Hz. Ali ve Hz. Hasan Dönemleri

Hz. Ali, küçüklüğünde Hz. Peygamber’in eğitimi altında yetişmiş, İslam tebliğinde önemli görevler üstlenmiş, Hz. Fatıma ile evlenerek Hz. Peygamber’e damat olmuş önemli bir şahsiyettir. Hz. Ebubekir’in halifeliğiyle başlayan süreçte, Resulullah’a olan yakınlığı ve hilafet çevresindeki tartışmalar sebebiyle bu dönemdeki önemi daha da artmıştır. Hz. Osman dönemindeki ihtilaf ve problemleri giderme noktasında elinden gelen gayreti göstermiştir.

İsyancıların işgali altındaki Medine’de Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra halife olmuştur. Medine’deki işgalcilerin baskısı sonucunda halifeliği kabul etmiştir. Halifeliği döneminde de İslam toplumunun karşı karşıya kaldığı problemleri çözme yolunda gayret göstermiştir. Bu süreçte halifeliğini tanımayan ve Hz. Osman’ın katillerinin bulunup cezalandırılmasını isteyen muhaliflerle mücadele etmiştir. İlk olarak Hz. Aişe, Talha ve Zübeyr’in başkanlık ettiği muhaliflerle Cemel Savaş'ında karşı karşıya gelmiştir. Bu muhalefet cephesini bertaraf ettikten sonra halifeliğini tanımayan Muaviye güçleriyle Sıffîn’de karşılaşmıştır. Bu savaşta Muaviye güçlerinin kaybetmek üzere olduğu bir anda ortaya attıkları Tahkim teklifiyle savaş meydanından çekilmek zorunda kalmıştır. Tahkim sadece o anda savaşı kazanmasına engel olmakla kalmamış daha sonra ordusunda parçalanmaya ve ilerleyen süreçte İslam toplumunda çok farklı fitnelerin çıkmasına sebep olmuştur. Tahkim’in uygulama aşamasında hakemlerin verdikleri karar, problemi çözmek yerine daha da derinleştirmiştir.

Hz. Ali bundan sonra önce kendisini tahkimi kabul etmeye zorlayan ancak daha sonra tahkimi kabul etmesi sebebiyle kendisini eleştirerek ordusundan ayrılan “Haricîler” ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Onları tekrar kazanma adına yaptığı tüm girişimlerin başarısızlığa uğramasından sonra onlarla Nehrevan’da çarpışmak zorunda kalmıştır. Yapılan savaşta büyük bir yenilgi alan Hariciler fiili güç olmaktan çıkmış; ancak bundan sonra fikri alanda İslam toplumunda bir problem olarak varlığını devam ettirmiştir. Sonuçta Hz. Ali, İbn Mülcem adında haricî bir suikastçı tarafından Kûfe’de şehit edilmiştir. Hz. Ali’nin şehit edilmesi toplumdaki karışıklığı bitirmemiş mücadeleler yine devam etmiştir.

Hz. Ali’nin vefatından sonra babasının mücadelesini devam ettirmesi düşüncesiyle Hz. Hasan’a halife olarak biat edilmiştir. Halim selim bir kişiliğe sahip olan Hz. Hasan, iktidarı korumak için yapılacak mücadelelerde müslümanların kanının dökülmesini hoş görmemiş, bunu önlemek adına Muaviye ile bir barış anlaşması imzalayarak iktidarı ona teslim etmiştir. Onun Muaviye ile yaptığı anlaşma için kaynaklar farklı sebeplere de yer vermektedir. Kendi taraftarlarınca da çok ciddi eleştirilere muhatap olan Hz. Hasan bundan vazgeçmemiştir. Bu anlaşmadan ve idareyi teslimden sonra yaklaşık on yıl daha yaşayarak Medine’de vefat etmiştir.

Söz konusu süreçte ortaya çıkan gelişmeler tarih boyunca müslümanları rahatsız eden görüntüler olarak zihinlerde kalmıştır. Bütün bu olaylara dönük fikir ve düşünceler siyasi, itikadi ve fikri alanlarda tartışılmış ve tartışılmaya da devam edilmektedir.