Neo-Liberal Dönüşüm ve Medya
Neo-liberal Ekonomi Politikaları ve Temel Kavramlar
Bir ekonomik sistem olarak bakıldığında kapitalizmin temel özelliklerinden birisi tanesi periyodik olarak krizlere girmesidir. Kapitalist ekonomi her krizden sonra ekonomik yeniden yapılanma politikalarını devreye sokarak mevcut sistemin yapılarını, kurallarını ve politikalarını ortadan kaldırır.
1970’lere Kadar Olan Dönemin Görünümü
1970 öncesi dönemde ekonomi politikalarında yaşanan dönüşümün en belirgin örneklerinden birisi 1929 krizi sonrası yürürlüğe konulan ekonomi politikalarından takip edilebilir. ABD ve Batı Avrupa ülkelerini yıkıcı düzeyde etkileyen bu ekonomik bunalım aşağıdaki nedenlerden kaynaklanmıştır:
- ABD bankacılık yapısındaki yasal boşluklar,
- ABD’nin savaş sırasında verdiği kredileri tahsil edememesi,
- Almanya’nın savaş borçlarını ödemek için para basması ve bunun enflasyonu arttırması,
- ABD’nin ithalatını sınırlandırması dünya genelinde arz fazlası oluşması,
- İngiltere’de yaşanan dış ticaret krizi.
1970’ler Sonrasında Başlayan Yeniden Yapılanma
Refah devleti modeli ile sağlanan sermaye birikimi 1970’lere kadar işlevseldi ancak 1970’lerin ikinci yarısıyla birlikte sermaye birikimi yeni bir bunalıma girmiştir.
Bunalım aşılmasıyla kapitalizmin bu yeni döneminde neo-liberal politikalar olarak adlandırılan yeni ekonomik model uygulanmaya konuldu ve sermaye birikim rejimi yenilendi. Ekonomik düzlemde neo-liberal politikalar aşağıdaki değişimleri içermiştir:
- Fordist üretim örgütlenmesi ile esnek üretim sistemlerinin eklemlenmesi ve melez üretim biçimlerinin ortaya çıkması,
- Ticaretin ve küresel yatırımın önünde kalan son engellerin de ortadan kaldırılması,
- Bölgesel ya da ulusal ikili ekonomik örgütlenmelerin oluşturulması,
- Uluslararası kapitalizmin bir önceki dönemde ticaret rejiminin dışında bırakılan hizmetler sektörüne doğru genişlemesi,
- Devletin küçültülmesi ve devlet tekellerinin sona erdirilmesi,
- Devletin ekonomik alandan çekilmesi,
- Malların, sermayenin ve hizmetlerin dolaşımındaki kamu müdahalelerinin terk edilmesi,
- Mali piyasaların bütünleştirilmesi.
Hizmetler Sektörü ve İletişim Alanı İlişkisi
Hizmetler sektörünün neo-liberal politikalar çerçevesinde kurulan yeni ekonomi rejiminde önemli hale gelmesi ve uluslararası ticaret rejimine dâhil edilmesinin temel nedeni, sermaye birikimin sağlanacağı yeni alan olarak görülmesidir.
Hizmetler sektörünün küresel düzeyde ticarileştirilmesi başlığı altında değinilmesi gereken bir nokta da telekomünikasyon alanının serbestleştirilmesidir.
1980’lerle birlikte devreye giren neo-liberal politikalar ve 1990’larda başlayan küreselleşme süreci, kapitalizmin iletişim teknolojilerine önceki dönemlere nazaran daha da bağımlı hale gelmesine neden oldu.
Neo-liberal Politikalar, Sayısallaşma ve Dünyada Medya Endüstrisinin Dönüşümü
Neo-liberal politikalar çerçevesinde medya endüstrisinin her sektöründe özelleştirme, ticarileştirme, serbestleştirme ve kuralsızlaştırma politikaları devreye sokuldu. Bu noktada İletişim alanını yeniden düzenleyen yeni kurallar devreye girmiş, şirketler arası birleşme ve satın almalar artmış ve yoğunlaşma veya bütünleşme eğilimleri medya endüstrisini belirlemiştir. Medya endüstrisinde yaşanan yoğunlaşmanın/bütünleşmenin yatay, dikey ve çapraz olmak üzere üç farklı biçimi vardır.
