Mürcie’nin Doğuşu, Fikirleri ve Yayılışı
Mürcie, İslam düşüncesinde hilafet ve iman sorunu ile ilgili tartışmaların ardından ortaya çıkan ve uzlaşmacı fikirleriyle tanınan siyasi ve itikadi bir fırkadır. Haricîliğin şiddet yanlısı İslam anlayışına karşı bir tepki olarak toplumda taraftar kazanmıştır. Mürcie, Ehlisünnet’in oluşumunda da önemli katkılar yapmıştır. İrcâ, büyük günah işleyen bir Müslüman hakkında verilecek hükmü Allah'a bırakan anlamına gelir. Mürcie ise, Hz. Osman ve Hz. Ali başta olmak üzere bütün büyük günah işleyenlerin durumlarını Allah'a bırakarak, onların cennetlik veya cehennemlik oldukları konusunda hiçbir fikir ortaya koymayan kişi ve toplulukları müşterek adı olarak kullanılmıştır. Mürcie’nin ilk nüveleri, Hz. Osman'ın öldürülmesinin ardından Ümeyyeoğulları va Haşimoğulları arasında yaşanan iktidar mücadelelerinden uzak duran ve Abdullah b. Ömer’in ön planda gözüktüğü bir grup tarafsız sahabiye kadar gerilere götürülebilir. Onlar bu iki kabileye karşı eşit mesafede durmaya çalışmışlardır. Onların bu siyasi tutumları, zamanla itikadi bir sisteme dönüşmüştür.
Mürciler, Müslümanların ayrılığına yol açacak her türlü fitneden uzak durmayı, din ve fazilet görmüşlerdir. Yönetimi ele geçiren herkesi, zulmetmedikçe ve haksız yere kan akıtmadıkça meşru saymışlardır. Haricîlerin dışlayıcı ve tekfir edici tavırlarına karşı, büyük günah işleyen de dâhil tüm Müslümanları iman dairesi içerisinde kabul etmişlerdir. Bu fikrin ilk temsilcileri arasında Medineli Hasan b. Muhammed, Kûfeli Hammad b. Ebi Süleyman ve Zer b. Abdillah gibi şahıslar bulunmaktadır.
Mürcie’nin itikadi bir fırka olarak teşekkülü ise 60-75/679-694 tarihleri arasına denk gelmektedir. Emevilerin başlatmış olduğu Hz. Osman'ı övme ve Hz. Ali'yi lanetleme uygulaması, hicri birinci asrın ortalarından itibaren bazı çevrelerde yeni bir siyasi tutumun geliştirilmesine ve Hz. Ali ve Hz. Osman hakkında İrcâ fikrinin benimsenmesini doğurmuştur.
Önceden siyasi olaylar dışında kalan Mürciiler, Haccac'ın 76/695 yılında Irak valisi olmasıyla tavır değiştirerek Emevi karşıtı büyük çaplı isyanların tümüne katılmışlardır. Abbasilerin kuruluş döneminde de Horasan ve Maveraünnehir'de çok sayıda taraftar edinmişlerdir. Bu bölgedeki Haricî ve Şii yayılma gayretlerin engellemeye çalışmışlardır.
Mürcii çevreler, kadılık gibi bazı resmî görevler kabul etmekle birlikte her konuda Abbasi siyasetine destek vermediler. Daha çok fıkıhla meşgul oldular ve bazı itikadi konularda zayıf kaldılar. Bununla birlikte bir kesimin “Kur’an’ın yaratılmışlığı” ile ilgili tartışmalarda Mutezile’ye yakın durması, onların Horasan ve Maveraünnehir gibi bölgelerde Mutezile ile özdeşleştirilmelerine yol açmıştır.
Mürcie, Rey'de; Neccârilik, Nisabur'da ve Sicistan’da; Kerrâmilik, Semerkant'ta daha sonraları Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat olarak tanımlanan Maturidilik olmak üzere üç ayrı fikir ekolü ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Klasik kaynaklarda Mürcie’ye karşı farklı algılar oluşmuştur. Kimileri onları ana bünyeden kopan bir grup olarak görürken kimileri Ehlisünnet’e yakın, hatta onun önemli kaynaklarından biri olarak kabul etmiştir. Makalat türü eserler onların 20’den aşkın alt fırkasına yer vermiştir. Bu mezhep, günümüze kadar devam etmemiş Maturidilik ve Ehlisünnet çevreleri içerisinde erimiştir.