Kader ve Kaza
Kaza-kader konusu Kelam ilminin temel problemlerinden birini oluşturur. Bu konu insanın hürriyeti, fiillerinin yaratılması, hidayet-dalalet, ecel, rızık ve bunların Allah’ın ilmi, kudreti ve iradesiyle ilişkisi bağlamında tartışılmıştır. Kader konusu, esas itibariyle insani bir problemdir ve insanın olduğu her yerde var olagelmiştir. Birçok din, düşünce ve düşünürün bu konuda fikir beyan etmiş olması da bunu teyit etmektedir.
İlk dört halife döneminde farklı kader anlayışlarına rastlansa da asıl ayrışma Emeviler döneminde ortaya çıkmış ve ilk defa bu dönemde Kaderiye ve Cebriyye şeklinde birbirinden farklı kader anlayışlarına sahip fırkalar ortaya çıkmıştır.
Emevilerin yanlış icraatlarını kaderle meşrulaştırma çabalarına tepki olarak öncülüğünü Mebed el- Cüheni ve Ğaylan ed- Dımeşki’nin yaptığı Kaderiyye fırkası ortaya çıkmış ve ‘el-emru unufun’ yani “önceden bir belirleme yoktur, olan şu anda olmaktadır” diyerek iktidarın yaptığı haksızlıkların Allah’ın takdiriyle ilgisinin olmadığını, yapılanların idarecilerin hür iradelerinin sonucu olduğunu belirtmişlerdir. Öncülüğünü Mabed el-Cühenî ve Ğaylân edDımeşkî’niin yaptığı bu grubun içinde tabiîn neslinin seçkin âlimlerinin de yer aldığı görülmektedir.
Cehm b. Safvan ve Ca’d bi Dirhem’in öncülüğünü yaptığı Cebriyye fırkası ise ‘insan kader önünde rüzgârın önündeki yaprak gibidir.İstediği yere sürükler’ şeklinde özetlenen bir anlayışla Kelami açıdan Kaderiyye’nin karşısında olmuştur.
Bu dönemde Hasan el-Basri, Mabed el-Cüheni, Ğaylan ed-Dımeşkî gibi âlimlerin insan özgürlüğünü; Cehm b. Safvan, Ca’d bir Dirhem, Ömer b. Abdülaziz ve Hassan b. Muhammed b. Hanefiyye’nin Allah’ın ilim, irade, kudret gibi sıfatlarına vurgu yapan ve insanın fiillerinde mecbur olduklarını ortaya koyan bir anlayışı benimsedikleri görülmektedir.