İletişimin Eleştirel Ekonomi Politiği

Ekonomi Politiğin Tarihsel Seyri

Önceleri toplumdaki herkesin ortak iyiliğinin gözetilerek bilgece ve dürüstlükle yönetilmesi anlamına gelen ve bu yönüyle de ahlaki bir boyutu olan ekonomi politik, kapitalist ekonominin gelişmesiyle birlikte sadece ekonominin yönetildiği dar bir alana sokulmuş ve politikadan koparılmıştır. Ekonominin özerk bir alan olarak politikadan soyutlanıp yönetilmesi, toplumun her kesimi için ortak iyilik ilkesinden de uzaklaşılmasına neden olmuştur. Eleştirel ekonomi politiğin gelişiminin ve dayanak noktalarının daha kolay anlaşılabilmesi için klasik, neo klasik, Keynesyen ve neo-liberal ekonomik anlayışların, özellikle devlet anlayışlarına değinmek faydalı olacaktır.

Klasik ekonomiye göre piyasa ekonomisi içerisinde müdahale olmaksızın işleyen fiyat mekanizması kendiliğinden piyasaların temizlenmesini yani tam istihdam dengesini sağlayacaktır. Ekonomik hayatın rekabetçi modelindeki bu dengeli gidişat ‘görünmez el’ kavramıyla açıklanır.

1870’lerden itibaren Alfred ve Mary Marshall’ın öncülüğünde gelişen neoklasik ekonomi anlayışı, politikayı dışarıda bırakıp, sadece ekonomiye vurgu yaparak ahlak felsefesini dışlamıştır. Ekonomik özgürlük üzerine temellenen neoklasik ekonomiyi özetleyen en belirgin ifade ise ‘Laissez faire!’ (‘let it be’, ‘bırakınız yapsınlar’) olmuştur.

Keynesyen teori ücretlerle fiyatların esnek olduğu bir ekonomide tam istihdamın kendiliğinden sağlanacağını öne süren Neo-klasik teoriyi reddetmiş ve devlet müdahalesini minimalize eden, hatta gereksiz gören anlayışı kabul etmemiştir.

Eleştirel Ekonomi Politiğin Temeli

Eleştirel ekonomi politik çeşitli sınıf ve toplumsal grupların temel ekonomik çıkarlarını etkileyen insan ilişkilerini inceleyen bir yaklaşımdır. Eleştirel ekonomi politik, her şeyden önce normatiftir, yani toplumu değiştirme ve daha iyi bir toplumsal yaşam idealini ön planda tutar.

Eleştirel Ekonomi Politiğin Ayırıcı Özellikleri

Eleştirel ekonomi politiği ana akım ekonomiden ayıran belirgin unsurlar vardır. Bu unsurları aşağıdaki biçimde sıralamak mümkündür.

  • Eleştirel ekonomi politik bütüncüldür.
  • Eleştirel ekonomi politik tarihseldir.
  • Eleştirel ekonomi politik kapitalist teşebbüsle kamusal müdahale arasındaki dengeye odaklanır.
  • Eleştirel ekonomi politik bir ahlak felsefesine dayanır.

İletişimin Eleştirel Ekonomi Politiği

İletişime eleştirel ekonomi politik yaklaşım, ekonomi-politiğin temel kavramlarının ve metodolojisinin iletişim alanı ile birleştirilmesiyle gelişir. İletişim ve medyanın eleştirel ekonomi politiği, iletişimsel etkinliklerinin maddi ve simgesel kaynakların eşitsiz paylaşımı tarafından nasıl yapılandırıldığına odaklanır.

