Kaynaştırma Eğitimi İle İlgili Mevzuat ve Yönergeler
Yıllarca özel gereksinimli bireyler toplumdan soyutlandı, ihmal edildi, görmezden gelindi. Özel gereksinimli bireylerin eğitim alabilmesine yönelik ilk çabalar 16. yüzyılda başlamıştır. 19 yüzyılın başlarında Fransa ve ABD’de işitme engelli öğrencilerin eğitim alması amacıyla okullar açılmıştır. Tabi o yılarda açılan okullarda eğitim ve bakım hizmetleri verilmekteydi.
Türkiye’de özel eğitimin başlangıcı 1800 yıllara uzansa da yasal düzenlemelerin yapılması 1980’li yıllarda başlamıştır. Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunun çıkarılmasından sonra özel eğitim alması gerekli olan öğrenciler normal öğrencilerin devam ettiği okullarda gelişimi normal olan diğer öğrencilerle birlikte eğitim almıştır. Günümüzdeki gelişmelere ulaşabilmesi uzun yıllar içinde olmuştur.
Özel eğitim alması gerekli olan bireylerin gelişim normal olan akranlarıyla bir arada olabileceği ve eğitimlerini de en iyi biçimde sürdürebileceği ortamda eğitim görmeleri amacıyla kaynaştırma uygulamaları birçok ülke tarafından başlatılmıştır. İlk olarak yetmişli yıllarda ABD’nde başlatılan kaynaştırma uygulamaları zamanla yaygınlaşmıştır.
Kaynaştırma, özel eğitim alması gereken öğrencilere ve öğretmenlerine gerekli destek sağlanarak, özel gereksinimli öğrencilerin gelişimleri normal olan diğer öğrencilerle aynı sınıfta eğitim görmesidir.
1975 yılında Amerika da kabul edilen Tüm Engelliler İçin Eğitim Yasası’nda ifade edilen “en az kısıtlayıcı olan eğitim ortamı” kavramı, 1977 -1978 öğretim yılında ilk kez uygulanmaya başlanıldığında, “ kaynaştırma” olarak tanımlanmıştır.
2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu’nun 4. maddesinde “Durumları ve özellikleri uygun olan çocukların, normal gelişim gösteren çocukların eğitimleri için açılmış olan okul ve eğitim kurumlarında, normal gelişim gösteren akranları arasında eğitilmeleri için gerekli tedbir alınır.” hükmü ile kaynaştırma eğitimi tanımlanmıştır.
2916 sayılı Kanun’un içinde kaynaştırmanın nasıl uygulanacağı net olarak açıklanmadığı için, 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle bu 2916 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış ve kaynaştırma bu kanun hükmünde kararname ile tekrar ele alınmıştır.
Anayasanın 42. maddesinde, özel eğitim alması gerekli olan bireyleri toplumla bütünleştirecek tedbirlerin alınmasının devletin sorumluluğunda olduğu belirtilmiştir. Anayasada 2010 yılında yapılan değişikliklerde özürlü bireylere yönelik pozitif ayrımcılık belirten ifadeler bulunmaktadır.
Özel eğitim alması gereken çocukların kaynaştırma eğitimiyle alması ilk olarak 1983 tarihinde çıkan Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanununda belirtilmiştir.
Özel gereksinimli çocukların normal sınıflara kaynaştırılması yoluyla eğitimini ele alan bir genelge 1988 yılında çıkarılmıştır.
1997 yılında yayımlanan 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında “Kaynaştırma Uygulamaları Sistemi” oluşturulmuştur.
573 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede uygun yöntemlerin ve teknikler belirtilerek bireysel eğitimin önemi ön plana çıkarılmıştır.
2005 yılında yürürlüğe giren 5378 sayılı Özürlüler Hakkında Kanun’un 15. maddesi engellilerin eğitim almasının hiçbir gerekçeyle engellenemeyeceği, engelli çocuklara, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve engeli olmayan çocuklarla eşit eğitim olanağı sağlanacağını belirtir.
