Yetişkinlik Döneminde Kişilerarası İletişim

İletişim, toplumsal bir varlık olan bireyin yaşamının her anında vardır. Ancak, insan yaşamının her dönemi, bireyin gelişim sürecine bağlı olarak farklılaşır ve iletişim süreçleri de bu bağlamda şekillenir. Yetişkinlik, birey açısından çok farklı deneyimlerin, yaşantıların ve duyguların hâkim olduğu bir döneme işaret eder. İnsan yaşamında her dönemin sancıları bambaşkadır ve deneyimsellikler taşır. Yetişkinlik dönemi de birey psikolojisi ve toplumsal yaşantılar bağlamında çözümlenmesi, analiz edilmesi ve üzerinde değerlendirmeler yapılması gereken bir süreçtir. Erikson, Bühler, Jung gibi psikologların “yetişkinliğin tek başına duran, ergenlikle yaşlılık arasında ayrımlaşmamış bir biçimde yer alan bir evre” düşüncesini kırmasıyla birlikte bilim dünyası, yetişkinler ve yetişkinlik konusuna daha fazla eğilmeye başlamıştır. Yetişkinliğin bir varlık durumu olduğu anlayışı, yerini “oluşum süreci” olduğu anlayışına bırakmıştır. Yetişkinlik çoğu zaman yaşlılık ve biyolojik ya da toplumsal değişimle bir arada düşünülür. Birey, doğduğu andan ölünceye değin gelişimsel evrelerin yanı sıra toplumsal olarak düzenlenmiş evrelerden geçer. Toplumsal olarak yaş en önemli belirleyicidir. Yaşam döngüsündeki geçiş noktaları yaş ile tayin edilmeye çalışılır.

Yetişkinlik dönemi de bireyin sosyal ilişkilerini düzenlerken çeşitli yollara başvurduğu bir sürece işaret eder. Bu bağlamda, yetişkin ve yetişkinlik denildiğinde akla gelmesi gereken önemli unsurların ele alınması önem taşımaktadır. Öncelikli olarak kavramsal düzeyde bir açıklamanın ardından yetişkinliğin evreleri ve kuramlarına bakmak yararlı olacaktır. Kuramcılar, yetişkin gelişiminin birbirini izleyen evrelerden oluştuğunu ileri sürerler. Yetişkinliğin evreleri, kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Bunun temel nedeni de bireyin yaşamındaki değişimin derecesi ve hızının, kişilik ve çevresel etmenlerden etkilenmesidir.

İnsanın gelişim sürecini bütüncül olarak açıklamak her zaman tercih edilen bir durumdur. Ancak burada insanın yaşam döngüsü içerisinde özellikle yetişkinlik yıllarına vurgu yapan kuramlar ele alınmaktadır. Bu kuramlar sırasıyla, (i) İnsan Yaşamının Akışı Kuramı, (ii) Yaşam Evreleri Anlayışı, (iii) İnsanın Sekiz Çağı, (iv) Yaşam Yapısı Kuramı ve (v) Dönüşüm Kuramı'dır.

Bireyin yetişkinlik döneminde de önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Birey bu dönemde hem benliğinin iç dünyasını düzenlemek hem de kendisine bir dış dünya örgütlemek durumundadır. Birey, genç yetişkinlik döneminde başlayan toplumsal katılım ve sorumlulukları konusunda ilerleyen yaşlarda daha duyarlı hâle gelir. Yetişkin bir vatandaş konumuna erişen birey, toplumsal çevresinde söz sahibi olmanın mutluluğunu yaşar. Daha önceden kazandığı seçme hakkının yanı sıra seçilme hakkı da kazanır.

Yetişkinler, bir taraftan ekonomik gelir elde etmek amacıyla bir işte çalışırken, bir taraftan da işten arta kalan zamanlarını geçirmek üzere çeşitli hobiler geliştirirler. Bu dönemin en önemli özelliklerinden biri de bireyde fizyolojik açıdan yaşlanma belirtilerinin açığa çıkmasıdır. Bu bağlamda birey korkuya kapılıp, endişelenebilir. Çevresindekilerle ilişkilerinde huysuz, hiçbir şeyi beğenmeyen ve fazlasıyla eleştirel bir karaktere bürünebilir. Bu dönemde birey yaşadığı değişimlere uyum sağlamayı, bunları kabullenmeyi ve onlarla yaşamayı zor da olsa öğrenir.