Kelami Düşünceye Zemin Hazırlayan Etkenler Ve Kelam İlminin Oluşum Süreci

Kelam ilmi de dahil İslami ilimlerden hiçbiri Hz. Peygamber döneminde teşekkül etmedi. Bunun temel sebebi, Kur'an'ın nazil olmaya devam etmesidir. Sahabe ameli konularda olduğu gibi kafalarına takılan itikadi konuları Hz. Peygamber'e sorarak öğreniyorlardı. Kur'an'dan ve sahih sünnetten öğrendiğimiz kadarıyla Hz. Peygambere hem Müslümanlar ve hem de gayrimüslimler tarafından inanç konularını içeren muhtelif sorular sorulmuştur. Hiç şüphesiz bu sorular ilkesel bağlamda Kelam ilminin doğuşunda önemli derecede katkıda bulunmuştur.

Kelam ilmi hicri birinci yüzyılın sonlarında doğmaya başladı. Konusu itibariyle Kelam ilmi; Allah, insan ve varlıktan bahseder. Varlığın, Yüce Allah’la olan ilişkilerini anlamamıza yardımcı olur. Ayrıca, insanın beş duyu organı ve aklı ile varlıktan hareketle var edenin bilgisine ulaşmasını sağlar. Duyu ötesi alanın bilgisini kavramada akıl birinci derecede yol gösterici bir vasıtadır. Buna vahiy de destek sağlar.

Kelam ilmi başta olmak üzere Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kıraat gibi diğer İslami ilimlerin hiçbiri Hz. Peygamber döneminde teşekkül etmedi. Bunun temel sebebi, Kur'an'ın nazil olmaya devam etmesidir. Sahabe ibadet ve ahlaki konularda olduğu gibi zihinlerine takılan itikadi konuları da doğrudan Hz. Peygamber'e sorarak öğrenirdi. Kur'an'dan, sahih sünnet ve siyer ilminden öğrendiğimiz kadarıyla Hz. Peygambere hem Müslümanlar ve hem de gayrimüslimler tarafından inanç konularını içeren muhtelif sorular sorulmuştur. Kıyametin ne zaman kopacağı, ruhun mahiyeti, Hz. İsa’nın tabiatı, büyük günah, Allah’ın zatı vb. gibi sorular buna örnek verilebilir. Hiç şüphesiz bu sorular ilkesel bağlamda Kelam ilminin doğuşunda önemli derecede katkıda bulunmuştur. Elbette Kelam ilminin doğuşunda bu soruların dışında başka faktörlerin de etkisi olmuştur. Bunlar arasında; Kur’an’ın müteşabih dili, din-siyaset ilişkileri, büyük günah meselesi, farklı kültür ve inanç gruplarıyla karşılaşma, felsefi cereyanların etkisi sayılabilir.

Hz. Peygamberin vefatıyla birlikte teslimiyetçi ruh anlayışı kırılmış, Müslümanlar arasında tartışma kültürü su yüzüne çıkmaya başlamıştır. Bunda soru sorma kaynağının çeşitliliği büyük rol oynamıştır. Her bilgin sahabe kendi bilgi ve yöntemine göre aynı soruya farklı cevaplar vermiştir. Bu da doğal bir durum olup dinin yaşanmasını kolaylaştırmıştır. Hilafet ve imamet meselesi alanındaki tartışmalar bunun başında gelir. Her ne kadar Hz. Ebu Bekir'den III. Halife olan Hz. Osman'a kadar göreceli bir sükûnet dönemi yaşanmışsa da Hz. Osman'ın öldürülmesiyle fitne kapısı sonuna kadar açılmıştır. Hz. Ali'nin hilafetiyle birlikte Müslümanlar arasında Cemel ve Sıffin savaşları patlak vermiş, bu iç savaşlarda karşılıklı olarak Müslümanlar birbirlerini öldürmüşlerdir. Bütün bu hadiselerden sonra Kelam ilminin ana konuları arasında yer alacak olan iman ve amelle ilişkili konular başta olmak üzere; “Mümin, münafık, kafir kime denir?” gibi hususlar tartışılmaya başlanmıştır. İslam toplumundaki birlik ruhunda ayrışmalar kendisini göstermiş, bu durum Kelami ekollerin ortaya çıkmasının müşterek zeminini hazırlamıştır.

Kelam ilminin oluşum sürecini hazırlayan iç sebeplerden biri de dinî nasların anlaşılmasında ortaya çıkan ihtilaflardır. Her kelam ekolü nasları anlamada kendilerine özgü yöntemler geliştirmiş, hatta kendi görüşlerini meşrulaştırmak adına ayet ve hadislere gitmişlerdir. Halbuki doğru olan, kendi görüşlerini desteklemek adına ayet ve hadislere gitmek değil; ayet ve hadislerden yola çıkarak görüş ortaya koyabilmektir.

Bütün bunlara rağmen, Kelam ilminin doğuşunda belirleyici olan Müslümanların iç meseleleridir. Ancak, fetihlerle birlikte farklı din ve kültürlerle karşılaşma, tercüme hareketleri gibi dış sebepler de Kelam ilminin ortaya çıkmasında kısmen etkili olmuştur.

Kelam ilminin oluşum sürecini hazırlayan iç sebeplerden biri de dinî nasların anlaşılmasında ortaya çıkan ihtilaflardır.

Hiç kuşkusuz, Kelam ilminin doğuşunda belirleyici olan Müslümanların iç meseleleridir. Ancak, fetihlerle birlikte farklı din ve kültürlerle karşılaşma, tercüme hareketleri de kısmen Kelam ilminin ortaya çıkmasında etkili olmuştur.