İşletmelerde Sermaye Yapısı, Optimal Sermaye Yapısı

Sermaye yapısı kavramı, firmaların finansman yapılarında öz sermaye ve borç arasındaki dağılımı ifade etmektedir. Firmalar genel olarak ihtiyaç duyduğu fonları borç ve öz sermaye olmak üzere iki kaynaktan elde ederler. Borçlanma, firma dışından sağlandığı hâlde, öz sermaye hem firma bünyesinden (dağıtılmamış karlar, yedek akçeler vb. kullanılarak) hem de firma dışından (yeni ortaklar alınarak katılma intifa senetleri çıkartılarak vb.) sağlanabilir.Sermaye yapısı bilançonun pasif kısmında yer alan uzun vadeli borç ve öz sermaye bileşiminden oluşmaktadır. Diğer bir deyişle, sermaye yapısı işletmenin uzun vadeli borçları, hisse senetleri ve dağıtılmayan kârları gibi uzun dönemli finansman kaynakları için kullanılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında sermaye yapısı, finansal yapıdan daha farklı bir görünüm çizmektedir. Finansal yapı, sermaye yapısına ilave olarak kısa dönemli borçları da içermektedir Dolayısıyla finansal yapı sermaye yapısından daha geniş bir kavramı ifade etmektedir.Firmaların sermaye yapılarının firma değeri üzerinde etkisi olup olmadığı konusu finans literatüründe uzun yıllardır tartışılmakatdır. Bu konuda ortaya atılan yaklaşımları, temel ve diğer yaklaşımlar olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Temel yaklaşımlar şeklinde adlandırılan ilk grupta; Net Gelir Yaklaşımı, Net Faaliyet Geliri Yaklaşımı, Geleneksel Yaklaşım ve Modigliani-Miller’in Yaklaşımları ele alınmaktadır. Diğer yaklaşımlar grubunda ise; vergi faktörü, finansal sıkıntı maliyetleri, bilgi çarpıklığı (asimetrik bilgi), temsilci maliyetleri, dengeleme ve finansal hiyerarşi kuramı incelenmektedir.

Bu yaklaşımlardan net gelir ve geleneksel yaklaşımda, firmaların farklı borç/öz sermaye yapılarında firma değerini artırabilecekleri ifade edilmektedir.

Net faaliyet geliri ve Modigliani Miller yaklaşımlarında ise olaya farklı yönlerden bakılsa da firmaların sermaye yapısı kararlarının firmanın büyümesiyle ilişkili olmadğı ifade edilmektedir.

Diğer yaklaşımlardan vergi faktörünü dikkate alan görüşlere göre, firmalar yabancı kaynak kullanmaları durumunda ödedikleri faizleri vergiden düşebildikleri için bu fon kaynağını kullanmayı tercih edeceklerdir.

Finansal sıkıntı maliyetleri, kredi kurumlarına verilen sözler yerine getirilemediğinde veya ödemede güçlüklerle karşılaşıldığında oluşan maliyetlerin bütününü kapsamaktadır.

Bilgi çarpıklığı kuramı, işletme yöneticileri ile işletme dışındaki çıkar gruplarının işletme hakkında sahip oldukları bilgilerin farklı olmasını ifade etmektedir.

Temsilci maliyetleri, firmanın yöneticileri ile hissedarları, hissedarları ile kredi verenleri arasındaki zıt yönlü kazanç beklentilerinden oluşan maliyetlerdir.

Sermaye yapısını dengeleme kuramı, hedef borç oranlarının işletmeden işletmeye değişebileceğini kabul etmektedir. Bu kuram, güvenli, maddi duran varlıklara sahip ve vergilendirilebilir kârı tasarruf sağlamaya yeterli olan işletmelerin hedef oranlarının yüksek olması gerektiğini iddia etmektedir.

Finansal hiyerarşi kuramı ise firmaların ek fona ihtiyaç duymaları hâlinde öncelikli olarak kendi oluşturduğu fonlardan finansman ihtiyaçlarını karşıladıklarını, yetmediği hâlde yabancı kaynak kullandıklarını ifade etmektedir.

Literatürde tartışılan bir diğer konu ise firmaların bir optimal sermaye yapısına sahip olup olmadıklarıdır. Optimal sermaye yapısı, firmaların piyasa değerinin en yüksek ve ağırlıklı ortalama sermaye maliyetlerinin en düşük olduğu sermaye yapısını ifade etmektedir.