Elektronik Yayıncılık: Televizyon Kültürü ve Sosyolojisi
Televizyon teknolojisinin, diğer kitle iletişim araçlarına kıyasla çok daha kısa bir süreçte kabul görmesinin en önemli nedeni, modernleşme sürecinin içinde geliştirilmiş̧olmasıdır. Askeri-sanayi alanında kullanım amacıyla üretilen teknolojilerin nihai tüketicilerin kullanımına sunulmasıyla birlikte yeniliklerin ticarileşmesi ve kitleselleşmesi süreci yaşanmaya başlamış̧; televizyonun, gerçekleri dünya ölçeğinde görselleştirilebilir hâle getirdiği iddiası da benimsenirliğini kolaylaştırmıştır.
Televizyon Kavramı
Görsel ve işitsel malzemeleri aynı anda iletebilen bir araç olarak 'televizyon' kelimesi, kökeni itibariyle Grekçe ve Latince sözcüklerin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Sözcük anlamı ise, Grekçe 'tele' (uzak), Latince 'vidi' (görme) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Televizyon işlevsel olarak oldukça basit bir araç olarak nitelendirilmektedir. Televizyonun başlıca özellikleri şu şekilde belirlenebilir:
Evreni küçültmüştür: Yeni yayın imkânları ve tekniklerinin sunduğu avantajlarla birlikte televizyon yayınları, dünyadaki her topluma ulaşabilen bir niteliğe erişmiştir.
Televizyon popüler (halka dönük) bir sanattır: Televizyon, herkese hitap eden ve izleyicilerin istek ve beğenisini göz önünde bulunduran bir yayıncılık anlayışına sahiptir.
Mikrofon yardımcı unsurdur: Televizyonda ses ve görüntünün bir arada bulunması, mikrofonu televizyon için vazgeçilmez bir unsur haline getirmektedir.
Okuma değil, anlatım esastır: Televizyonda, izleyiciler doğrudan bir resimle, yayın yapan spiker veya muhabirle karşılaştığı için bu kişilerin bir olayı kâğıttan okuması değil onu kendi cümleleriyle izleyicileri ikna edici bir şekilde anlatması beklenir.
Sessizlik radyodaki kadar kesin değildir: Radyo programları, kapalı mekâna sahip radyo istasyonlarında gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, ortama dair sesler kendilerini programlarda göstermemektedir.
Zaman tüketen bir araçtır: Radyo ile kıyaslandığında televizyon, göze hitap etmekte ve bu bağlamda izleyenlerin dikkatinin dağılmasını engellemektedir.
Kişiyi pasif duruma düşürmektedir: Televizyon yayıncılığında içerikler tek bir yerden belirlenmekte ve yayına sunulmaktadır.
Karmaşık ve pahalı bir araçtır: Televizyon, diğer kitle iletişim araçlarına oranla (radyo, telefon, gazete, telgraf vb.) içeriği bakımından daha karmaşık bir yapıya sahip olmakla birlikte, televizyonun yayın ve yapım maliyeti yine bu araçlara oranla daha fazladır.
Dünyada Televizyon Yayıncılığının Tarihsel Gelişimi
Kitle iletişim araçlarının tarihsel gelişimi ve okuyucuların/izleyicilerin medya mesajlarını nasıl alımladığı, anlamlandırdığı ve bu mesajlara nasıl tepki verdiği konusunda yapılan çalışmalar iletişim aracının özgül koşullarının önemli bir faktör olduğunu ileri sürmektedir. İletişim, tarihsel süreç içerisinde yüz yüze/sözlü ortamlardan, dolayımlanmış biçimlere doğru kaymıştır.
20. yüzyılın en önemli buluşlarından biri olan televizyon, dünyada radyodan 15-20 yıl sonra kullanılmaya başlanmıştır. Keşfedilmesinden bu yana birçok teknolojik değişim geçiren televizyonun gelişiminde, birçok bilim adamının katkısı bulunmaktadır.
