İflas Hukukuna Giriş
İflas sebepleri genel iflas sebebi ve özel iflas sebepleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Her iki durumda da iflasa tabi kişinin belirli bir borcundan dolayı iflası istenmektedir. Ayrımın yapılmasında esas alınan husus, iflas yoluyla takip yapmanın zorunlu olup olmamasıdır. Özel iflas sebeplerinde borçlu aleyhine bir takip yapılmasına gerek kalmaksızın doğrudan ticaret mahkemesine başvurulmaktadır. Çünkü özel iflas sebebi olarak öngörülen hâllerde borçlu aleyhine takip yapılmasına lüzum yoktur. Borçluya iflas ödeme emri gönderilmesi ve yine depo kararı verilmesi suretiyle ödeme yapılması imkânı tanınması gerekmez.
İflas yoluyla takip yapılabilmesi için borçlu, iflasa tabi kişilerden olmalıdır. Borçlu iflasa tabi kişilerden değilse ve bu şekilde bir takip başlatılmışsa ticaret mahkemesi, iflas başvurusunu reddetmelidir. Öyle ki ticaret mahkemesi, bunu resen göz önünde tutmalı ve borçlu iflasa tabi kişilerden değilse iflas davasını reddetmelidir. Hatta borçlunun bunu ileri sürmemiş olmasının hiçbir önemi yoktur.
İflasa tabi kişilerin başında tacirler gelir. Bir tacirin her türlü borcundan dolayı iflası istenebilir. Tacir olmadığı hâlde, bazı kişiler de iflasa tabidir. Tacir sayılanlar, tacir gibi sorumlu tutulanlar ve özel kanunlar gereği iflasa tabi oldukları kabul edilmiş kişilerin iflasına karar verilebilir.
İflasa karar verildikten sonra ise tasfiye işlemleri yapılması gerekeceği için iflas organlarına ihtiyaç doğacaktır. İflasa tabi kişi aleyhine yapılacak tasfiyeye yönelik işlemlerin icrasında resmî ve özel organlar görev alırlar. Bu organların işlemlerinin hukuka aykırı olduğu durumlarda şikâyet yoluna başvurulabilir. Şikâyet başvurusu kural olarak icra mahkemesine yapılmalıdır.
İflasta en önde gelen organ aslında ticaret mahkemesidir. Ticaret mahkemesinin iflası karar vermesi ile borçlunun malvarlığının tasfiyesi mümkün olabilir. İflas davasında borçlu alacağa itiraz ettiği takdirde, ticaret mahkemesi, alacaklının ileri sürmüş olduğu alacağın mevcut olup olmadığını da karara bağlar. Ticaret mahkemesinin iddia edilmiş alacak hakkında verdiği karar bu durumda maddî anlamda kesin hüküm teşkil eder. Söz konusu alacağın mevcut olmadığına yönelik menfi tespit veya istirdat davaları açılamaz. Çünkü ticaret mahkemesinin bu hâlde alacak hakkındaki kanaati maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.
Özel iflas organları yürütülmekte olan takibe bağlı olarak oluşturulur. Resmî organlar ise daima için mevcuttur. Özel organların teşkili tasfiye türüne bağlıdır. Adi tasfiyeye karar verilmesini gerektiren durumlarda özel organların oluşturulması ihtiyacı doğar. Özel organların oluşturulması suretiyle alacaklıların vereceği kararlar doğrultusunda iflas tasfiyesi işlemleri yapılabilir.
İflas tasfiyesinde iflas idaresi önemli bir işlevi haizdir. Tasfiyeye ilişkin birçok işlemi yapma yetkisi iflas idaresine bırakılmıştır. İflas idaresi birinci alacaklılar toplantısında oluşturulur. Bu organa üye belirlenebilmesi için birinci alacaklılar toplantısında oylama yapılmalıdır. Oylama sonucu gösterilen adaylardan iflas idaresi üyesi olacakları ise icra mahkemesi belirlemektedir.
İflas davası borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde görülür. Takipli iflasta iflas yoluyla takibin de bu icra dairesinde başlatılması gerekir. İflasın açılması sonrasında gerekli muhafaza tedbirlerini yine borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki iflas dairesi tarafından yerine getirir.