Kostüm Tarihine Giriş

Kostümün Tanımı ve Diğer Terminoljik Tanımlamalar

Kostüm kavramının etimolojik kökeni Latince,costuma kelimesinden gelenek, alışkanlık, davranış, vb. anlamlarıyla, özellikle farklı insanlar veya farklı sınıfsal yapıya ait kişiler tarafından farklı dönemlerde giyilen ayırt edici kıyafetler anlamında kullanılmıştır.

Kostüm ve Giysi Tarihinin Kronolojik Gelişimi

İlkçağlardan itibaren, ilk giysi formu olan tunik, iki adet dikdörtgen hayvan derisinden yapılır ve başın geçmesi için bir açıklık bırakılır. Açık kenarlardan kollar dışarı çıkarılır ve giysi bir kuşak-kemer ile belde bağlanır ya da giysiyi vücutta tutmak için yanlara ek bağlar yerleştirilerek kullanılılrdı.

Mezopotamya Uygarlıklarında tunik formu görüldüğü gibi, üst bedeni açıkta bırakan ve etek olarak giyilen uç kısımlarında saçaklar ve püsküller bulunan giysiler görülmektedir.

Kostüm tarihi açısından en önemli Anadolu uygarlıkları arasında Hititler (MÖ 2000-1200), Frigler (MÖ 1200- 700), Urartular (MÖ 900- 600) yer almaktadır. Bu uygarlıklar arasında Hititler, giysilerinin yapımında keten veya yün kullanılmıştır. Giysilerinde deriden yapılmış kemer veya kuşaklar kullanmışlardır. Ayrıca kısa kilt eteklerin yanı sıra kolları olan tunikler, erkeklere özgü öğelerdi.

İndus Vadisi'nde Hint medeniyetin en erken dönemlerinden kalma heykel ve edebi eserler fazlaca olmasına rağmen, bilim adamları giyim stillerindeki değişiklikleri tarihlendirmekte ve zaman içinde belirli stillerdeki varyasyonları adlandırmakta zorlanmaktadır. . En eski Hint kıyafetleri, vücudun etrafına sarılan ve dikilmemiş kumaştan yapılmış giysiler olarak belirlenmektedir.

Çin kostüm tarihi, Çin kadın giyiminde temel öğe boydan ayak bileklerine kadar inen uzun bir elbise ki elbisenin etek uçlarına kalın şeritler geçirilmiştir. Önemli giysi formları; Han-choal olarak adlandırılan tunik, hoal elbise, machaol ise geniş kollu dış giysidir.

Yunan ve Roma uygarlıklarında tunik formunun yanı sıra zenginlik sembolü olarakta bedene sarılan kumaşların vucudu dolaşarak oluşturulan drapeli giysi formlarını görmekteyiz.

Bizans Dönemine ait giysiler ;Pallium adı verilen ve sağ omuzda bir fibula ile tutturulan, başı örtecek şekilde uzun bir mor pelerin, T biçimli basit kesimli tunikler, maphorion adı verilen, başörtüleri kullanırlardı. Ayrıca toga ve stola da kullanmışlardır.

Ortaçağ adından da anlaşılacağı gibi, büyük bir geçiş çağıdır. Yaklaşık beş yüz yıl boyunca Avrupa çapında medeniyet yapıları sağlayan Roma İmparatorluğu 476'da yıkılarak, Romalıların barbarlar olarak adlandırdığı göçebe halk grupları Batı Avrupa'nın çoğunu kontrol altına almıştır.Ortaçağ’da elbiseler etnik ırk, cinsiyet, sosyal statü ve meslek belirleyicisidir. Kişinin giydiği elbiseye göre toplum içindeki rolü hakkında bilgi sahibi olunmaktadır.

Romanesk ve Gotik dönemi, şövalyelik dönemi olarak bilinir. Zırhlı giysiler ve omuzlara kadar uzanan zırhlı başlıklar bilinen giysilerdir. Bu dönemde insanlar vücuda oturan ve dikiş özelliği olan giysiler giymeye başlamışlardır. Modada yaklaşık 1100 ila 1500 arasındaki en büyük genel eğilim, giysilerin vücuda uygun hale gelmesidir. Cote- hardy, Houppelande gibi giysiler de bu değişime örnek olarak verilebilir.

