Sosyal Psikoloji ve Gelişim Psikolojisi Bağlamında İnsan İlişkileri Modelleri
İnsan ilişkilerinin doğası her zaman inceleme konusu olmuş; bireyin toplumsal bir varlık olarak tutumları, davranışları, değer yargıları ve tepkileri her dönem anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Birey davranışı ve bireyin zihinsel süreçleri, özellikle psikolojinin inceleme alanını oluşturmuştur. Bireyin deneyim ve davranışının, sosyal uyaran durumlarıyla ilgili olarak incelenmesi, sosyal psikolojinin çalışma alanına girmektedir. Gelişim psikolojisi ise, insan yaşamını süreç olarak ele almanın yanı sıra bireyler arasındaki değişim, benzerlik ve farklılıkları da ortaya koymaya çalışır. Gerek sosyal psikolojide gerekse gelişim psikolojisinde önem kazanan Sistem Kuramı, varsayımları itibarıyla ilişkilerin kişilerden oluştuğu ve dış dünya ile bağlantılı olduğu yönünde bir görüşe sahiptir. Bu bağlamda, ilişkilerin davranışlar dizisi olmayıp, etkileşimler dizisi olduğu yaklaşımı öne çıkmıştır. Kişilik ve öğrenme, insan ilişkilerinin anlamlandırılmasında kilit öneme sahip olan kavramlardır. Bireyin, giderek karmaşıklaşan yaşamın bir ferdî olarak varlığını anlamlı kılması, kişiliğinin gelişimi ve öğrenme süreçleriyle ilişkisellikler taşımaktadır. Karmaşıklaşan ve ‘neden’lerin arttığı yaşam pratikleri ve bu çerçevede de insan ilişkilerinin açıklanması, sınırların belirsizleştiği ve birçok bilim dalının ilgi alanına dönüştüğü bir sorunsalı karşımıza çıkarmaktadır. Birey, temelde psikolojik, sosyolojik, kültürel ve ekonomik düşünce kalıplarının dışına taşmaktadır.
Bireyin yaşamında, ilişkilerine yön veren ve ilişkilerinin doğasını belirleyen sayısız sosyal uyaran durumundan söz etmek mümkündür. Birey, psikolojik bir varlık olmanın ötesinde aynı zamanda da sosyaldir. Bireyin kişilerarası ilişkileri, konuşması, susması ya da selamlaşma tarzları, öznel olaylara bağlı olabileceği gibi sosyal normların belirleyiciliğinde ortaya çıkabilir. Birey, tüm yaşam pratiklerini gerçekleştirirken diğerleri ile kişilerarası ilişki hâlindedir; diğerleri ile arasında duygusal ve güdüsel ilişki açığa çıkar. Kişilerarası ilişkiler, büyük bir sosyal çevrenin içerisinde gelişir ve bu çevreden bağımsız değildir. Kolektif etkileşim, uyaran olarak diğer insanları içermektedir. Bireyler, ait oldukları sosyal çevre ve gruplar içerisinde etkileşimde bulunduklarından, bu sosyal çevreye has kültürel uyaranları da öğrenmekte, benimsemekte ya da dönüştürmektedirler.
Psikoloji, insan ilişkilerini ele alan ve anlamlandırmaya çalışan çeşitli modellerin geliştirildiği bir bilimdir. Kimi yaklaşımlar, insan ilişkilerini genel olarak ele alırken; kimisi de insan ilişkilerini odak noktası olarak seçmiştir. Bu modelleri, sosyal psikoloji ve gelişim psikolojisi başlıkları altında sınıflandırmak mümkündür. Bu bölümün amacı, insan ilişkilerine ilişkin görüş ve modelleri sunarken, belli başlı sorulara da yanıt bulmaktır. Bu soruların başında insanın tanımlanması gelmektedir. Ardından insanı, incelerken "birey" düzeyinde mi, yoksa ilişkileri bağlamında mı ele alınacağı kararı önem kazanmaktadır. Bir sonraki aşama ilişki türleri ve doğasını sorgulamayı gerektirmektedir. Aynı zamanda ilişkinin dinamik yapısı, değişik evrelerinin ortaya konulmasını zorunlu hâle getirmektedir. Belki de en önemli soru, ilişkiyi belirleyen unsurların –ki bunları kısaca zaman, mekân, güç ilişkileri, roller vb. başlıkları altında değerlendirmek mümkündür– neler olduğu ve ne düzeyde etkili olduğudur.