İlk televizyon yayını denemeleri 1927 yılında siyah beyaz olarak ABD’de yapılmaya başlanmıştır. Televizyonun mucidi olarak bilinen John Logie Baird, gerçekleştirdiği deneyler neticesinde, 1924 yılında ilk televizyon patentini alan isim olmuştur. 1925 yılında ise, mucidi olduğu televizyon ile halk gösterisi düzenlemiştir. Baird gerçekleştirdiği bu gösteriden sonra, İngiliz yayın kuruluşu olan BBC’nin dikkatini çekmiştir. Bu durum Baird’e BBC laboratuvarında çalışmalar yapması için bazı imkânlar tanımıştır. Bunun üzerine Baird, 2 Kasım 1936’da BBC kanalında dünyanın ilk düzenli televizyon yayınını gerçekleştirmiştir.
Türkiye’de Televizyon Yayıncılığının Tarihsel Gelişimi
Türkiye’de televizyon yayıncılığı Batı ülkelerine kıyasla daha geç başlamıştır. Bunun en önemli nedeni, Türkiye’de ilk ciddi televizyon yayıncılığının devlet girişimiyle başlatılması olarak nitelendirilmektedir. Yayıncılık anlayışında bu ilk girişimler, siyasi partilerin ömürleriyle kısıtlı kalmaktan ileriye gidememiştir.
Türkiye’de ilk televizyon yayınları için gerçekleştirilen çalışmalar, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Maçka Maden Fakültesi binasında gerçekleştirilmiştir. Fakülte laboratuvarı stüdyo olarak düzenlenmiş ve kamera gibi stüdyoda bulunulabilecek teknik malzemeler bu odaya yerleştirilmiştir. Böylece televizyon yayıncılığında ilk çekimlere başlanılmıştır. 19 Temmuz 1952 yılında ise, İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından laboratuvar çalışması olarak ilk televizyon deneme yayını yapılmıştır. Bu yayınlar ilk olarak eğitim amaçlı yapıldığı için, halka kapalı olarak sadece üniversite içerisinde gerçekleştirilmiştir. Ancak, 1952 yılında toplumun yayınlara ulaşabilmesi, o dönemin koşullarından dolayı oldukça zor olmuştur.
TRT bünyesinde ilk TV yayını ise, Ankara’da bulunan Mithatpaşa Caddesi'ndeki stüdyoda, 31 Ocak 1968 yılında siyah beyaz olarak gerçekleştirilmiştir. TRT 1978 yılında, “Derinlerdeki Zenginlik” adlı ilk yerli belgesele imza atmış ve bu dönemlerde ilk yabancı diziler yayınlanmaya başlamıştır.
Televizyonun Toplumsal İşlevleri
İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en belirgin özelliklerinden biri, yaşam alanında meydana gelen olayları öğrenme isteğidir. Bu isteğin alanı gelişen ulaşım ve haber teknolojileri aracılığıyla zaman içinde genişlemiştir. Koşullara bağlı olarak posta güvercinleri, atlı ulaklar, özel sistematiği olan duman işaretleri dahi haberleşme için kullanılmıştır. Her zaman için ihtiyaç olan haberleşme olgusu, günümüzde kitle iletişim araçlarıyla gerçekleştirilmektedir. Mevcut iletişim araçları içerisinde televizyonun ilgi çekicilik açısından ilk sıralarda olduğu söylenebilir.
Gündem Belirleme İşlevi: Kitle iletişim araçları, toplumun gündemini belirleyen en önemli araçlar olarak nitlendirilmektedir.
Haber Verme İşlevi: Geçmişten günümüze insanların temel ihtiyaçları içerisinde 'haberleşme' gereksinimi sürekli olarak kendini hissettirmiştir.
Eğitme İşlevi: Televizyonun en önemli işlevlerinden bir diğeri de eğitim işlevidir.
Eğlendirme İşlevi: Televizyonlar, gündelik hayatın monotonluğundan bunalan insanlar için eğlence programları hazırlayarak, onları günlük yaşamdan uzaklaştırıp ekran başına çekebilmektedir.
Mal ve Hizmetlerin Tanıtılması İşlevi: Çoğunluğu özel sektörün elinde bulunan televizyonlarda, reklam önemli bir gelir kaynağı olarak nitelendirilmektedir.