Yeniçağ veya Erken Modern Dönem, tarih çağlarının üçüncüsüdür. Bu dönemin başlangıç ve bitiş tarihi kesin olmamakla birlikte; çoğu tarihçi bu devrin 1453 İstanbul’un Fethi ile başlayıp, 18. yüzyıl Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi sırasında bittiği konusunda uzlaşmışlardır.

Yeni Dünya, Amerika keşfedilmiştir. Amerika’nın keşfedilmesiyle Avrupalılar dünyaya yayılmış ve o döneme kadar birbirinden ayrı kalmış kıtalarla ortak bir tarih sürecine başlamışlardır.

Rönesans terimi "yeniden doğuş" anlamına gelmektedir. 15. yüzyılda yükselen Rönesans, öğrenme, kültür ve ticaret olarak İtalya'da yeniden doğmaya başlamıştır.

Barok ve Rokoko Dönemi 17. yüzyıl gösterişli renklerin ve giysilerin var olduğu bir dönemdir. Görkem ve ihtişamın dönemi olarak ta bilinmektedir. 17. yüzyıl boyunca Avrupalılar tarafından giyilen kıyafetler, daha önce hiç olmadığı gibi moda eğilimlerinden etkilenmiştir.

19.yüzyıl öncesinde yaşanan ve yeni bir çağı başlatan Fransız Devriminin kaotik ortamının yarattığı dramatik değişiklikler giysiler içinde bir dönüm noktası olmuştur. Fransız Devrimi ile aynı zamanda giysilerle de otoriteye karşı çıkış yaşanırken, İngiltere de ise erkek egemen bir moda anlayışı hüküm sürmektedir.

20.yıl İngiltere de Edward Dönemi ile başlayan ve iki dünya savaşının yaşandığı kaotik bir dönemdir. Bu dönemde gelenekçi anlayış sarsılırken sınıfsal ayrımlar ortadan kalkmıştır. Sanat, edebiyat ve müzikte heyecan verici yeni biçimler doğmuştur. Moda evlerinde tarz yaratan terzilerden yeni bir terminolojik kavram doğmuştur. Haute couture- Yüksek Moda kavramını Charles Frederich Worth, Paul Poiret ve Erte yaratmıştır ve Paris modanın merkezi haline getirmişlerdir.

Türk Giyim Tarihi; Osmanlı Devleti kostümlerinde Orta Asya ve Selçuklu giysilerinin etkisini görmek mümkündür. Osmanlı dönemimde giysiler bir statü göstergesi olarak kabul edilmiştir.Osmanlı dönemi giysileri temel olarak yıllar boyunca farklı formlarda değişmek yerine geliştirilmiş ve zenginleştirilmiş bir anlayış ile günümüze ulaşmıştır.

Kostüm ve Giysi Tarihinde Formsal Etkileşimler-Değişimler

İlkçağ uygarlıklarından günümüze kadar uzanan süreçte kostüm -giysi formlarında belirgin değişimler olduğu görülmektedir. Basit T formlu tunikler ilkçağdan 20. yüzyıla kadar kostüm tarihinde daha karmaşık ve rafine bir hale dönüşmüştür. Bu değişimde rol oynayan ana etkenleri; sosyolojik, psikolojik, ekonomik, politik etkenler olarak saymak mümkündür.

Kostüm ve Kültür İlişkisi

Giysi kültürü araştırmalarında giysilerin ait oldukları dönemlerdeki estetik ve teknik bütün özelliklerini tespit edilerek farklı sonuçlara ulaşılabilir. Giysiler bireyin ayırt edilme ihtiyacını, farklılaşma, değişim ve ayrılık eğilimini de tatmin ederek bireyi toplumun kabul ettiği ve ilerlediği yolda yürümeye iten bir güç olarak maddi kültürün önemli öğelerinden biri olmaya devam etmektedir.