İsmâilîler ve Fâtımîler
Cafer es-Sâdık’ın ölümünün ardından oğullarının imameti konusunda çıkan tartışmalar sebebiyle Şiî dünyasında ayrılıklar artmaya başlamış böylece Şiîliğin önemli kollarından biri olan İsmâilîlik doğmuştur.
Bu yeni mezhebin mensupları ilk dönemlerde güvenlikleri sebebiyle gizlenmeyi tercih etmişlerdir. Gizlenme döneminde dahi mezhebi yaymak için çabalamışlardır. Dâîler sayesinde mezhep geniş coğrafyalara yayılma imkânı bulmuştur.
Daha sonra Ubeydullah-el Mehdî'nin ortaya çıkmasıyla gizlenme dönemi sona ermiş ve mezhebin mensupları da’vete açıktan devam etmiştir.
İsmâilîler, "zâhir" ve "bâtın" ayrımına gitmişler ve Kur’an-ı Kerim’i tevil yoluyla yeniden yorumlamışlardır.
İsmâilîlerin ilk dönemlerinde "mehdî" anlayışı hâkimken daha sonraki zamanlarda "kaim imam" anlayışı hâkim olmuştur. Fâtımî Devleti’nin kurulması ve geniş bir coğrafyada hâkimiyet sağlaması üzerine İsmâilîlik birçok bölgede yayılma ve varlığını sürdürme imkânı bulmuştur.
Ubeydullah el-Mehdî ile Tunus civarında Fâtımî Devleti kurulmuş ve köklerini İsmâilîlikten alan bu devlet ile İslâm dünyasında yeni bir dönem başlamıştır. Bu döneme kadar Bağdat’tan İslam dünyasını yöneten Sünnî Abbâsî hilafetinin karşısında ilk defa Şiî bir hilafet rakip olarak çıkmıştır.
Muiz-Lidînillâh dönemine gelindiğinde meşhur kumandan Cevher es-Sıkıllî tarafından Mısır ele geçirilmiş ve bölgede hutbelerde Fâtımî halifesinin adına yer verilmiştir. Mısır’ın ele geçirilmesiyle Fâtımîler açısından yepyeni ve güçlü bir dönem başlamıştır.
Azîz Billâh döneminde Suriye’de Fâtımî hâkimiyeti sağlandı.
Hâkim-Biemrillah döneminde birçok aşırılık görülmüş Sünnîler ve gayrimüslimlere baskı uygulanmıştır. Onun Dürzîlik sitemini kurması ve ilahlığını iddia etmesi ise bu aşırılıkların en uç noktası olmuştur. Bir müddet sonra ise Halife Hâkim-Biemrillah aniden ortadan kaybolmuştur.
Müstansır-Billâh’ın halifeliğinin ilk dönemlerinde Fâtımîler en geniş sınırlarına ulaşmış ancak ilerleyen dönemde ise iç karışıklıklar sebebiyle devlet çöküşe geçmiştir.
Fâtımîler yeni geldikleri bölgedeki Hâricîlik ve Malikîlik mensubu halkı hâkimiyet altına aldıktan sonra Abbâsî topraklarına yönelmişlerdir. Bilhassa Bağdat’ı ele geçirmeyi hedefleyen Fâtımîler, Arslan Besâsirî ile Abbâsî hilafeti arasındaki çekişmeyi kendi lehlerine kullanıp kısa bir süreliğine de olsa burayı ele geçirmeyi ve hutbeyi kendi halifelerinin adına okutmayı başarmışlardır.
Halife Müstansır-Billâh’ın, Akka kumandanı Bedr el-Cemâlî’yi yardıma çağırıp yetkilerini ona devretmesiyle Fâtımî tarihinde Vezirler Dönemi başlamış oldu. Bundan sonra artık halifelik sembolik olarak varlığını sürdürdü ve yönetim vezirlerin eline geçti. Bedr el-Cemâlî’den sonra yerine vezir olarak oğlu Efdal geçti.
Efdal’in, Müstansır-Billâh’ın büyük oğlu yerine küçük oğlu Müstali’yi halife seçmesiyle İsmâilî dünyasında yeni bir ayrılık yaşandı. İsmâilîler, Nizâriyye ve Müstâ’liyye olmak üzere ikiye ayrıldılar.
Müstali öldükten sonra vezir Efdal, beş yaşındaki Ebû Ali Mansur’u "ÂmirBiahkâmillâh" adıyla halife ilan etti. Yeni halife yirmi yaşına gelip kendisini öldürene kadar Efdal devleti tek başına idare etti. Efdal’i öldürten ÂmirBiahkâmillâh yönetimde tek başına başarılı olamadı. O veliahtsız bir şekilde ölünce amcasının oğlu Hâfız Lidinillâh unvanıyla '’emanetçi imam’’ olarak hilafet makamının başına geçti.
Bu karışık dönemde Haçlılar da durumdan faydalanarak Askalan’ı ele geçirdiler.
Daha sonra yönetime geçen halifelerin döneminde de çöküş süreci devam etti. Sınırları, Mısır, Suriye ve Kuzey Afrika’ya kadar uzanan Fâtımî hâkimiyeti, 1171 yılına kadar varlığını sürdürmüş, son halifenin ölmesinin ardından Selahaddin Eyyubi’nin devleti ortadan kaldırmasıyla son bulmuş ve tarihe karışmıştır.
Fâtımîlerin idaresi ilk başlarda tamamen halifenin elindeyken Vezirler Dönemi'nin başlamasıyla güç vezirlerin eline geçmiş ve hilafet sembolik bir makam haline gelmiştir. Son dönemlerde vezirler ve devlet memurlarının arasında başlayan çekişmeler sebebiyle Haçlı tehlikesi göz ardı edilmiş ve devletin çöküş süreci başlamıştır.
Fâtımî ordusunda Berberîler, Slav kökenli askerler, Türkler ve Deylemliler bulunuyordu.
Adlî yapının başında kâdılkudât bulunurdu.
Fâtımî ilim ve kültür hayatının önemli merkezlerinden biri Ezher Camii’dir. Ayrıca Dârülilim de İsmâilî propagandası için önemli bir merkezdi.
Et-Temîmî, er-Râzî, en-Nesefî, eş-Şirâzî, ibn. Heysem, el-Kindî gibi onlarca isim Fâtımîler döneminde yetişmiştir.
Fâtımî sanatı, Emevî, Abbâsî, Avrupa, Çin, Berberî toplumlarının sanat ve mimarî anlayışından etkilenmiştir.
İsmâilîlik, Fâtımî Devleti’nin gölgesinde, daîler vesilesiyle çok uzun bir süre geniş bir coğrafyada yayılma imkânı bulmuştur.