Eş’arilik
İslam dünyasında değişik sebeplerle vuku bulan fikrî ve itikadi hareketler sonucunda otaya çıkan mezhep ve problemlere karşı kelam metodunu kullanan Ehl-i Sünnet mezhebi Eşari ve Maturidi öncülüğünde temsil edilmiştir.
Hz. Peygamber’den sonra İslam coğrafyasında dâhili ve haricî nedenlerle pek çok yeni problem ve düşünce akımı ortaya çıkmıştı. Özellikle Mutezile ekolüyle beraber İslam düşüncesi yeni bir açılım kazanmış, usul ve konu açısından geleneksel çizgiden farklılaşmalar olmuştu. Gerek yeni meselelerin çözümü, gerekse ortaya çıkan farklı mezhep ve fırkalarla inanç ve fikir düzeyinde mücadele noktasında geleneksel çizgi de kendini geliştirmiş ve Ehli Sünnet ekolü sistemli bir mezhep olarak tarihteki yerini almıştı. Maturidilikle birlikte Ehl-i Sünnet’in iki önemli temsilci kanadından bir diğeri Ebü’l-Hasan el-Eşari’ye nispetle Eşarilik'tir.
Mutezile'den ayrılarak Ehli sünnet ekolünün önemli bir öncüsü olarak ün kazanan Eşari, yazdığı eserler ve yetiştirdiği talebelerle başta Mutezile olmak üzere diğer mezheplere karşı fikrî ve itikadi bir mücadele sürdürmüştür.
İmam Eşari’nin Mutezile’den ayrılma sebebine dair kaynaklarda meşhur olan iki gerekçe bulunmaktadır. Bunlardan biri, rüyasında Hz. Peygamber’i görmesi ve ondan uyarı almasıdır. Bundan daha meşhur olan diğer gerekçe ise üç kardeş (ihve-i selâse) meselesi diye bilinen ve kendisiyle hocası Cübbâî arasında geçen tartışma ve bu tartışmada Mutezile düşüncesinin cevaplarının onu tatmin etmemesidir.
Eşari için Mutezile’den ayrıldıktan sonra iki durum söz konusudur: Biri İbn Küllab’ın tesirinde olduğu kelamcı yönü, diğeri ise İbn Hanbel’in takipçisi olarak selefî yönü. Bazıları onun Basra’dan ayrılıp Bağdad’a geçince selefî olduğunu, sonra kelamcı yönünün ağır bastığını savunurken kimisi de aksini savunur.
Eşari’nin hem Mutezile’ye mensup olduğu dönem hem de daha sonraki yıllarına ait pek çok eserinin bulunduğu rivayet edilmektedir. Ancak bugün eserlerinden sadece şunlar elimizde bulunmaktadır: Mâkâlâtu’lİslâmiyyîn ve İhtilâfu’l-Musallîn, el-İbâne ‘an Usûli’d-Diyâne, el-Luma’ fi’rReddi ‘alâ Ehli’z-Zeyği ve’l-Bida’, Risâle fî İstihsâni’l-Havz fî İlmi’l-Kelâm, Risâle ilâ Ehli’s-Seğr, Risâle fi'l-İmân.
Bâkıllânî, İbn Fûrek, Abdulkâhir el-Bağdâdî, Cüveynî gibi önemli alimler Eş'ari'den sonra Eş'arîliğin önemli temsilcileri olarak Ehl-i Sünnet itikadına hizmet etmişlerdir.
Birer Ehl-i Sünnet ekolü olarak Eşariliğin ve Maturidiliğin temel farklılığı diğer itikadi mezheplere karşı olmakla beraber, çok asli meselelerde olmamak üzere bazı konularda kendi aralarında da ihtilaf etmişlerdir.
İmam Gazali’ye kadar geçen süreç bir takım gelişmeleri içermekle birlikte ortak bir yapı olarak ele alınır. Ancak Gazali ile birlikte özellikle Mantık ilminin eklenmesi ve diğer bazı metodolojik ve söyleme ait gelişmeler nedeniyle Eşarilik yeni bir ivme kazanmıştır. Bu nedenle Gazali öncesine Mütekaddimûn, Gazali ve sonrası sürece ise Müteahhirûn dönemi denir. Fahreddin Razi ile birlikte ise Felsefî Kelam süreci başlamıştır.
Mütekaddimûn döneminin dikkat çeken önemli özelliklerinden biri felsefi konu ve prensiplere fazla yer verilmemesidir. Mütekaddimûn döneminde dikkat çeken diğer bir önemli husus, Bakıllânî’nin Eşari kelam istemine yerleştirdiği in‘ikâs-ı edille prensibinin kabulüdür.