Radyo- Televizyon Hukukunda Kamu Yayıncılı

Kamu Hizmeti Yayıncılığında Temel İlkeler

Genellikle bir kamu kuruluşu olarak örgütlenmiş yayın kurumunun toplumdaki herkesin eşit bir biçimde erişebildiği yayınlarında, haber verme, eğitme ve eğlendirme işlevlerine göre dengeli program türü dağılımı sunması ve politik konularda tarafsızlığı ve dengeliliği gözetmesidir.

Yayıncılık denince aklımıza televizyon ve radyo gelmektedir. Kamu hizmeti yayıncılığı bu iki mecrada yürütülmektedir. Radyo yayıncılığı dünyada ilk kez 1920 yılında ABD’de başlamış, -diğer dünya ülkeleri ile kıyaslandığında çok kısa olarak ifade edilebilecek bir süre sonra- 1927 yılında ülkemizde düzenli radyo yayınları vatandaşlara ulaşmaya başlamıştır. Ülkemizde televizyon yayıncılığı ise radyo yayıncılığının aksine oldukça gecikmeli olarak hayata geçebilmiştir. İlk düzenli televizyon yayınları İngiltere’de 1936 yılında başlamış ülkemizde ise ancak 1968 yılında TRT ile hayatımıza girmiştir.

Dünya’da kamu hizmeti yayıncılığı ilk olarak 1936 yılında İngiltere’de başlamıştır. BBC’nin kamu hizmeti yayıncılığı modelini temellendiren ve geliştiren kurumun ilk genel müdürü John Reith olmuştur. John Reith'in başlangıçta yalnızca BBC'nin yayın politikalarını belirlemek ve yönlendirmek için belirlediği ilkeler, daha sonraları farklı ülkelerde faaliyet gösteren birçok yayın organını etkilemiş ve şekillendirmiştir. Ortak ilkeler çerçevesinde modellendirilen kamu hizmeti yayıncılığı, böylece farklı ülkelerde faaliyet gösterseler de benzer şekilde program yapan yayın kuruluşlarının doğmasını sağlamıştır. Bu ilkeler şunlardır:

Devlet Tekelinin Sürdürülmesi İlkesi

Bu yüzden yapılması gereken, yayın yapma yetkisinin yalnızca kamusal hizmet gayesi güden kişi ya da kurumlarca verilmesidir. ülkemizde televizyon istasyonlarını kurma ve işletme hakkı TRT'ye verilmiş, Anayasada ki amir hüküm ve 359 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile, özel girişim tarafından televizyon istasyonlarını kurma ve işletme imkânı tamamen yasaklanmıştır. TRT'nin tekeli 1982 Anayasası döneminde de devam etmiştir.

Yayınların Ticari Çıkarlardan Uzak Tutulması İlkesi ve Buna Bağlı Olarak Yayınların Finansmanı

Televizyon ve radyo yayınları en büyük mali getiriyi reklamlardan sağlamaktadır. Bununla birlikte kamu hizmeti yayıncısının yayın politikası gereği kamusal menfaatini ön planda tutması dolayısıyla toplum yararını hedeflemekten ziyade tüketimi özendiren reklam yayınlarına, kural olarak, yer vermemesi gerekir.

Yayınların Her Türlü Otoriteden Uzak Tutulması İlkesi ve Buna Bağlı Olarak Kuruluşların Yapıları

Kamu hizmeti yayıncılığı, prensip itibarıyla, eşit, tarafsız ve dengeli bir yayın politikasını hedefler. Vatandaşın doğru bilgiye ulaşabilmesi ve düşüncelerini pekiştirmesi ancak ilkeli bir yayın modeli ile sağlanabilir.

