Eleştirel Bilinç ve Baskı Karşıtı Uygulama

Baskı karşıtı uygulama özü itibarıyla sosyal hizmet mesleğini kendi kimliği ile adeta “barıştırma” iddiası taşıyan ve aynı zamanda geleneksel sosyal hizmet modellerine karşı eleştirel duran bir yaklaşımdır.

Baskı karşıtı uygulama, baskıya vurgu yapan yeni sosyal hareketlerden gelen eleştirilere yanıt olarak, son yıllarda geliştirilmiş bir güçlendirme uygulamasıdır.

Temelleri ve Gelişim Süreci

Sosyal hizmet, felsefesi ve teorik bağlamı itibarıyla sosyal adalet paradigması temeli üzerine inşa olmuş özgürleştirici bir meslektir.

Toplumdaki “güç farklılıklarının” asgari düzeye indirilmesiyle ilgili olan baskı karşıtı uygulama da eşitlik, içerme, güçlendirme değer ve yaklaşımlarını içeren niteliği ile sosyal adaleti temel referans alır.

Sosyal Hizmet Kuramlarının Neresinde?

Sosyal hizmetin rolü ve amacına yönelik kuramlar açısından ortaya konulmuş üç temel kuramlar grubu diyebileceğimiz, yaklaşımlar bulunmaktadır.

Bunlar: Koruma yaklaşımları, terapötik yaklaşımlar, özgürleştirici yaklaşımlardır.

Bu kuramsal yaklaşımların tümü sosyal hizmet müdahalesinin etkililiğine ilişkin evrensel kanıtlar sunmaktadır.

Koruma yaklaşımında, sosyal hizmet uzmanının temel amacının insanların kendi yaşamlarıyla yeterli biçimde başedebilmelerini sağlamak olduğu belirtilir.

İkinci olarak, sosyal hizmette terapötik yaklaşım, Carl Rogers’ın çalışmalarına dayanan danışmanlık teorileriyle ortaya konmaktadır.

Bu yaklaşımda, müracaatçının kendisini ve diğerleriyle ilişkilerini (özellikle yakın akraba ve arkadaşlarıyla) daha iyi anlaması için danışman tarafından yardımcı olunur ve sorunlarla daha etkili mücadele etme yolları çalışılır.

Özgürleştirici yaklaşımlar, koruma yaklaşımı ya da terapötik yaklaşımdan daha geniş bir yelpazedeki uygulamaları kapsamaktadır.

Baskı karşıtı uygulama, sosyal adaleti sağlama ve insan haklarını geliştirme değerine bağlılığıyla, bu uygulamaları içinde barındıran en güçlü çerçevedir.

İlişkili Yaklaşımlar

Baskı karşıtı uygulamanın gelişme sürecine özellikle feminist, eşcinsel, engelli, azınlık konumundaki etnik ve diğer kitlelerin sosyal hareketleri ile sosyal hizmetin geleneksel uygulama anlayışına muhalefetle görünür olan, çeşitli toplumsal eşitsizliklere ve siyasal değişimlere tepki olarak doğan diğer sosyal hizmet yaklaşımları etki etmiştir. Yaklaşım bunların tümünü kuşatır. Birçok alt özgürleştirici yaklaşımı içerir. Bu yaklaşımların başlıcaları; radikal yaklaşım, yapısal yaklaşım, feminist yaklaşım, ırkçılık karşıtı yaklaşım, güçlendirme yaklaşımıdır.

Uygulamaya Yansımalar

Dominelli baskı karşıtı uygulamayı, “müracaatçılarla birlikte yürütülen, toplumsal sınıfları ve yapısal eşitsizlikleri vurgulayan bir sosyal hizmet uygulaması formu” olarak tanımlamaktadır. Bununla birlikte, toplumsal statülerine bakmaksızın insanların tümünün gereksinimlerine yanıt üreterek, kendileri için uygun ve hak ettikleri hizmetleri elde etmelerini temel amaç edinir. Baskı karşıtı uygulama kişimerkezli bir felsefeye ve eşitlikçi değer sistemine dayalı olarak insanların yaşamlarındaki yapısal eşitsizliklerin zarar verici etkilerinin ortadan kaldırılmasıyla ilgilidir. Eşitsizlik bireyler üzerinde baskı yaratarak gelişmelerine engel olur. Bu nedenle, uzman-müracaatçı etkileşiminde de hiyerarşinin olumsuz etkilerinden olabildiğince kaçınılarak, kolaylaştırıcılık rolüyle müracaatçının güçlenmesine özen gösterilir.

Sosyal hizmette baskı karşıtı uygulamanın genel çerçevesini oldukça kapsamlı bir şekilde ortaya koyan bazı yazarlar, sosyal hizmet uzmanlarının yasal ve mesleki sorumluluklarının müracaatçı sistemlerini güçlendirecek bir temelde nasıl kullanılacağına odaklanmışlardır. Gerek toplum ve politika gerekse bireysel ilişki ve iletişim düzeylerinin anahtar kavramları olarak “güç” ve “otorite”ye vurgu yaparlar. Bu kavramları yeniden tanımlayarak, müracaatçı-uzman ilişkisini doğru biçimde konumlandırarak ayrımcılığa karşı duran ve müracaatçıları güçlendiren bir uygulama modeli ortaya koyarlar.