm aşaması vücudun tehlikeyi algılayıp kendisini sinirsel ve hormonsal olarak düzenlemesidir. Uyum aşaması, stres kaynağının kabul edilmesi ve vücudun buna uyum sağlaması, direnme aşaması vücudun strese karşı tepki göstermesidir. Direnç gösterilen stres kaynağına karşı bütün gücünü kullanan ve baş edemeyen vücut tükenmiştir.

Stresin Belirtileri

Stresin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal olmak üzere dört farklı belirtisi bulunmaktadır. Baş ve sırt ağrıları, uyku düzenin bozulması, diş gıcırdatma, çene bölgesinde kasılmalar, yüksek tansiyon, kalp krizi, aşırı terleme, iştahta azalma veya artış, sürekli yorgunluk hissi, kazalarda artış fiziksel belirtiler; yersiz kaygılanma, endişelenme, depresyon, asabiyet, gerginlik, özgüvenin azalması, saldırganlık ve tükenmişlik duygusal belirtiler, işe ve olaylara karşı yoğunlaşamama, karar vermede güçlük, unutkanlık, zihin karışıklığı, verimliliğin düşmesi, iş kalitesinde azalma, hatalarda artış, muhakeme yeteneğinde zayıflama zihinsel belirtiler, insanlara karşı güvensizlik duygusunun artması, oluşan hata ve yanlışlar için başkalarını suçlamak, başkalarının açıklarını ve hatalarını bulmaya çalışmak sosyal belirtilerdir.

Strese Neden Olan Faktörler

Günlük yaşantı içerisindeki acelecilik, sürekli hareket, hızlı kentleşme, kalabalıklar potansiyel bir stres kaynağıdır. Bireysel stres kaynakları ülke ve dünya ekonomisinin gidişatı, politik hayatın belirsizlikleri, çalışanın yaşadığı kentin çevresel ve ulaşım sorunları, teknolojik değişmelerin yaşam tarzı ve alışkanlıkları değiştirmesi, sosyal ve kültürel değişimlerin hızlanmasıyla kuşaklar arası farklılıklar nedeniyle oluşmaktadır. Örgütsel stres kaynaklarının birçoğu işin kendisinden kaynaklanmaktadır. İşin hâkimlik mesleğinde olduğu gibi sürekli karar almaya yönelik olması, kömür madeni gibi fiziksel çalışma ortamının kirli olması işin kendisiyle ilişkili stres yaratmaktadır.

Stresin Etkileri

Stres durumunda bireylerin bedensel değişimleri ile beraber zihinsel kavrama yeteneklerinde de değişiklikler görülmektedir. Stres altında bulunan kişilerin olayları kavrama, hâkim olma ve karar verme konusunda zorlandıkları ve kendilerini yetersiz hissettikleri belirlenmiştir. Stres, insanların anlama, denetleme yeteneklerine ve kendilerine olan güvenlerini tehdit etmektedir. Araştırmalar süreğen stresin günümüzde, başlıca ölüm nedenleri arasında yer alan kalp, damar ve dolaşım sistemi hastalıklarının oluşmasında önemli bir etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Stres faktörlerinin artması ve kişinin kendi iç dünyasının bir yansıması olarak çalışanın performansının azalması, istifalar ile beraber çalışan devir hızının artması, çalışanın işe geç gitmesi veya devamsızlık yaparak gitmemesi, işten ayrılması ve işe yabancılaşması görülen örgütsel etkilerdir.

Stres ile Baş Etme Yöntemleri

Bireysel stres ile başa çıkmak için düzenli olarak beden hareketleri, solunum egzersizleri , gevşeme hareketleri, meditasyon, beslenme açısından stres yapan yiyeceklerden uzak durulması, sosyal ve kültürel etkinliklere katılım, masaj, dua ve ibadet, zaman yönetimi gibi faaliyet ve aktivitelerin kişinin stresinin azaltılması ve başa çıkılmasında yararlı olduğunu belirtilmiştir.

Çalışanların kapasitesinin üzerindeki işler için hayır demeleri gerekmektedir. Çalışanlar ile yönetici arasında etkili ve açık bir iletişim ağı gereklidir. Yöneticilerin işle ilgili konularda çalışlanlarının görüşlerini almaları gerekmektedir. Yöneticiler işlerin etkili ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi için yetki devrinde bulunmalıdırlar. Rol çatışmasına neden olabilecek yönetici isteklerine karşı yöneticiler uyarılmalıdırlar. Gereksiz ve sıkıcı toplantılardan kaçınılması gerekmektedir. İşlerin önem sırasına göre yapılması, çalışanların iş yeri çalışma saatleri belirlenmeli ve gereksiz mesai yaptırılmamalıdır.

Kriz Yönetimi ve Stres Yönetimi İlişkisi

Stres, insan davranışına neden olan ve insanı harekete geçiren bir faktördür. Dolayısıyla kriz anında ortaya çıkan stres iyi yönetilebilirse yaratıcılığı, yeniliği, değişimi ve başarıyı ortaya çıkarabilir. Buna karşın kriz anında ortaya çıkan stres yönetilemezse, zamanında harekete geçilmez ve gerekli önlemler alınmazsa bireyler ve örgütler için istenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Kriz durumları bir süreç olarak ele alınmaktadır. Bu süreçler, stres yaratan süreçlerdir ve hızlı kararlar almayı gerektirir. Hızlı kararlar almak zorunluluğu, var olan durumun aciliyeti ve krizin şiddeti stresin boyutunu belirlemektedir. Özellikle yönetilemeyen, müdahale edilemeyen veya müdahale etmenin gecikmesi veya yetersiz olması durumlarında krizin etkisi daha da artmakta buna bağlı olarak stres düzeyi yükselmekte ve bireyler yanlış kararlarla dönüşü olmayan yollara gidebilmektedirler.

Krizlerin ve dolayısıyla ortaya çıkan stresin etkili bir şekilde yönetilebilmesi bilgiye dayalı planların yapılmasına bağlıdır. Planlamanın yapılması, birimlerin koordineli bir şekilde harekete geçmesi ve ortaya çıkan sonucun kontrol edilmesi stresin azaltılmasına ve krizlerin aşılmasına olanak tanıyacaktır.