Çocuklukta Kişilerarası İletişim
Çoğu zaman birbirine karıştırılan büyüme (growth) ile gelişme (development) kavramları, oldukça farklı anlamlara gelmektedir. Büyüme, bedende gerçekleşen niceliksel değişiklikleri (kilo artışı, boyun uzaması vb.) ifade ederken; gelişme, değişikliklerin niceliği kadar niteliğini de kapsamaktadır. İnsanoğlu doğumundan itibaren büyümeyi sürdürür, zihinsel olarak gelişir ve giderek artan öğrenme, anımsama ve muhakeme yeteneği kazanır (Yavuzer, 1996). İnsanın tüm yaşamında bahsi geçen bütün gelişim süreçlerinin önemi büyüktür. Gelişim sürecinde ortaya çıkan engel ve aksaklıklar bireyin yaşamını olumsuz etkileyecektir. İnsanoğlu doğumundan itibaren büyümeyi sürdürür, zihinsel olarak gelişir ve giderek artan öğrenme, anımsama ve muhakeme yeteneği kazanır. Fiziksel gelişim, çocuğun davranışını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkiler. İnsanın duygusal gelişimi ise zamanla oluşur ve kazanılır. Duygusal gelişim, hem öğrenme hem de olgunlaşma sonucu gelişmektedir. İnsan gelişimini, doğum öncesi dönemdeki ve doğum sonrası dönemdeki gelişim olarak evrelere ayırmak mümkündür. Doğum öncesi dönem, büyüme ve gelişmenin başlangıç noktasını oluşturur. Bedensel ve zihinsel gelişim doğum aşamasına değin belirli bir gelişim sürecini izler. Doğum sonrası dönemde, kişinin kendine özgü yetileri yavaş fakat açık biçimde gelişim gösterir. Bebeklik âdeta bir güven evresidir ve bu dönemde birey dünyaya güvenilebilir ve inanılabilir bir biçimde bakmayı öğrenir. Bununla beraber çocuğun öğrenmesi, büyük ölçüde anne ve babası tarafından ilgi, sevgi ve fizyolojik gereksinimlerinin karşılanmasına bağlıdır.
Tüm insan davranışları biyolojik yapı içinde gerçekleşir. İnsanlar aynı gelişim yolunu izlerler. Koşmadan önce yürür, yürümeden önce emeklerler. Bu çerçevede insanların iletişim becerileri de gelişim gösterir. Genellikle bebeğin anne ile olan bağlılık ilişkisi, niteliksel olarak diğer ilişkilerden farklı özellikler gösterir. Bu ilişkinin niteliği, bebeğin diğer ilişkileri üzerinde de etkilidir. Anne ve yaşıtlarla olan ilişkiler elbette doğası itibariyle farklıdır ancak, zaman içinde çeşitli ortamlarda farklılık gösterir. Yaşıtlar arasında gerçek anlamda bir etkileşim vardır. Çocukların büyüklerle ve yaşıtları ile ilişkileri arasında benzerlikler ve farklılıklar bulunur. Bu da çocuğun gelişimi açısından önemlidir.
Bebekler doğumlarının ardından geçen kısa süre içerisinde erişkinlerle ilişki kurmaya yardımcı olabilecek özelliklere sahip olurlar. Bebeklik ve ilk çocukluk döneminde, bedensel (kas ve kemik) gelişimin bir uzantısı olarak çocuk, kendi başına hareket edebilir hâle gelir ve yürümeyi öğrenir.
Arkadaşlık, çok farklı düzeylerde duygusal, psikolojik ve fiziksel ihtiyaçların giderilmesi açısından önem taşımaktadır. Yakın ilişkileri ve arkadaşlıkları bulunan bireyler çok daha kolay anlaşabilmekte ve ilişkilerini düzenleyebilmektedir. Çocuğun dil gelişimiyle birlikte, yakın aile çevresi dışındaki bireylerle daha rahat iletişim kurabilir. Kreş ya da anaokulu ile arkadaş çevresi genişleyen çocuğun sosyal ilişkileri önemli ölçüde değişir. Bu döneme değin anne, baba ve yakın akrabalar çocuğun hayatındaki tek önemli kişilerken, örgün eğitim sürecinin başlaması ile birlikte arkadaşlar da önemli yer kazanır.