Hassas Grupların İnsan Hakları II: Engelliler, Yaşlılar, Yoksullar

Sosyal hizmet; sosyal işlevselliği artırmak, kapasiteyi yenilemek, güçlendirmek ve özlenen amaçlara uygun toplumsal koşulları yaratmak üzere bireylere, gruplara, ailelere ve topluluklara yardımı kapsayan mesleki bir çalışmadır. Sosyal hizmet, toplumsal yapının ve yaşamın içerisinde var olan temel bir olgudur. Bu bağlamda sosyal hizmet mesleği ve disiplini çalışma alanları içerisinde engelliler, yaşlılar ve yoksullarla çalışmalarını sürdürmektedir.

Hassas Bir Grup Olarak Engelliler ve Yaşlılar

Birleşmiş Milletler, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (2009)’de engelli kavramı “diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir” olarak ifade edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü'ne (2011) göre ise; engellilik durumu herkesin hayatının belirli bir döneminde yaşayabileceği, insan işlevleri üzerinde kendini gösteren geçici ya da kalıcı zorluklar olarak tanımlanabilir.

Yaşlılık, “toplumsal gelişmişliğe, kişinin sağlık durumuna, sosyal ve psikolojik durumuna bağlı bir ‘değişken’ biçiminde, yaşanılan çağa ve bölgeye göre farklılaşan sübjektif bir kavram” olarak ifade edilmiştir.

Engellilerin ve Yaşlıların Savunmazsızlığı

Engellilerin savunmasızlık durumu incelendiğinde özellikle bu bireylerin engelli olmayanlara göre daha düşük eğitim, daha kötü sağlık sonuçları, daha düşük istihdam düzeyleri ve daha yüksek yoksulluk oranları gibi olumsuz sosyoekonomik sonuçlara sahip olma olasılığı mevcuttur. Engelli bireylerin toplumsal yaşama sosyal ve ekonomik olarak dâhil edilmesinin önündeki engeller, erişilemez fiziksel ortamlar ve ulaşım, yardımcı aygıtların ve teknolojilerin kullanılamaması, uyarlanmamış iletişim araçları, hizmet sunumundaki boşluklar ve toplumdaki ayrımcı ön yargı ve damgalamalar onların yaşamlarındaki en büyük savunmasızlık alanlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Yaşlı bireylerin yaşamları içerisinde karşılaşabilecekleri temel savunmasızlık durumları ileri yaşta iş piyasasında olamama ya da emeklilik sonrası gelirin düşük düzeyde olabilmesi yoksulluk gibi büyük bir problemi ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca bakım süreci, sağlık sorunları ve beslenme sorunları gibi ortaya çıkabilecek problemler yaşlı bireylerin savunmasız duruma gelebilmelerine neden olabilmektedir.

İnsan Hakları ve Engelliler, Yaşlılar

BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin ikinci maddesi; “engelliğe dayalı ayrımcılık, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alandaki tüm insan hak ve temel özgürlüklerinin diğerleri ile eşit bir şekilde yararlanmasını veya bunları kullanması imkânını ortadan kaldıran veya bunu engelleyen her türlü ayrımın, dışlamanın veya kısıtlamanın engelliğe dayalı olarak yapılması” olarak ifade edilmiştir. İnsan hakları açısından yaşlılara yönelik kabul edilen uluslararası sözleşmeler düşünüldüğünde “Birleşmiş Milletler Yaşlı İlkeleri” yaşlıların haklarının korunmasında önem teşkil etmektedir.

Yoksulluk ve Yoksulların Savunmasızlığı

Savunmasız koşullar, toplumdaki herkesi etkiler. Ancak çoğunlukla açlık, yetersiz sağlık, düşük eğitim düzeyi, kötü ve tehlikeli bir yerde yaşamak gibi fırsat, kaynak ve yapabilirliklerin yetersizliğine bağlı olarak yoksullar savunmasız koşullardan daha fazla etkilenebilirler.

İnsan Hakları ve Yoksullar

İnsan hakları ve yoksulluk ilişkisi üzerine, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1992 tarihli 134 nolu oturumunda kabul edilen kararında, yoksulluğun, “insan onurunun ihlali” ve belirli bazı durumlarda da yaşam hakkına bir tehdit oluşturduğu kabul edilmiştir. İnsan hakları yoksulluk ilgisi çerçevesinde yürütülen tartışmalar, yaygın olarak sosyal, ekonomik ve kültürel haklar ile sivil ve siyasal haklar arasındaki hiyerarşi tartışmasından hareketle sürdürülmektedir.