Golding ve Murdock iletişimin veya medyanın eleştirel ekonomi politiği için dört tarihsel sürecin incelenmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir. Bu süreçler şu şekilde sıralanabilir:

  • Medyanın gelişmesi
  • Şirket menzilinin genişlemesi
  • Metalaş(tır)ma
  • Devlet ve hükümetlerin değişen rolü

İletişimin Eleştirel Ekonomi Politiğinin İnceleme Alanları

İletişimin eleştirel ekonomi politiği, kamusal iletişimin simgesel ve ekonomik boyutları arasındaki etkileşime odaklanır. Bu bağlamda düşünüldüğünde iletişimin ekonomi politiğinin çekirdek görev alanları genel olarak şu şekilde sıralanabilir:

  • Üretimin eleştirel ekonomi politiği
  • Medya metinlerinin eleştirel ekonomi politiği
  • Tüketimin eleştirel ekonomi politiği

Avrupa ve Amerika’da İletişimin Eleştirel Ekonomi Politiği

İletişime eleştirel ekonomi politik yaklaşım içinde bölgesel temelde yapılan bir ayrımdan da söz etmek mümkündür. Bu ayrım Kuzey Amerika ve Avrupa temelli çalışmalar olarak belirtilir.

Smythe’ye göre (1977: 2), önceki iletişim çalışmalarında kitle iletişim araçları yoluyla üretilen metanın genellikle ‘içerik’, yani medya metinleri olduğu ifade edilmiştir. Ancak temel ‘meta’, reklam geliri karşılığında içerikler yoluyla üretilen ‘izleyici’dir.

Chomsky ve Herman’ın eleştirel ekonomi politik yaklaşımına göre ‘rızanın imalatı’, kitle medyasının çokça tartışılan manipülasyon, dezenformasyon, toplumun iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda yönlendirilmesi gibi işlevleri kapsamaktadır.

ABD’de iletişimin ekonomi politiği alanında çalışmalar yapan Herbert Schiller, 1960’lardan itibaren ortaya çıkmaya başlayan iletişim endüstrilerinin yoğunlaşması eğilimini; gelişmiş kapitalist ülkelerde ‘medyanın özelleşmesi/ticarileşme’ ve ‘kültür emperyalizmi’ ya da ‘medya emperyalizmi’ kavramlarıyla açıklar.

Golding ve Murdock’a göre iletişim alanının ekonomi politik açıdan analizinde odaklanılacak en temel nokta; kültürel üretim ve dağıtım üzerinde kontrol uygulayan güçlerin değişiminin kamusal alana yönelik etkisidir. Bu bağlamda medyanın mülkiyeti ve bunun doğurduğu sonuçların yanında medya kuruluşlarının devlet düzenlemeleri ile ilişkileri üzerinde durulması gereklidir.

Nicholas Garnham kitle iletişiminin ekonomi politiğini çözümlemek için ilk olarak yapılması gerekenin kitle iletişim araçlarını, devletin ideolojik aygıtları olarak kavramlaştırmadan, her şeyden önce ekonomik kendilikler olarak kabul etmek olduğunu belirtmektedir.

Mevcut küresel eşitsizlik sisteminin sürdürülmesinde medyanın ideolojik etkisine dikkat çeken Mattelart, mevcut dünya sistemini ‘ekonomik emperyalizm’in yanında ‘elektronik kolonyalizm’, ‘iletişim emperyalizmi’ ve ‘ideolojik emperyalizm’ kavramlarıyla tanımlamıştır.

Kültürel Çalışmalar Eleştirel Ekonomi Politik Tartışması

İletişime eleştirel ekonomi politik yaklaşım ile kültürel çalışmalar arasındaki tartışma tarafların birbirlerine yönelik eleştirileriyle şekillenir.

Yeni İletişim Teknolojileri ve Eleştirel Ekonomi Politik

1990’lardan itibaren kapitalist küresel ekonomi içindeki yeniden yapılanmalar ve yeni iletişim teknolojilerinin yaygınlaşması, iletişimin ekonomi politiği çalışmalarında, iletişim sürecinin farklı boyutlarının da ele alınmasını gerektirmiştir. İletişim alanındaki dönüşümleri anlamak ve de giderek yaygınlaşan yeni iletişim teknolojilerinin etkisini incelemek elzem hale gelmiş ve bunun için de ağ ekonomisi, dışsallıklar, eksik rekabet gibi bir takım ekonomik kavramlar analizlerde belirleyici olmuştur.