Yayınların Halkı Eğitmesi, Bilgilendirmesi ve Ulusal Unsurları Vurgulaması İlkesi ve Buna Bağlı Olarak Yayınların Program Profili

Düzenli yayınlarla birlikte ulusal İngiliz kültürüne yapılan vurgular zamanla tartışılmaya başlanmış ve bu içerikte yapılan yayınların toplumsal yararı gerçekleştirmekten ziyade birtakım tehlikeli sonuçlar doğurabileceği ileri sürülmüştür. Bu eleştirilerle BBC yayın politikasında, çoğulcu, çok sesli, farklı kültürlere de hitap eden, birleştirici bir anlayışı benimsemiştir.

Televizyon, Radyo ve Kamu Hizmeti Yayıncılığı

Radyo ve televizyonların insanoğlunun yaşamına girmesinden önce kitlesel iletişimi sağlayan temel vasıta, yazılı basın olmuştur. Ancak radyo ve özellikle de televizyonun insan yaşamına girmesi ile birlikte, bilgi geniş kitleler arasında daha ilgili çekici bir hâl almış ve daha hızlı bir şekilde aktarılmaya başlamıştır. İşitsel ve görsel algıya dayanan radyo ve televizyon yayıncılığı ile bilginin algılanması daha da kolaylaşmış, radyo ve televizyon bütün dünyada hızla yayılmıştır.

Radyo

Radyo, ''elektromanyetik radyo dalgalarındaki ses modülasyonunu önce elektronik ortama sonra da sese çeviren elektronik alettir.''

Televizyon

BBC ile birlikte öncelikle kamusal yararı gerçekleştirme amacı ile kullanılan televizyon uzunca bir süre devletlerin tekelinde kalmış ancak daha sonra özel televizyonların kurulması ile birlikte ikili bir uygulama gelişmiştir.

Türkiye'de Kamu Hizmeti Yayıncılığı ve TRT

Ülkemizde kamu hizmeti yayıncılığı yapmak üzere devlet eliyle 01 Mayıs 1964 yılında özel bir yasayla özerk bir kamu tüzelkişisi olarak kurulan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), 1972 yılındaki anayasa değişikliği ile tarafsız bir kamu iktisadi kuruluşu vasfı kazanmıştır. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’na ilişkin usul ve esaslar 11 Kasım 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2954 sayılı TRT Kanunu’nda yer almaktadır. Merkezi Ankara’da bulunan TRT, tüzel kişiliği Anayasa’da belirtilmiş, devlet adına radyo ve televizyon yayınlarını gerçekleştiren bağımsız ve tarafsız bir kamu kuruluşudur.

TRT’nin malları devlet malı sayılır. (2954 sayılı kanun, m.59) TRT’nin idari, mali ve teknik konularda denetimi Yüksek Denetim Kurulu tarafından yapılır. (2954 sayılı kanun, m.57) TRT personeli 50. maddede yer alan istisnai hükümler dışında kamu iktisadi kuruluşlarının personel rejimine tabidir.

Yayınlara İlişkin Temel İlkeler ve Esaslar

2954 Sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 4. maddesinde ‘’Radyo ve televizyon istasyonlarının kurulması, işletilmesi, idareleri ve yayınlarının düzenlenmesine ilişkin temel ilkeler’’ düzenlenmiştir.

Yayınlara İlişkin Düzeltme ve Cevap Hakk

2954 sayılı TRT Yasası’nın 27’inci maddesinde düzeltme ve cevap hakkı düzenlenmektedir: Yayınlarda bir kişinin haysiyet ve şerefine dokunulması veya kendisi ile ilgili olarak gerçeğe aykırı hususlar bulunması hâlinde bahsi geçen maddedeki esasa ve usule ilişkin ayrıntılı hüküm uygulama alanı bulacaktır.

Sorumluluk

TRT'de yapılan yayınlar yolu ile suç işlenmesi veya yayınların haksızlık teşkil etmesinde 2954 sayılı Yasa'nın sorumluluğu düzenleyen 28. maddesindeki ayrıntılı düzenleme uygulanacaktır.