Coğrafi ve Çevresel Etkenlerin Suça Etkisi
İklim ve Suç
1800’lü yıllardan itibaren coğrafi faktörlerin suçluluk üzerindeki etkisi araştırılmaya başlanmıştır. Kartografik (coğrafi) görüş veya ekolojik okul olarak adlandırılan bu görüşe göre, suç sosyal koşulların bir sonucu olmakla beraber coğrafi iklim, sıcaklık, nem barometrik basınç, yeryüzü şekilleri gibi hususlar suçlu davranış üzerinde etkili olmaktadır.
Belçikalı Quételet 1800’lü yıllarda Hollanda’da yaptığı çalışmalarla güneyde ve sıcak mevsimlerde kişilere karşı suçların artış gösterdiğini ancak kuzeyde ve soğuk mevsimlerde ise mal varlığına karşı suçların arttığını iddia etmiştir. Quètelet bu ilişkiyi “suçluluk hakkında ısı kanunu” olarak adlandırmıştır. Belirtelim ki iklimin insan davranışı üzerinde etki yaptığı ve dolayısıyla suçluluğa da etki ettiği söylenebilirse de bu etkinin sayısal olarak kesin bir şekilde açıklanması mümkün değildir.
Coğrafi Bölgeler ve Suç
Ülkemizde coğrafi bölgeler ile suçluluk arasındaki ilişkiyi ortaya koyacak genel istatistikler bulunmamaktadır. Ancak Adalet Bakanlığı İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından tutulan Adalet İstatistiklerinden bir yıl içinde hangi coğrafi bölgede hangi ceza davalarının açıldığına ve sanık sayılarını ilişkin bilgilere ulaşmak mümkündür. Ancak bu veriler açılan ceza davası ve sanık sayısını ortaya koymakta ve Türkiye’de suçun coğrafi bölgelere dağılımını tam olarak yansıtmamakla birlikte bu konuda bir fikir vermekte ve bölgelerin suçluluk profillerinin kısmen de olsa karşılaştırılmasına imkân tanımaktadır.
Suç Coğrafyası ve Suç
“Suç coğrafyası”, belirli bir coğrafyadaki suçluluğun dağılımı ile ilgilenir. Bir yazara göre suçluluk coğrafyası, özel yapıya sahip bir yer ile belirli bir zaman diliminde o yere düşen suçluluk arasındaki ilişkiyi inceleyen bir bilim dalıdır. Suçluluğun şehir, ilçe ve köylerde, tarım ve sanayi bölgelerinde ya da bir şehrin değişik bölgelerinde nasıl dağıldığı hususu da araştırılmıştır. Bölgelerin coğrafi özellikleri ile suçluluk arasında bir sebep sonuç ilişkisi araştırılmıştır.
Suç coğrafyası öğretisinin sonuçlarına karşı büyük şüphe duyulmasına rağmen bu öğretinin ulaştığı sonuçlara eğilmek gerekir. Çünkü suç dağılımını gösteren suç haritası, suçun önlenmesinde öncelikli bölgeleri gösterir. Bu nedenle suç coğrafyası uygulama bakımından önem taşır.
Şehirlerin Yapısı (Ev Mimarisi) ve Suç
Son dönemlerde evlerin mimarisi ile suçluluk arasındaki bağın araştırılmasına ilgi artmıştır. Dar ve küçük evlerde birçok kişi birlikte yaşamak zorunda kalabilir. Kendine ait yaşam alanları bulamayan ancak ekonomik, ailevi nedenlerle birlikte yaşamaya mahkûm olan kişiler arasına kavgalar ve gerilimler yaşanması kaçınılmaz olmaktadır. Özellikle gençler evden kaçarak çetelere veya sokağa sürüklenmektedir.
Yapılan çalışmalarda, itirazlar olmakla beraber yüksek bina mimarisinin özellikle çocuklarda suçluluğa teşvik edici bir etki yarattığı ifade edilmektedir. Gökdelen çocuklarında sıklıkla hayal kırıklığı ile birlikte saldırganlığın ve suçluluğun gözlendiği ileri sürülmektedir.