Endülüs Müslümanlarında Kurumlar
Endülüs'te Müslüman Varlığının Ortaya çıkışı: Endülüs’te Müslüman varlığı ve nüfuzu, Emevi Devleti (661- 750)’nin İspanya bölgesindeki 711 yılı fetihleri sonucu oluştuğu için, bu bölgedeki kurumsallaşmada büyük oranda Emevi birikim ve uygulamalarının etkileri görülmektedir. Bir başka ifade ile Endülüs Emevileri Dönemi'nde fethedildiği için Emevi Devleti'nin kurumsal yapısını esas alarak biçimlenmiş olmakla birlikte kendine özgü kurumlar da ihdas eetmiştir. Emevi Devleti'nin yıkılışından sonra bu daha da belirginlik kazanmıştır.
Kurumsallaşma Alanları: Endülüs Müslümanlarının tarihî süreç içerisinde işlerlik kazandırdıkları kurumların alanları, zamanının şartları gereği net olarak birbirlerinden ayrıştırılamazlar. Ancak bunları idare, askerlik, iktisat, adalet, emniyet, eğitim, sağlık, sosyal ve dinî alanlardaki kurumlar olmak üzere ayrı ayrı ele almak mümkündür. Kuşkusuz Emevi Devleti esas alındığı için bu kurumların tamamında Emevilerin etkisi bulunmaktadır. Ancak bunların merkezî yönetimle ciddi şekilde ayrıştıkları alanların varlığı da bir realitedir.
İdari yapı: İdari yapı derken Endülüs Müslümanlarının kendilerini nasıl yönettiklerini kasdettiğimiz anlaşılmalıdır. Kuşkusuz burada da yeknesaklıktan bahsedilemez. Yani asırlarca Endülüs'te kalan Müslümanların hep aynı şekilde idare edildikleri söylenemez. Her dönemde farklı kurumların bulunduğu bir realitedir. Kuşkusuz bu kurumları kendi içerisinde incelemek icap etmektedir. Endülüs Müslümanlar tarafından fettedildiği dönemlerde valilerle idare edildiği bilinmektedir. Ancak Emevilerin yıkılışı beraberinde Endülüs'te müstakil bir devletin ortaya çıkmasını getirmişti. Bu devlete de zamanla Endülüs Emevi Devleti denilmiştir. Endülüs Emevî Devleti’nin başında bulunan hükümdarlar için III. Abdurrahman’ın 929 yılında halifeliğini ilan etmesine kadar “emir” ya da “ebnâü'l-hulefâ” (halifelerin oğulları); 929 yılından sonra ise “halife” veya “emirül-müminîn” (müminlerin lideri ve yöneticisi) unvanları kullanıldı. Bu nedenle yönetimde emirlik ve halifelik dönemleri oluştu. Zaman zaman yöneticilerin unvan tercihleri değişmiş olsa da Endülüs’te kurulan devletlerin hepsi birer hanedan idaresiydi.
İdari ve askerî kurumlar: Yönetime idari ve askerî anlamda bağlı olan kurumlar haciblik/başvezirlik, vezirlik, divanlar, valilik, saray kâtipliği, berîd/posta ve ordu teşkilatları idi. Ümera ile reaya arasındaki halka olan haciblik zaman zaman vezirden daha etkili olsa da bürokratik skalada vezirlerden daha düşük bir paye idi. Vezir devlet mekanizması içerisinde hükümdardan sonra gelmekte olup zaman zaman onun yetkisini kullanmaktaydı. Farsça "div " kelimesinden türemiş olan ve Sasani devlet teşkilatı esas alınarak Hz. Ömer Dönemi'nde doğuda geliştirilen divan teşkilatının izdüşümleri Endülüs'te de karşımıza çıkmaktadır. Bir taraftan idari, diğer taraftan mali bir kurum olan divan teşkilatı genelde katipler tarafından yönetilmekte idi. Katipler divan reislerine karşı, reisler de yöneticilere karşı sorumlu olurlardı. Divanların kayıtları tutulur ve bu kayıtlar da muhafaza edilirdi. Kuşkusuz saray teşkilatı doğuda olduğu gibi Endülüs'te de gelişmişti. Bu teşkilatın en önemli birimi ise adına "saray katipliği" denilen müessese olup saray kurumları içerisinde çok ciddi bir yere sahip idi.
