Türk Giyim Tarihine Giriş

Türkler tarih boyunca kendi kültürüne özgü giysiler kullanmıştır. Yaşadığı coğrafya özelliklerine göre, gelenek ve göreneklerini ve bulundukları ortamın koşullarına göre kendi toplumunu, inançlarını yansıtan kıyafetler giymişlerdir.

İnsanoğlu çeşitli gereksinimlerini gidermek amacıyla var oluşundan itibaren araştırmış, etrafında bulduklarını kullanarak üretme yollarını keşfetmeye başlamıştır. Kendi çabası ve yetenekleri ile sınırsız buluş gerçekleştirmiştir. İnsanlık tarihinin en eski sanatlarından biri dokuma sanatıdır. İnsanlar iklim koşullarından etkilenmemek ve dış etkenlerden kendini korumak isterken doğadan topladığı malzemelerle dokumacılık sanatını ortaya çıkarmıştır. İlerleyen dönemlerde koşulların değişmesi, insanların kendini daha çok geliştirmesi ile dokuma sanatı, her toplumun teknik bilgi, sanat ve yeteneğine göre ilerleme göstermiştir. Türklerin Orta Asya’da giydikleri giysiler ortam şartları ve göçebe toplum olmanın etkisi altındadır. Giysileri doğal şartlara uyumlu ve rahat kullanımı olan modellerdir. Türk Toplumu içinde desenlerde ve süslemelerde bazı farklılıklar olsa da kıyafetler göçebe toplum etkisindedir.

Orta Asya’da giysiler; Bir iç don, üste giyilen kaftan, bir çeşit hırka, ceket ya da palto, çizme ve çarıktan oluşmaktadır.

Türk Kumaşları

Türk kumaşları dokuma, malzeme ve kullanılan desenler bakımından dünya kumaşçılığında önemli bir yere sahip olmuştur. Bugün mevcut örneklere bakıldığında hem Büyük Selçuklular hem de Anadolu Selçuklular Döneminde Türk Kumaşlarında kuş ve hayvan motifinin etkili olduğu bilinmektedir.

Selçuklu Kumaşları ile Osmanlı kumaşları arasında kalan dönemle ilgili çok fazla bilgi olmasa da 15. yüzyıldan itibaren kumaş gelişimi bilinmektedir. Anadolu Selçuklularının tekstil sanatı Osmanlı kumaşlarının güzel örnekleri için bir zemin oluşturmuştur. Türk kumaşları tarih boyunca birçok aşamadan geçmiştir. Osmanlı öncesi dönemde Denizli dokumacılığı çok gelişmiştir. Burada altın işlemeli ve uzun süre dayanıklı pamuklu kumaşlar üretildiği bilinmektedir. Ankara ve çevresi yün üretimi ile bilinmektedir. Birçok ilde ipekçilik yapılmıştır. Bunlardan biri olan

Bursa’ da ipekçiliğin çok gelişmiş olduğu kaynaklardan bilinmektedir. Üretiminden dokunmasına kadar her aşaması oldukça zor olan ipek dokumacılığı, her dönemde çok kullanılan bir kumaş olmuştur. 16. yüzyılda İstanbul, Bursa ipeklilerini dokuyan önemli bir merkez haline gelmiştir. Osmanlılar ipeği en güzel şekilde dokumuş, dokuma ipliğine altın ve gümüş karışımlı tel katarak daha değerli yapmışlardır. Bu şekilde dokunan ipeğe Klabdan denilmiştir.

16. yüzyıldan itibaren dokunduğu bilinen ipekli dokumalar; tafta ve valalar, atlas ve kutnular, kadife, kemha, seraser gibi kumaşlar sayılabilir. Canfes hafif ipekli ince bir kumaştır ve kaftan üretiminde kullanılmıştır. Ayrıca canfesten yazlık ferace, şalvar, mintan ve astar da yapılmıştır. Seraser atkısı ve çözgüsü ipekten olan, çiçek desenli bir kumaştır. Kaftanlarda çok kullanılan bir kumaştır.

