Hassas Grupların İnsan Hakları I: Çocuklar, Gençler, Kadınlar
Sosyal hizmet mesleği; eğitim, sağlık, topluluk gelişimi, çevre, politika ve boş zaman etkinlikleri dâhil olmak üzere birçok alanda çok farklı roller üstlenmiştir. Bu alanlar içerisinde yaşa, ırka, cinsiyete ve benzeri birçok temel farklılıklara dayanarak kategorize edilebilecek olan müracaatçı grupları, bulundukları dezavantajlı konum nedeniyle çeşitli sıkıntılarla yüzleşmek zorunda kalmaktadır. Sosyal hizmet mesleği, bahsedilen incinebilir grupların karşılaştıkları bu sorunlarla başetmesinde insan hakları ve sosyal adalet temelinde onlara profesyonel hizmet vermektedir.
Hassas Gruplar Olarak Çocuklar ve Gençler
Yetişkinlerden farklı biyopsikososyal özelliklere sahip olan çocukların ve gençlerin yaşadıkları toplumlar içerisinde dezavantajlı duruma gelmemeleri açısından onların sahip oldukları hakların tanımlanması ve kabulüne yönelik 20. yüzyılın son çeyreğinde Birleşmiş Milletler (BM) üye ülkelerinde kabul ettikleri uluslararası çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Özellikle çocukların ve gençlerin kim olduğu ve hangi yaş aralığını kapsadığı yönünde Birleşmiş Milletler; 18 yaşının altındaki herkesin çocuk olarak kabul edileceğini ve 15 ile 24 yaş arasındaki bireylerin ise genç olarak kabul edileceğini ifade etmektedir.
Çocukların ve Gençlerin Savunmasızlığı
İnsan hakları normları evrensel olarak her toplumda doğru bir şekilde yürütülememektedir. Özellikle üçüncü dünya ülkelerinde daha belirgin olarak yaşanan ekonomik, sosyal, siyasal ve teknolojik dönüşümün tam anlamıyla gerçekleşmemesi o toplumdaki çocuk ve gençlerin belirli fırsat ve kaynaklara erişmesinde birçok engele neden olmakta ve ortaya çıkan olumsuz sonuçlardan doğrudan etkilendiği bilinmektedir.
Çocukların yaşadıkları savunmasızlık durumları, onların yaşamlarının yalnızca şu anını değil aynı zamanda geleceklerini de derinden etkilemektedir. Çocukların ve gençlerin kendi değerlerinin bilincinde olarak yetişmeleri ve bu değerlerin de insanlık düzeyinde genişletilebilmesi insan hakları özelinde gerçekleştirilecek doğru uygulamalar ile yakından ilgilidir.
İnsan Hakları ve Çocuk/Gençlik İlişkisi
Her çocuk sağlık ve huzur içinde, insan onuruna yaraşır bir biçimde büyüyerek yetişkin olmak ister. Bu istek, her çocuğun hakkıdır. Bu anlamda çocukların haklarına saygı gösterilmesi, çocuk haklarının korunması ve hayata geçirilmesi için taraf devletlerin yapması gerekenleri açıklayan BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre bazı çocuklar gerek bedensel gerekse zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamıştır. Doğum öncesinden başlayarak doğum sonrasında da küçük çocuklar yaş itibarıyla oldukça savunmasız olup; sağlık, beslenme, eğitim gibi ihtiyaçları için yetişkinlere, özel güvence ve korumaya ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle çocukların bunun gibi pek çok ihtiyacını karşılamak her ülke için bir zorunluluk hâlini almaktadır.
Kadınlar ve Savunmasızlık Alanları
Küresel düzeyde var olan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri kadınların eğitim, sağlık, iş yaşamı, aile yaşamı ve siyaset gibi birçok alanda ikincil konumda kalmalarına neden olmaktadır. Var olan bu eşitsizlikler insan haklarının birincil amacı olan temel özgürlükler ve eşitlik anlayışı ile çelişmektedir.
Politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya diğer sahalar olarak tanımlanan ayrımcılık alanları, kadın katılımının belirli koşullara bağlanmasına ya da belirli biçimlerle sınırlandırılmasına neden olur ve bu sahalar kadınların dışlanmaya maruz kaldıkları alanlardır.
İnsan Hakları ve Kadınlar
Kadınların insan hakları, insan haklarından ayrı bir kategoriyi ya da insan haklarının alt kategorisini oluşturmaz.
Kadınların insan hakları, evrensel insan haklarının vazgeçilmez, ayrılmaz ve bölünmez bir parçasıdır. Ama biliyoruz ki, sadece kadın olmalarından dolayı, kadınların insan hakları ağır ihlallere uğramaktadır.