Ekonomik Büyüme ve Kalkınma

Ekonomik büyüme bir ekonominin üretim kapasitesi ve verimliliğinin artmasıyla birlikte önceki dönemlere göre daha fazla mal ve hizmet üretmesi anlamına gelir. Bu üretim artışına yol açan esas unsur temel üretim faktör miktarlarının artırılması ya da teknolojik değişme ile aynı faktör miktarlarından yararlanarak daha fazla üretim gerçekleştirmektir.Bu temel hedefe ulaşmada ülkelerin çok farklı büyüme oranlarını yakalamaları büyümenin kaynaklarının neler olduğu sorusunu cevaplamayı gerektirir. Bunlar arasında iş gücü ve sermaye miktarı, doğal kaynaklar insan gücü sermayesi, teknolojik gelişme düzeyi, tarihsel birikimler, gelirin daha optimal dağılımı ve ülkelerin sahip oldukları coğrafi konumun etkili olduğu düşünülmektedir. Bu faktörleri harekete geçirerek refahın artması büyüme sorununu çözse bile yaşanması gereken sosyo-ekonomik ve toplumsal yapı değişikliği iktisadi kalkınma hedeflerini de yakalamayı gerektirmektedir.

Ekonomik büyümenin temel ölçüsü olarak ülkenin reel GSMH ‘sındaki yıllık artış oranlarıdır. Büyüyen bir ülkede net refah artışının sağlanması ekonomik büyüme hızının nüfus artış hızından daha fazla olması ve dolayısıyla kişi başına düşen millî artmasına bağlıdır.

Klasik büyüme modelinde ekonomik büyümenin temel belirleyicisi emek faktörüdür. Ekonomik büyüme emeğe ödenen ücretten daha fazla çıktı gelirin gerçekleştirildiği sürece ortaya çıkar. Ancak azalan verimler kanunu gereğince bu üretim artışı toplam ücretin toplam hasılaya eşit olduğu noktaya kadar gerçekleşir ve bu noktadan sonra ekonomide büyüme durur. Bu durgunluğun aşılması ve büyümenin devam ettirilmesi teknolojik değişmeye bağlıdır. Ancak teknolojik değişme de ekonominin er geç durgunluğa girmesini sadece geciktirir.

Harrod- Domar modelinde büyümeyi belirleyen iki temel faktör sermaye - hasıla katsayısı ve tasarruf oranıdır. Bu bakımdan hızlı büyümek isteyen ülkeler ya uzun dönemde sermaye- hasıla katsayısını küçültmeleri ya da kısa dönemde tasarrufların millî gelire oranını yükseltmeleri gerekir.

AK modeli olarak bilinen içsel büyüme modelinde millî gelir artışına yol açan iki temel unsur emek ve sermaye faktörüdür. Sermaye stokunda yaşanan her artış, yani yatırımlar ekonomik büyümeyi hızlandırır.

Ekonomik kalkınma ekonomik büyüme kavramı ile yakından ilişkili olup, bu kavramı da içine alır. Ülkelerin kalkınabilmelerinin temel şartı büyüyebilmektir. Ancak bu büyüme ile birlikte ekonomik ve sosyal yapıda meydana gelen olumlu gelişmeler ülkelerin kalkındıklarını gösterir.

Az gelişmiş ülkelerin temel özellikleri gelir seviyesi düşüklüğü, gelir dağılımı dengesizliği ve yoksulluk, eğitim seviyesinin düşüklüğü, sağlık hizmetlerinin yetersizliği ve insani gelişme indeks değerlerinin düşük olmasıdır.

Ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi için muhtelif politikalar uygulanır. Bunlar Pazar ekonomisi veya devlet müdahalesine dayalı politikalar ile dış ülke veya bloklarla gerçekleştirilecek entegrasyon ve diğer ortaklıklar şeklindeki politikalardır. Bu politikaların başarısı ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, genel kabul gören görüş, ekonomilerin belli bir gelişme düzeyine kadar devlet müdahalesine yer verilmesiyle birlikte, uzun dönemde dünya piyasaları ile entegre olabilecek ve rekabetçi özelliğe sahip bir ekonomik yapı oluşturmaktır.