Yıllarca özel gereksinimli bireyler toplumdan soyutlandı, ihmal edildi, görmezden gelindi. Özel gereksinimli bireylerin eğitim alabilmesine yönelik ilk çabalar 16. yüzyılda başlamıştır. 19 yüzyılın başlarında Fransa ve ABD’de işitme engelli öğrencilerin eğitim alması amacıyla okullar açılmıştır. Tabi o yılarda açılan okullarda eğitim ve bakım hizmetleri verilmekteydi.
Türkiye’de özel eğitimin başlangıcı 1800 yıllara uzansa da yasal düzenlemelerin yapılması 1980’li yıllarda başlamıştır. Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunun çıkarılmasından sonra özel eğitim alması gerekli olan öğrenciler normal öğrencilerin devam ettiği okullarda gelişimi normal olan diğer öğrencilerle birlikte eğitim almıştır. Günümüzdeki gelişmelere ulaşabilmesi uzun yıllar içinde olmuştur.
Özel eğitim alması gerekli olan bireylerin gelişim normal olan akranlarıyla bir arada olabileceği ve eğitimlerini de en iyi biçimde sürdürebileceği ortamda eğitim görmeleri amacıyla kaynaştırma uygulamaları birçok ülke tarafından başlatılmıştır. İlk olarak yetmişli yıllarda ABD’nde başlatılan kaynaştırma uygulamaları zamanla yaygınlaşmıştır.
Kaynaştırma, özel eğitim alması gereken öğrencilere ve öğretmenlerine gerekli destek sağlanarak, özel gereksinimli öğrencilerin gelişimleri normal olan diğer öğrencilerle aynı sınıfta eğitim görmesidir.
1975 yılında Amerika da kabul edilen Tüm Engelliler İçin Eğitim Yasası’nda ifade edilen “en az kısıtlayıcı olan eğitim ortamı” kavramı, 1977 -1978 öğretim yılında ilk kez uygulanmaya başlanıldığında, “ kaynaştırma” olarak tanımlanmıştır.
2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu’nun 4. maddesinde “Durumları ve özellikleri uygun olan çocukların, normal gelişim gösteren çocukların eğitimleri için açılmış olan okul ve eğitim kurumlarında, normal gelişim gösteren akranları arasında eğitilmeleri için gerekli tedbir alınır.” hükmü ile kaynaştırma eğitimi tanımlanmıştır.
2916 sayılı Kanun’un içinde kaynaştırmanın nasıl uygulanacağı net olarak açıklanmadığı için, 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle bu 2916 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış ve kaynaştırma bu kanun hükmünde kararname ile tekrar ele alınmıştır.
Anayasanın 42. maddesinde, özel eğitim alması gerekli olan bireyleri toplumla bütünleştirecek tedbirlerin alınmasının devletin sorumluluğunda olduğu belirtilmiştir. Anayasada 2010 yılında yapılan değişikliklerde özürlü bireylere yönelik pozitif ayrımcılık belirten ifadeler bulunmaktadır.
Özel eğitim alması gereken çocukların kaynaştırma eğitimiyle alması ilk olarak 1983 tarihinde çıkan Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanununda belirtilmiştir.
Özel gereksinimli çocukların normal sınıflara kaynaştırılması yoluyla eğitimini ele alan bir genelge 1988 yılında çıkarılmıştır.
1997 yılında yayımlanan 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında “Kaynaştırma Uygulamaları Sistemi” oluşturulmuştur.
573 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede uygun yöntemlerin ve teknikler belirtilerek bireysel eğitimin önemi ön plana çıkarılmıştır.
2005 yılında yürürlüğe giren 5378 sayılı Özürlüler Hakkında Kanun’un 15. maddesi engellilerin eğitim almasının hiçbir gerekçeyle engellenemeyeceği, engelli çocuklara, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve engeli olmayan çocuklarla eşit eğitim olanağı sağlanacağını belirtir.