Sosyokültürel Etkenlerin Suça Etkisi

Sosyokültürel yapı İnsan toplumda yaşar ve toplumdan etkilenir. Sosyokültürel etkenler suçu ve suçluluğu etkileyen faktörlerdendir. Sosyokültürel yapıyı oluşturan unsurlar; nüfus, statüler, roller, sosyal etkileşim, sosyal sınıflar, sosyal gruplar, sosyal ilişkiler ağı ve sosyal normdur.

Sosyokültürel etkenler pek çok davranışı etkilediği gibi suçu da etkilemektedir. Kriminolojide sosyal ve kültürel etkenlerin suça etkisi sosyolojik teoriler tarafından incelenmiştir.

Sosyolojik teoriler Sosyolojik teorilerin temeli suçluluğun kültür çatışmasına dayandığı varsayımıdır. Bu kapsamda sosyal ve kültürel çevredeki kriminojen koşullar incelenmektedir. Sosyolojik teoriler ile dış faktörlerin suçluluğu nasıl etkilediği açıklanmaya çalışılmaktadır. Yani sosyal ve kültürel sınıf, politik, coğrafi ve çevresel yapıların suçu ve suçluluğu etkilemeleri sosyolojik teorilerin inceleme alanını oluşturmaktadır.

Sosyolojik teoriler yapısal teoriler, alt kültür teorileri ve sosyalleşme teorileridir.

Yapısal teoriler Yapısal teorilere göre suçun kaynağı toplumsal yapıdır, toplumdaki sınıf farklılıkları suça neden olmaktadır. Durkheim'a göre suçluluğun bulunmadığı hiçbir toplum yoktur, insanların suç kabul edilen davranışlarına yönelik olarak ceza her zaman ve her toplumda uygulanmıştır. Suçun olmadığı bir toplum yoktur, suçluluk her sağlıklı toplumun bütünleşmiş kısmıdır. Dolayısıyla suçluluk normaldir, ancak suçluluğun kapsamının belirli sınırları aşması hastalıklıdır.

Yapısal teoriler kendi içinde; aykırı fırsatlar teorisi, tepki teorisi ve uyuşmazlık teorileri olmak üzere üçe ayrılmaktadır.

Aykırı fırsatlar teorisi Aykırı fırsatlar teorisi bireyin sosyo kültürel yapı içindeki yerine dikkat çekmektedir.Robert Merton Durkheim’ın anomi görüşlerinden hareket ederek suçluluğu açıklamaya çalışmıştır. Yani anomi teorisi iki aşamalı olarak ortaya çıkmıştır. Öncelikle Durkheim anomi kavramına sapıcı davranışları açıklamak için başvurmuştur, Merton ise suçluluğu anomi kavramıyla açıklayabilmek için bu teoriyi sistemleştirmiş ve geliştirmiştir.

Anomi teorisine göre sapıcı davranış da uygun davranış gibi sosyal yapının bir ürünüdür. Merton’a göre sosyal yapı bir gerekliliktir ancak aynı zamanda bir kötülüktür. Sosyal yapı ile kültür birbiriyle çatışmaktadır. Kültüre bağlı temel yönlendirmeler ile bunların sosyal sınıfa bağlı olarak sınırlı gerçekleşme olanakları oluşturulmuş beklentilerden sapmaya neden olmaktadır. Teori tüm sapıcı davranışlarla değil, sadece suç ve suçlu ile ilgili olanlarla ilgilenmektedir.

Tepki teorisi Tepki teorisine göre suçun nedeni sosyal sınıf farklılıkları ve bu farklılıkların sosyal statüye olan etkileridir. Alt gelir grubu üyesi gençler orta sınıf değer ve standartlarıyla değerlendirilmekte, bu gençlerden orta sınıfın amaçlarına ulaşması beklenmektedir. Ancak alt gelir grubu üyesi genç bu amaçlara ulaşabilmek için gerekli sosyalleşme deneyimlerine ve geçerli bir sosyal statüye sahip değildir. Bu durum genci bunalıma sürüklemekte, tatminsizliğe ve öz saygısında azalmaya neden olmaktadır. Tüm bunların sonucunda ise genç orta sınıf değer ve standartlarına tepki olarak suç işlemektedir. Genç bu değerlere tepki gösterirken, suç işlerken aslında reddettiklerini arzulamaktadır.

Uyuşmazlık teorileri Uyuşmazlık teorilerine göre toplumsal ve politik eşitsizliğin bir sonucudur. Toplum çıkarları ve amaçları birbiriyle çatışan gruplardan oluşmaktadır. Her grup kendi çıkarını korumakta ve çıkarı için mücadele etmektedir. Gruplar arasında yaşanan çıkar çatışması uyuşmazlığa neden olmaktadır. Volt’a göre kanun yapma, kanunları ihlal etme ve kanunları uygulama süreci grupların çıkarları arasındaki çatışma ve uyuşmazlığı göstermektedir. Azınlıkların yasama sürecini etkileyecek güçleri olmadığı için azınlık davranışları genellikle suç olarak tanımlanmaktadır.

Sosyalleşme teorileri Sosyalleşme teorileri suçluluğu bireylerin başarısız sosyalleşmesine bağlı olarak açıklamaktadır. Teoriye göre bir toplumda yaşayabilmek için kişinin sosyalleşmesi şarttır. Sosyalleşme; kişinin üyesi olduğu gruba ait kuralları, değerleri ve yön tayinini öğrenmesidir. Öğrenmek kişinin bunları gözlemlemesi, taklit etmesi, karşılaştırması, kaçınması, alıştırması ve anlamasıdır. Sosyalleşme aracılığıyla grubun davranış tarzları, düşünme biçimleri, bilgileri, saikleri ve değer anlayışları öğrenilir. Sosyalleşme başarısız olduğunda ise belirli durumlarda suçlu olacaktır.

Alt kültür teorileri ve kültür çatışması teorisi sosyalleşme teorilerinin içerisinde değerlendirilir.

Şikago Okulu 1892 yılında Şikago Üniversitesinde sosyoloji bölümü kurulmuş, dönemin sosyal koşulları incelenmiş, kriminoloji, sosyoloji ve sosyal psikoloji alanlarına önemli katkılar sağlanmıştır. Bu bölümün ileri sürdüğü görüşlere kriminoloji ve sosyolojide kısaca “Şikago Okulu” denmektedirŞikago Okuluna göre insan davranışının nedeni genetik faktörler değil, sosyal ve fiziksel çevredir. İnsan karmaşık bir yaratıktır ve yaşam biçimlerini çeşitlendirme yeteneğine sahiptir. Toplum da insan davranışını önemli ölçüde etkilemektedir. Kentler insanın doğal çevresidir.

Sembolik etkileşim teorisi Sembolik etkileşim teorisi davranışı düzenleyen kuralları açıklamaya çalışmıştır. İnsan davranışı bireyler arasında iletilen sosyal sembollerin bir ürünüdür. Kişilerin durumları yanlış tanımlaması yanlış davranışa ve suça neden olmaktadır.