Eyyubîler
Devlet, adını Necmeddin Eyyub'dan almıştır. Eyyubîler, Zengîlerin devamı olup Zengîler de Selçukluların Arap coğrafyalarındaki uzantısıdır. Eyyubîler, Hezbaniyye kabilesinin Revvadiye aşiretindendi. Revvadilerin ilk atası Yemen Araplarından olup 758'de maiyetiyle birlikte Azerbaycan'a yerleştirildi. Kürtlerle etkileşime girdiler. Bölgenin Selçuklu hâkimiyetine girmesiyle de Türklerle kaynaştılar ve Türk-Kürt-Arap karışımı haline geldiler. Selçuklu Bağdat şahnesi tarafından Necmeddin Eyyub'a Tekrit'in iktası verildi. Eyyubî sülalesi bundan sonra da Zengîlerin hizmetine girdi.
Eyyubîler, Haçlılara karşı Zengîlerin yanında yer aldılar. Nureddin Mahmud Zengî tarafından Necmeddin, Dımaşk valiliğine tayin edildi. 1164 yılında Fâtımî vezirinin yardım istemesi üzerine Selahaddin, amcası Şirkuh ile Mısır seferine katıldı. 1168-1169 yılında yeniden Mısır seferine çıkan Şirkuh, Fâtımî veziri olarak tayin edilse de onun ölümüyle yerini Selahaddin aldı. 1169 yılında Selahaddin, Dimyat'ı kuşatan Haçlıları yendi ve 1171 yılında Fâtımî Devleti'ne son verip Mısır'a hakim oldu. Eyle, Nûbe, Yemen ve Libya'yı ele geçirdi.
1174 yılında Nureddin Mahmud'un ölümü üzerine Selahaddin Eyyubî, Suriye'ye yöneldi ve Abbâsî halifesi tarafından Mısır, Suriye ve El-Cezire'nin hakimi ilan edilince bağımsızlığını ilan etti. 1182 ve 1185-1186 yıllarında I. ve II. Doğu Seferleriyle Mısır ve Suriye idarelerini birleştirdi. Temmuz 1187'de Hıttin Savaşı'nda Haçlıları yendi ve Sûr hariç Kudüs Krallığı'nın topraklarını fethetti. III. Haçlı Seferi'nde Haçlılara Sûr-Yafa arası sahil bölgeleri bırakıldı. 1193 yılında Selahaddin Eyyubî öldüğünde ülke sınırları Kuzey Afrika'dan İran'a, Ahlat'tan Yemen'e uzanıyordu.
Selahaddin Eyyubî'den sonra başa geçen El-Melikü'l-Efdal, kötü yönetimi ve diğer sebeplerle 1196 yılında tahttan uzaklaştırıldı ve El-Melikü'l-Aziz sultan ilan edildi. Onun 1198'de vefatı ile 1200 yılında Kahire'ye gelen El-Melikü'lAdil bir süre sonra sultanlığını ilan ederek Mısır ve Suriye idarelerini birleştirdi. Onun zamanında Mardin Artukluları Eyyubîlere bağlandı. Haçlılarla ılımlı siyaset yürütüldü. Anadolu'daki Ahlatşahlara son verildi. 1197'deki Haçlı Seferi esnasında Yafa yeniden ele geçirildi. 1203 yılındaki IV. Haçlı Seferi, Venediklilerle yapılan antlaşma ile İstanbul'a yönlendirildi. Haçlı saldırılarının Filistin'e sıçramaması için El-Melikü'l-Adil, bazı tavizler verince Akdeniz sahil şeridi Haçlıların eline geçti. V. Haçlı Seferi'yle 1218'de Haçlılar Dimyat'ı kuşattı ve bu sırada El-Melikü'l-Adil, vefat etti.
