Fethinden Hilafetin İlanına Kadar Endülüs Tarihi
Giriş
Müslümanların Endülüs’e geçerek yerleşmelerinden, engizisyonla tamamen ortadan kaldırılmalarına kadarki tüm süreç, dokuz asır sürmüştür. Ancak bu ünitede, aşağıdaki başlıklar ele alınmaktadır.
Fetih ve Sonrası
Müslümanların İspanya’ya yani tarihte Grekler, Romalılar, Franklar gibi pek çok kavmin uğrak yeri ve egemenlik alanı olan İber Yarımadası'na geçişi, Kuzey Afrika’nın fethiyle başlamıştır.
Kuzey Afrika Valisi Musa b. Nusayr’ın azadlı kölesi Tarif b. Malik komutasında gönderilen 400 kişilik keşif birliğinin bol ganimetlerle dönmesi, 711 yılında Berberî komutan Tarık b. Ziyad’ın komutasında 7000 kişilik ordunun İspanya’ya gönderilmesini teşvik etmiş, böylece İspanya’nın fethi başlamıştır.
Tarık b. Ziyad, ordusunu Kurtuba, İlbire ve Toledo’ya ulaştırdı ve Vizigotları başarısızlığa uğrattı. Daha sonra Musa b. Nusayr 18.000 kişilik ordu göndererek Karmüne, İşbiliye ve Maride’nin fethini gerçekleştirdi. Peşine İspanya’nın kuzeyine doğru yönelen fetihler, Galya’ya kadar varmıştır. Doğu'ya ve Batı'ya seferler planlayan Musa b. Nusayr ve Tarık b. Ziyad’ın teşebbüsleri Emevî halifesi Velid b. Abdülmelik’in Musa b. Nusayr’ı Şam’a çağırmasıyla duraklamıştır.
Müvelledlerle Berberîler ile Yemenli ve Kayslı Araplar arasında çıkan ihtilaflar, Müslümanların birlik beraberliğini bitirmiş ve fetihler de duraklamıştır.
Musa b. Nusayr’ın oğlu Abdülaziz İspanya’nın doğusuna fetihler düzenledi ve Tudmir bölgesini ele geçirdi. Bu tarihten sonra 756 senesinde bağımsız Endülüs Emevî Devleti kuruldu ve “Valiler Dönemi” başlamış oldu.
Valiler Dönemi
40 yıl süren bu dönem, fetihlere damgasını vuran bir dönemdir. Öyle ki tâ Fransa’ya kadar gidilmiş, Paris’in 30 km yakınına kadar ulaşılmıştır. Fakat tarihte “Balatü’ş -Şühedâ = Şehitler Düzlüğü” (Tours Savaşı/Poitiers Savaşı) adıyla anılan ve Müslümanlar için ağır bir yenilgiyle sonuçlanan savaş, fetihlerde duraklama döneminin başlangıcı da olmuştur.
Bu durum yeniden asabiye savaşlarını körüklemiş, Arap -Berberî, Kayslı - Yemenli, Beledli -Şamlı ve Arap -Müvelled mücadelesi her yerde kendini göstermiş ve gittikçe de büyümüştür. Diğer yandan IX. yüzyılda Müslümanlara karşı kuzey bölgelerde Hristiyan hâkimiyeti gerçekleşmiştir.
Emirler Dönemi
Abbâsî ihtilaliyle birlikte Abbâsî zulmünden kaçan Abdurrahman b. Muaviye, önce Kuzey Afrika’ya oradan da Endülüs’e geçmiştir. Onun gelişi bölgedeki Kayslılar tarafından sıcak karşılanmamış ancak o, Yemenliler ve Berberîler tarafından desteklenmiştir.
I. Abdurrahman b. Muaviye (756 -788): 755 senesinde Endülüs topraklarına ayak basarak Kurtuba’ya doğru harekete geçen Abdurrahman b. Muaviye, kendisini engellemek isteyenleri yenilgiye uğratıp Kurtuba’ya girdi. Kendisine yapılan biatleri kabul etti (756).