Sayısallaşma, Yeni İletişim Teknolojileri ve Yöndeşme
Sayısallaşma hem internet, cep telefonu, uydu teknolojileri gibi yeni iletişim teknolojilerinin, bir diğer adıyla yeni medyanın doğuşunu hem de daha önceleri birbirinden tamamen ayrı olan iletişim hizmetleri arasındaki sınırların ortadan kalkmasını, bir başka ifadeyle yöndeşme sürecinin başlamasını sağlamıştır. Böylece üç ayrı alan olan yayıncılık (gazete, radyo, televizyon), telekomüniksayon ve veri işlem sektörleri içi içe geçmeye başlamıştır.
Neo-liberal Politikalar, Sayısallaşma ve Türkiye’de Medya Endüstrisinin Dönüşümü
Türkiye’de medya sektörünün bugün aldığı biçimin tarihsel seyri içinde, özellikle 1990’ların ikinci yarısına kadar olan dönemle ilgili olarak mutlaka belirtilmesi gereken iki önemli dinamik vardır. Birincisi basın kuruluşlarının yeni baskı teknolojilerine yaptıkları yatırımlardır. İkincisi ise neo-liberal ekonomi politikalarının Türkiye’de uygulanmaya başlamasının ilk adımı olan 24 Ocak Kararları’dır.
Yeni Baskı Teknolojilerinin Basın Endüstrisini Dönüştürmesi
1970’lerden itibaren Türkiye’de basın endüstrisi o dönem için oldukça ileri bir teknoloji olan ofset teknolojisine yatırım yapmaya başladı. Dönem itibariyle oldukça pahalı olan bu yatırım bir yandan Türkiye’de gazeteciliği teknolojik düzeyde ileriye taşıdı, diğer yandan da basın endüstrisinde yoğunlaşma eğilimlerinin başlamasının ilk adımı oldu.
24 Ocak Kararları’nın Basın Endüstrisi’ne Etkileri
24 Ocak Kararları’nın basın sektöründeki en belirgin etkisi, sektörün ciddi finansal sıkıntılar yaşamaya başlaması ve birkaç kişinin bir araya gelerek gazete ya da dergi çıkarabildiği dönemin sona ermesi oldu. Çünkü 24 Ocak 1980’e kadar uygulanan gazete kâğıdına devlet sübvansiyonu kaldırıldı ve gazete kâğıdının fiyatı ciddi oranda yükseldi. Bu da sektörün ciddi para sıkıntısı içine girmesine neden oldu ve ancak büyük sermaye gruplarının desteğini alabilen yayın organları hayatta kalabildi. Sonuçta büyük sermaye gruplarına bağımlılık arttı ve sektöre asıl mesleği gazetecilik olmayan ve sermayesini ticaret yaparak biriktirmiş kişiler girmeye başladı.
1990’lardan Sonra Türkiye’de Medya Endüstrisindeki Dönüşüm
Türkiye’de medya endüstrisinin yeniden yapılanması, gazetelerin yatay, çapraz ve dikey yatırımlar, birleşmeler ve satın almalar yoluyla holdingleşmesi ve dev medya endüstrilerine dönüşmesi ile başlayıp başka alanlarda sermayelerini biriktirmiş holdinglerin alana girişiyle devam etti. Özellikle 1990’lardan sonra medya alanına dönük yatırımlarda bir hareketlilik yaşanmaya başladı.
Neo-liberal Dönüşüm Çerçevesinde Medya İktidar İlişkileri
1980’lerdeki yeniden yapılanmayla birlikte basının sermayeye bağımlı hale gelmesi basın iktidar ilişkilerinde de dönüşümün tetikleyicisi olmuştur. Gazete sahiplerinin başka alanlarındaki yatırımlarından dolayı siyasi iktidarların basına müdahale şekilleri değişmiş ve artmıştır.