Hulefâ-yi Raşidin Dönemi Kültür ve Medeniyeti

Hulefa-i Râşidîn döneminde devleti oluşturan vatandaşlar temelde Müslümanlar ve gayrimüslimler olmak üzere iki gruba ayrılmaktaydı. Çoğunluğu teşkil eden Müslümanlar devletin hakim unsurunu teşkil ediyorlardı. Onların himayesinde olan gayrimüslimler ise dini özgürlüğe sahip olmanın yanısıra kendi din adamlarını seçme, yargıçlarını tayin etme, hukuklarını uygulama, iş edinme, mülk edinme haklarına sahip idiler. Hakim unsur olan Müslümanlar da kendi içerisinde hür, mevali ve kölelerden oluşmaktaydı. Hulefa-i Raşidin döneminde devletin başında, halk tarafından seçilen bir halife bulunurdu. Başkent medine'de halifeye bağlı olarak Ensar ve muhacirlerden oluşan istişare meclisleri, meccanen hizmet veriyorlardı. Halifeye bağlı merkez ve taşra teşkilatı devletin idari müesseseleri olarak hizmet verirlerdi. Taşrada vilayetler halife tarafından atanan valiler tarafından yönetiliyordu. Her vilayette valinin yanı sıra kadı, sahibu's-suk, şurta, sahibu's-sicn, divan teşkilatı, berid teşkilatı görev yapmaktaydı. Vilayetler adına "irafet" denilen bir teşkilat kurulmuştur. Bu teşkilat savaş esnasında cepheye giden askerlerin sevk ve idaresi ile maaşları, savaş sonrasında ise toplumsal ihtiyaçlarıyla ilgilenirdi. Hulefa-i Raşidin döneminin ilim kültür tarihine gelince; bu dönemde başta tefsir ve hadis olmak üzere fıkıh vb. dini ilimlerin yanı sıra dil ve edebiyatta da birçok gelişme yaşanmıştır. Yine bu dönemde eğitime ciddi ağırlık verilmiş, her mahalleye okullar kurulmuş, eyalet merkezlerine öğretmenler atanmıştır. Mescitler bir taraftan örgün, diğer taraftan ise yaygın din eğitiminin merkezi idi. Aynı durum Yahudiler için Havra, Hristiyanlar için kilise, Mecusiler için ise ateşgedeler için geçerlidir. Keza bu dönemde başta başkent olmak üzere her bir şehirde kurulan birçok sosyal müessese ile devletin şefkat eli toplumun tamamına uzanmıştır. Yine bu dönemde birçok imar faaliyetine de imza atılmıştır.