İşleme Sanatı

Türk toplumu özel merasim kıyafetlerinden iç giysilerine kadar giysilerini mutlaka işlemeli kullanmışlardır. İşlemeler her türlü giyside kullanılmış önemli süsleme tekniklerindendir. Geleneksel Türk giyim kuşamında işlemeler pek çok kadın, erkek ve çocuk giysileri ile aksesuarlarını süsleme için kullanılmıştır. Özellikle kadın giysilerinde işlemenin ayrı bir yeri vardır.

İnsanlar varoluşundan bu yana süslenmeyi sevmiş, her dönem süs merakıyla yeni düşünceler geliştirmiştir. Giydiği kıyafetleri ve kullandığı eşyaları süsleme gereksinimi de bu merakından gelmiştir. Görsel 14.4. te görüldüğü şekilde çoğunlukla kasnak ve gergef denilen araçlarla işleme yapılmış bunlara kumaş ya da deri gerdirilmiştir. Çeşitli ipliklerle önceleri basit tekniklerle yapılan işleme, insanın gelişimi devam ettikçe oldukça detaylı ve emek isteyen sanat işlerine dönüşmüştür.

Osmanlı Döneminde Giyim

Osmanlı’da giysiler, kumaş ve form olarak statü belirleyici olmuşlardır. Kadınların ev ve dış giysileri farklı olmuş, evde giydikleri gösterişli giysileri dışarda ferace ile kapanmıştır. Kadınlar dışarda kol boyları çok uzun olan, ancak parmak uçları görünebilen feraceler giymişlerdir. Yüzlerini de yaşmak denilen bir örtü ile örtmüşlerdir.

Padişahlar kıyafetlerine çok önem vermişlerdir. Özellikle halka göründükleri Cuma namazlarında veya elçi kabullerinde çok gösterişli giyindikleri bilinmektedir. Sultanların, hanedan kadın ve çocuklarının kıyafetleri, saray terzileri tarafından saray atölyelerinde önceden hazırlanmış numunelere göre dikilmiştir.

Kaftanların formları hemen hemen aynı kalmıştır. Çoğunlukla önden açık, yakasız veya küçük dik yakalıdır. Uzun veya kısa kollu olabilmektedir. Ön ortaları şerit ya da brit düğmelidir. Bazı kaftanlar içten pamuklu dıştan kapitone şeklinde dikişlidir. Padişahların giysileri açık şekilde saklanmış ve dış etkenlerden korunmuştur.

Kadın ve Erkek Giyiminde Batılılaşma

Türkiye’de, geleneksel kadın kıyafetlerinin. 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batılı giyim kuşamdan etkilendiği, yüzyılın son çeyreğinde, neredeyse tümüyle Avrupalılaştığı görülür. 18. ve 19. yüzyıl modasına ışık tutan görseller kaynak olarak; minyatürler, gravürler, tuval resimleri, fotoğraflardır. Osmanlı Döneminde tutulan terzi defterleri de dönemin modasını net bir şekilde anlatmaktadır. Batılılaşmaya bir geçiş dönemi olduğu ve önce kadınların süsleme ve aksesuarlarında bu değişimin yaşandığı bilinmektedir. Erkek kıyafetlerindeki Batılılaşma, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla (1826) başlar. Padişahlar pantolon ve ceketten oluşan iki parçalı üniformalar giymiştir. Fes de 1828’den sonra giyilmeye başlamıştır.

Erkek giyiminde ağı bol, paçaları daralmış, beli kemerli ve önü ilik düğme ile kapanan şalvar pantolon arası giyim, geçiş döneminin en iyi örnekleridir. Uzun ceketler önce Batıdan geldiği şekilde, önden yakaya kadar düğmeli ve çoğunlukla bedene oturan ya da bol kullanılabilen redingotlardır. Daha sonra yakaları biraz daha oyularak içinden gömleğin görünmesine imkân verecek şekilde İstanbulin denilen kesimler kullanılmaya başlanmıştır. Pantolon, ceket ve festen oluşan erkek kıyafetleri Cumhuriyet dönemine kadar kullanılmıştır.