İktisadi kurumlar: Afrika, Maşrik yani doğu İslam coğrafyası ile Batı Avrupa arasında köprü vazifesi görmüş olan Endülüs, çok ciddi bir iktisadi canlılığa sahip olmuştur. Bu bölgelerde üretilen ticari emtiayı bir diğer bölgeye aktararak aracılık yaptığı kadar kendi ürettiği önemli ticari emtiası da olmuştur. Bu ticari zenginlik beraberinde birçok ticari kurum getirmiştir ki bu kurumların önemli bir kısmı merkezî bölgedeki kurumlarla parallellik göstermiştir. Bununla birlikte kendine özgü kurumlar geliştirmiş olması da dikkat çekicidir. Kuşkusuz Endülüs'te iktisadi alanla ilgili olarak karşımıza çıkan en önemli kurum hazine kurumudur. Devletin gelir ve giderleri ile ilgilenen bu kurum ciddi bir kayıt sistemine de sahip idi. Yani devletin gelirlerinin tamamı kayıt altına alındığı gibi giderler de kaydededilirdi. Bu da devlete önemli bir kolaylık sağlardı. Bu kayıt sistemi genelde kâtipler aracılığıyla yapılırdı. Devleti ayakta tutan en önemli mekanizmanın adalet ve emniyet olduğu izahtan vareste bir konudur. Bu nedenle her gelişmiş devlet mutlaka bu iki kuruma diğerlerine oranla daha bir önem vermiştir. Endülüs'te de bunun için mekanizmalar kurulmuştur. Nitekim adalet ve emniyet alanında başkadılık ve kadılık, emniyet işlerini yürüten şurta/polis kurumları oluşmuştur. Fakihlerden seçilen kadıların adaleti ikame ederken genelde İslam'ın Maliki yorumu ile Zahiri yorumunu esas aldıkları unutulmamalıdır. Özellikle Malikilik Endüslüs'te ciddi bir taraftar grubuna sahip idi. Kadıların adaleti ikame etmek için verdikleri canhıraş mücadele İslam'ın o bölgede yayılmasında da etkili olmuştur. Gayrimüslimlerin ise sorunlarını genelde kendi cemaatleri tarafından belirlenen yargıçlarına çözdürdükleri bilinmektedir. Şurtaya gelince Müslümanların hâkimiyetinde bulunan bu coğrafyada gayrimüslimler de yaşadıkları bir vakıadır. Ancak şurta Müslümanlardan seçilirdi. Bununla birlikte şurta, gayrimüslimlerin emniyetini de aynen Müslümanların emniyeti gibi önemserdi. Zira bu kitle de İslam Devleti'ne zimmet akdi ile bağlı olup bunun için devlete adına cizye dediğimiz bir vergi de ödemekteydiler. Müslüman ve gayrimüslimlerin iç içe oldukları en önemli mekan kuşkusuz çarşı ve pazarlardır. Hz. Peygamber Dönemi'nden ittibaren kurulan pazar idaresinin burada da önemli işlev yüklendiği anlaşılmaktadır. Çarşı pazar kontrolü işlerini yürüten vilayetü’ssûk zamanla hisbe teşkilatına verilmiştir. Bu kurumla ilgili yapılan çalışmalar hisbenin sadece iktisadi bir müessese olmadığını aynı zamanda adli ve ahlaki bir kurum da olduğunu ortaya koymuştur. Yukarıda saydığımız kurumların bir kısmı vilayetü’l- medine kurumuna bağlı olarak hizmet verirlerdi.
Eğitim ve sağlık kurumları: Eğitim alanıyla ilgili olarak da bir çok müessese ile karşılaşmaktayız. Bu müesseselerin en önemlilerinden biri kuşkusuz mektepler/küttâblardır. Hemen hemen her mahallede organize olan küttaplar kadılara bağlı olarak hizmet verirlerdi. Medreseler doğuda yapılandığı zaman kuşkusuz izdüşümleri Endülüs'te de oluştu. Bu medreseler sadece Müslümanlara değil aynı zamanda gayrimüslimlere de eğitim vermeleri açısından dikkat çekici idiler. Endülüs bir taraftan da kütüphaneler ile dikkat çekmektedir. Burada binlerle ifade edilen kitaba sahip kütüphanelerden bahsedilmektedir. Bu kütüphanelerin kitapları Kuzey Afrika ve Doğu Bölgelerinden satın alınıp getirilen eserlerle zenginleştirildikleri kaydedilmektedir. Endülüs'te dikkat çeken kurumlardan bir başkası ise sağlık alanında yapılanlardır. Bir taraftan tıp eğitimi veren müesseseler diğer taraftan hastaneler hayatın değişik alanlarına ilişkin devlet veya halk eliyle oluşturulan ve yürütülen kurumlardı. Bunların devlet eliyle yürütülenlerin merkezleri başkent Kurtuba’da bulunur, taşradaki yöneticileri buradan tayin edilir ve denetlenirlerdi.
Sosyal ve dinî kurumlar: Endülüs Müslümanlarının sosyal ve dinî alana ilişkin kurumları ise toplumun temelini oluşturan aile; sosyal dayanışma ruhunun tezahürü vakıflar; dinî bilgi ve pratiklerin, madde ve mana aleminin mekânları camiler ile ribatlardı.