El-Melikü'l-Adil'in yerine geçen oğlu El-Melikü'l-Kâmil zamanında, 1219 yılında Haçlılar Dimyat'ı aldılar. Ancak El-Melikü'l-Kâmil'in kardeşlerinin yardımıyla Haçlılar püskürtüldü ve Dimyat yeniden ele geçirildi. 1228 yılında Kudüs'ü almak isteyen Haçlılar, VI. Haçlı Seferi'ni düzenlediler. 1229 Yafa Antlaşması ile Kudüs Haçlılara sadece sivil maksatla kullanılmak üzere bırakıldı. 1232 yılında Yemen'de Eyyubî devri son buldu. Harezmşahların Ahlat'ı almaları üzerine Türkiye Selçuklu Devleti ile El-Melikü'l-Kâmil'in kardeşi Eşref ittifak kurarak 1230'da Yassıçemen Savaşı'nda Harezmşahları mağlup ettiler. El-Melikü'l-Kâmil, 1232 yılında Artukluların Hısnıkeyfa koluna son verdi. Türkiye Selçukluları 1234 yılında Ahlat'ı alınca El-Melikü'l-Kâmil bölgeye hareket etse de netice alamadan Mısır'a geri döndü. O, bir yıl sonra Doğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de elden çıkan yerleri yeniden ele geçirdi ve 1238 yılında da vefat etti.
Yerine geçen II. Adil tutuklandıktan sonra 1240 yılında El-Melikü's-Salih başa geçti. Onun zamanında bazı beylikler merkezden ayrıldılar. 1240 yılında Diyarbakır ve Siverek Türkiye Selçukluları tarafından alındı. Halep, Kösedağ Savaşı'na kadar çoğu zaman Türkiye Selçuklularına bağlı kaldı. Dımaşk hâkimi, El-Melikü's-Salih'e karşı Haçlılardan yardım isteyip karşılığında Sayda, Taberiyye ve Kudüs'ü Haçlılara verdi. Ancak 1244'te Harezmlilerin de desteğiyle El-Melikü's-Salih, Kudüs'ü geri aldı. VII. Haçlı Seferi neticesinde Haçlılar 1249 yılında Dimyat'ı ele geçirdiler ve bu yıl içinde de El-Melikü'sSalih vefat etti. Eşi olan Şecerüddür'ün desteğiyle oğlu Turan Şah 1250'de sultanlığını ilan etti. Bu dönemde Bahri Memlûklerin desteğiyle Haçlılar yenilgiye uğratıldı ve Haçlılar Dimyat'ı boşalttılar.
Mısır'ın Haçlı tehdidinden kurtulmasında önemli rolü olan Bahri Memlûkler, kendilerine hak ettikleri değer ve taltiflerin verilmediğini savundular. Turan Şah da zaferden sonra kendini eğlenceye verince muhalif kesimler Baybars El-Bundukdari'nin etrafında birleşip sultanı öldürdüler. Böylece Mısır'da Eyyubî hâkimiyeti sona erdi. Şecerüddür bundan sonra sultan olurken Aybek et-Türkmani de ordu kumandanı oldu. Ancak o, Şecerüddür ile evlenerek tahta geçti. Böylece 3 Temmuz 1250'de Mısır'da Memlûkler devri başladı. Bu durumu kabullenmeyen Suriye ve Filistin'deki Eyyubî emirleri, Halep Emiri Selahaddin Yusuf'un öncülüğünde Kahire'ye yürüdülerse de 1251'de yapılan Abbase Savaşı'nda yenildiler. Yapılan antlaşma ile Şeria ve Nablus'a kadar olan saha Memlûklerde, Suriye ve El-Cezire de Eyyubîlerde kaldı.
Sultan Aybek'in ölümüyle 1257 yılında yerine oğlu Nureddin Ali geçerken Kutuz da onun naibi oldu. Öte yandan Bağdat'ı ele geçiren İlhanlılar bu defa Eyyubîlere ait Meyyafarikin ve El-Cezire'yi aldılar. 1260'ta Halep, ardından da Dımaşk Moğolların eline geçti. Moğol tehdidi Mısır'a dayanınca Kutuz harekete geçerek 3 Eylül 1260'da Aynicalut Savaşı'nda onları mağlup etti. 3 gün sonra da yine Beysan yakınlarında Moğollar yenilgiye uğratıldı.
İlhanlı hükümdarı Hülagû, Selahaddin Yusuf'u öldürüp Eyyubîlerin Halep kolunu yıktı. El-Cezire Eyyubîleri de daha önce Moğollar tarafından yıkılmıştı. 1263 yılında bu defa Memlûk Sultanı Baybars, Eyyubîlerin Kerek ve Humus kollarına son verdi. 1342 yılına kadar Hama kolu, aralıklarla varlığını devam ettirdi. Hısnıkeyfa kolu ise 1462 yılında Akkoyunlu Uzun Hasan tarafından yıkıldı.