Kamu Maliyesine Giriş
Bireylerin toplum hâlinde yaşamaları dolayısıyla kamusal ihtiyaçları bulunur. Söz konusu kamusal ihtiyaçlar, kamu hizmetleri aracılığıyla ve devlet eliyle giderilir. Ancak devlet, kamu hizmetlerini yerine getirirken harcama yapar; harcamalarını finanse edebilmek için de gelir toplar. Devletin kamu hizmetine yönelik harcama yapması ve gelir toplaması ile bunlar a ilişkin mali faaliyetleri mali olaylar başlığı altında tanımlanır.
Kamu maliyesi, mali olayların incelendiği sosyal bilim dalıdır . Bu noktada mali olayları incelerken diğer bilim dallarıyla ilişki hâlindedir. Öncelikle mali olayların tamamı bir hukuk düzeni içinde gerçekleşir ve hukuki bir niteliğe sahiptir. Dolayısıyla kamu maliyesi ile hukuk doğal bir ilişki içerisindedir. Bununla birlikte mali olaylar, niteliği itibarıyla genel ekonomi içinde ortaya çıkar ve piyasa ekonomisi üzerinde önemli etkiler yaratır. Bu y önüyle de kamu maliyesi ile iktisat doğrudan ilişkilidir. Kamu maliyesi ile diğer bilim dalları arasındaki ilişki, beraber inde kamu maliyesine farklı yaklaşımlar getirir. Bu yaklaşımlar; hukuki, iktisadi, siyasal, psikolojik ve sosyolojik yaklaşımlardır. Hukuki yaklaşım; mali olayları hukuki zemine dayalı olarak idari ve yasal açıdan incelemeye tabi tutar. İktisadi yaklaşım; ekonominin genel yapısını dikkate alarak mali araçların ekonomik ve sosyal alandaki etkilerini ele alır. Siyasal yaklaşım; mali olayları değerlendirirken toplumsal karar alma mekanizması ve toplumun yönetime katılması hususlarını dikkate alır. Psikolojik ve sosyal yaklaşım ise mali olayları kişiler ve toplum üzerindeki etkilerini dikkate alarak inceler.
Kamu maliyesinin konusunu oluşturan mali olaylar, tarihsel süreçte toplum ve devletin yapısı itibarıyla belirli bir gelişim gösterir. İlk ve Orta Çağ’da mutlak güç olarak kabul edilen hükümdar; savunma, güvenlik ve adalet gibi temel kamu hizmetlerini yürütür. Bu dönemde hizmetlerini sunabilmek adına devlet; insanları zorla çalıştırma, mal ve eşyasına el koymak gibi çeşitli ayni yükümlülükler uygulamıştır. Ayni yükümlülükler yanında basit nitelikte mali yükümlülükler de uygulanmıştır. Yeni Çağ'da coğrafi keşiflerle başlayan ticari ve teknolojik gelişmeler, kamu maliyesinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasına zemin hazırlamış ve kamu maliyesine ilişkin çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bu dönemde merkantilizm, kameralizm, fizyokrasi ve klasik iktisat akımı ön plandadır. Merkantilizm ve kameralizm, devlet müdahale sini zorunlu görmüş ve devletin zenginleşmesini amaç edinmiştir. Merkantilizm ve kameralizmi eleştiren fizyokrasi ise klasik liberal iktisat anlayışının öncüsü olup devlet müdahalesine karşı çıkmıştır. Fizyokratlara göre kamu harcamaları kısılmalı ve vergi yükü azaltılmalıdır. Fizyokrasiye paralel olarak klasik liberal akımı; devlet müdahalesine karşı çıkmış; kamu harcamalarının minimum düzeyde tutulması gerektiğini ve temel kamu gelirinin vergi gelirleri olduğunu savunmuştur. Yakın Çağ'da ise yaşanan büyük savaş ve ekonomik buhranlar neticesinde klasik iktisat anlayışı yerini yeni görüşlere bırakmış, bu da kamu maliyesine olan bakışı değiştirmiştir. Bu noktada Keynesyen iktisat, Marksist iktisat, neo‐klasik iktisat, monetarist iktisat, arz yanlı iktisat ve anayasal iktisat anlayışları ileri sürülmüştür . Marksist iktisat anlayışı, tüm üretim aletlerini n devletin elinde bulunması gerektiğini ve ekonomiyi tamamen devletin kontrol etmesi gerektiğini; Keynesyen iktisat anlayışı, devletin piyasanın başarısız olması hâlinde ekonomiye maliye politikası araçlarıyla müdahale etmesi gerektiğini savunur. Neo ‐ klasik iktisat anlayışı ise klasik liberal akımını temel alır, ancak bütçenin açık verebileceğini ifade ederek klasik liberal akımından ayrılır. Monetarist iktisat anlayışı, devlet faaliyetlerinin en aza indirgenmesi gerektiğini söyler ve kamu harcamaları ile borçlanmaya sıcak bakmaz. Arz yanlı iktisat ise kamu harcamalarını azaltılması gerektiğini dile getirir. Son olarak anayasal iktisat anlayışına göre devletin mali yetkileri anayasa ve yasalarla sınırlandırılmalıdır.