Kelam’da Bilgi Problemi

Mümin, bildiği ve tanıdığı bir Yaratıcıya inanmakta ve teslim olmaktadır. Rabbini bilmek ve tanımak, O’na iman etmenin zeminini oluşturmaktadır. Müslüman olabilmek için imana sahip olmak zorunludur ve imana sahip olmak ise, Allah’a ilişkin bilip tanımayı gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla bilgi, kelam eserlerinin ilk ve öncelikli konusu olmuştur.

Kur’an araştırma ve incelemeye dayanmayan, sorgulayıcı ve üretici düşüncenin kaybı anlamına gelen taklidi ve çoğunluğun görüşüne tabii olmayı reddetmiş ve her çeşit kuşkunun ötesindeki doğrulanmış bilgiye değer atfetmiştir. Zira ancak doğrulanmış bilgi, kesinlik taşır. Kesinlik ise, bilginin değerini belirler.

Başlangıca varlık ve bilgi konusuna yerleştirmek, sonrasında ele alınacak tartışma konularına bilgiye dayalı bir temel oluşturma yanında, bunlardan bağımsız olarak temel bir değer olarak bilgiyi de ayrıcalıklı bir konuma yerleştirmiştir. İslam düşüncesine göre bilgi, başlıbaşına bir değerdir.

Kur'an ve hadiste insanlar gözlem, akletme ve araştırmaya teşvik edilmiş; bilgi sahipleri yüceltilmiş ve şüphelerden uzak olan kesin bilgiye itibar edilmiştir. Kur’an’a göre bilgi, bir üstünlük ölçütüdür ve bilen, bilmeyenden üstündür.

Kelamda bilginin pek çok tanımı yapılmış olmasına rağmen, doğru ve geçerli tanımın kurallarına uygun, ilâhî ve beşerî bilgiyi kapsayacak bir muhtevada olmasına özellikle dikkat edilmiştir.

Varlığın gerçekliği ve ona ilişkin bilgimiz temelinde beşerî bilginin imkânı ortaya konulmuştur. Çünkü varlık bilgiye konu olabilmekte ve insanlar da ancak var olanları bilebilmektedir.

Kelam alimlerine göre bilgi kaynakları beş duyu, akıl ve haber olarak belirlenmiştir. Duyular tecrübî alanla, akıl hem empirik hem de soyut/metafizik alanla ilgili, haber de bu iki bilgi kaynağının yetersiz kaldığı alanlarla ilgili bilgi verirler. Bilgi kaynakları bir bütündür, birinde görülen noksanlık ve sınırlılık, diğeri tarafından tamamlanır ve kesinliğe ulaşır.

Akıl, bilinenden elde edilen delille bilinmeyene istidlal yöntemiyle ulaşır. Dolayısıyla akıl ile elde edilen bilgiye nazari bilgi de denir.

Bir haberin bilgi ifade etmesi ve değeri, onun gerçeğe uygun olmasına bağlıdır. Haberin dinimizdeki önemi tartışılamaz. Çünkü Kur’an’ın kendisi de habere dayanır ve inanç esasları haber ile sabit olmuştur. Haberin kesinlik bakımından ve dolayısıyla bilgi değeri açısından en üstün olanı mütevatir haberdir.

Kelam alimleri, bilgi kaynakları ifadesi yerine, bilginin sebepleri ifadesine yer verirler. Çünkü kelami açıdan bilginin mutlak kaynağı Allah’tır. Bunun dışındakiler ancak birersebep olabilirler.

Elde edilen bilginin değeri, kesinliğinde aranmaktadır. Buna halel getirecek bilgi kaynaklarında her türlü eksiklik ve kusurun bertaraf edilmesişarttır.

İslam alimleri, bilgiyi kadim ve hadis olmak üzere iki temel sınıfta ele alırlar. Kadim bilgi, Allah’ın bilgisini temsil ederken, onun dışındaki tüm bilgi türleri ise hadis bilginin kapsamına dahildir.