Toplumun tüm katmanlarını olduğu kadar gayrimüslimleri de topluma entegre ederek adil, huzurlu, istikrarlı ve huzurlu bir toplum kurdu. Bu durum, convinencia diye adlandırılan birlikte yaşama ortamını, gayrimüslimlerden daha fazla İslâmlaşma'yı ve kültürel ve bilimsel açılardan da doğudaki gelenekleri buraya taşımayı getirdi.
I. Hişam b. Abdurrahman b. Muaviye (788 -796): Abdurrahman b. Muaviye’den sonra devletin başına geçen oğlu Hişam babası kadar iyi bir idareci olmasa da istikrarlı ve adil bir yönetim sergilemiştir. Hişam, hem ulemanın hem de halkın gönlünde taht kurmuştur.
Bu esnada gelişen Mâlikîlik, Evzailiğin yerini almış ve Mâlikî âlimler devlet içerisinde ve hükümdar üzerinde otorite kurmaya başlamışlardır.
İslâm kültürünün yaygınlaşması ve İslâmlaşma'nın devam edişi bu dönemde de görülmüştür.
I. Hakem b. Hişam (796 -822): Babasının tersine takip ettiği politika ile ulemadan kopmuş, dinî gelenek ve kararlarında serbest davranmıştır. Bu yüzden büyük eleştiri almış, halktan ve ulemadan gelen tepkiler isyan seviyesine çıkmıştır. O, bütün bu tenkitlere aldırmadığı gibi, isyanları da kanlı bir şekilde bastırmış ancak devletin bütünlüğünü de korumuştur.
II. Abdurrahman b. Hakem (822 -852): Abdurrahman iyi bir devlet adamı olup istikrarlı bir yönetim sergilemiştir. Fukaha ile birlikte çalışmış ve meydana gelen bazı ayaklanmaları başarıyla bastırmıştır. İstikrar, ekonomik ve kültürel gelişmeyi de beraberinde getirmiş, doğudaki kültürel birikim en fazla bu dönemde Endülüs’te kendini göstermiştir.
II. Abdurrahman Sonrası ve Fitnenin Zuhuru: II. Abdurrahman’ın 852 senesinde vefatından sonra yerine sırasıyla Muhammed (852 -886), Münzir (886 -888) ve Abdullah (888 -912), toplamda 60 sene içinde ülkeyi yönettiler. Fakat bu 60 senelik süreç diğerleri kadar istikrarlı ve başarılı olmamıştır. Ülkenin dört bir yanında meydana gelen isyanlar, oluşan içtimaî birliğin ve istikrarın bozulmasına neden olmuştur. Çeşitli dinî ve etnik gruplar arasında çatışmalar başlamış ve ülke siyasî parçalanmanın eşiğine kadar gelmiştir. "Büyük Fitne" diye adlandırılan bu dönemde ayaklanmanın her türlüsü çıkmış, iç ve dış isyanlar devleti sarsmaya başlamıştır.
III. Abdurrahman (912 -961) ve Endülüs Emevî Hilafeti: 912 senesinde Emir Abdullah’ın vefat etmesiyle yerine 23 yaşındaki torunu III. Abdurrahman geçmiştir. Gerek yönetimde izlediği dikkatli ve titiz politika, adil ve liyakatli atamalar, gerekse isyancı grup ve kabilelerin isyana yönelik kabiliyetlerini engelleme ve gayrimüslimlere karşı izlediği dikkatli politika ile yavaş yavaş devleti toparlamış ve ulemayı da yanına almıştır.
Convinencia ortamı yeniden geri gelmiş ve Endülüs İslâm medeniyetinin daha ileri boyutta zirve yapması mümkün olmuştur. Ancak Fâtımîlerin yayılmacı politika ve propagandalarını bölgede yayma teşebbüslerine karşı verilecek mücadelenin, hilafet üzerinden olmasını düşünen Abdurrahman, halifeliğini ilan etmiştir.