İflas Yolları II Takipsiz (Doğrudan Doğruya) İflas ve İflasın Kaldırılması
Takipsiz iflas yolunu haklı kılan sebepler gerçekleştiği takdirde icra dairesine başvurup bir iflas takibi yürütmeden ticaret mahkemesine başvurularak borçlunun iflası istenmektedir. Çünkü borçlu aleyhine bir iflas takibi yapılmasına doğrudan doğruya iflas hâlinde lüzum yoktur. Takipli iflas yoluyla borçluya ödeme emri gönderilmesi suretiyle borcun ödenmesi için bir fırsat tanınır. Ayrıca iflas davası aşamasında da depo kararı verilerek borcun ödenmesi sağlanmaya çalışılır. Takipsiz iflas hâllerinde ise söz konusu borcun ödenmesi ihtimali düşük olduğu için ayrıca bir fırsat tanınmasına gerek kalmaz.
Takipsiz iflas, alacaklının veya borçlunun talebine dayanabilir. Alacaklı için takipsiz iflasa başvurmak bir zorunluluk arz etmez. Fakat borçlu için bazı hâllerde iflas talebinde bulunulması gerekliliği doğabilir.
Doğrudan doğruya iflası haklı kılan sebepler borçlunun içinde bulunduğu duruma (borca batıklık, malum yerleşim yerinin bulunmaması) veya gösterdiği davranışa (mallarını saklaması, hileli işlemlerde bulunması) dayanabilir. Takipsiz iflası haklı kılan iflas sebeplerinden bazıları bütün borçlular için geçerlidir.
Takipsiz iflasa başvurulması için borçlu açısından iflasa tabi olma şartının gerçekleşmesi yeterli olacaktır. Bunun üzerine, ticaret mahkemesi doğrudan doğruya iflas sebebinin varlığı kanaatine vardığı takdirde iflasa karar verebilir.
Buna karşın, bazı iflas sebeplerinde borçlu açısından belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. Mesela borca batık olma sebebiyle iflasın istenmesi sermaye şirketleri ile kooperatifler için söz konusudur. Öte yandan, borçlunun iflasa tabi kişilerden olması her durumda şart değildir. Mesela şahıs şirketlerinde şirket ortaklarının belirli şartlar altında iflası istenebilir. Şöyle ki, şahıs şirketi hakkında depo kararı verilirken ortaklar bakımından da bu yönde başvuruda bulunulabilir ve depo kararı gereği ödeme yapılmadığı takdirde ortakların da iflasına karar verilebilir.
Borçlunun kendi iflasını istemesi çok sınırlı hâllerde söz konusu olabilir. Kendi iflasını istemek, borçlu için bazı durumlarda zorunluluk arz etmektedir. Borca batık bir sermaye şirketi ve kooperatif kendi iflasını istemek zorundadır. Yoksa temsile ve idareye yetkili kişilerin hukukî ve cezai sorumluluğu doğar. Buna karşın, borçlu acz hâlinde ise kendi iflasını istemek onun ihtiyarındadır. Yine borçlunun aleyhine yapılan takip neticesinde yarı mevcudunun elden çıkması hâlinde kendi iflasını istemesi gerekebilir.
Borca batık olduğu için iflası istenen sermaye şirketi ve kooperatif için iflastan kurtulabilmek için konkordato kurumu öngörülmüştür. Konkordato ile borçlunun ticari faaliyetlerinin devamlılığı temin edilmeye çalışılmaktadır. Böylece, borca batıklık durumunun sona ermesi mümkün hâle gelebilir.
İflasa karar verildikten sonra iflasın hukuki sonuçlarını sona erdirmek üzere iflasın kaldırılması başvurusunda bulunulabilir. İflasın kaldırılması için ya alacakların ödenmesi ya da alacaklıların buna rıza göstermesi gerekir. Öte yandan, konkordato başvurusunun tasdiki üzerine, projenin uygulanabilmesi için de iflasın kaldırılmasına karar verilebilir. İflasın kaldırılması ile borçlunun müflis sıfatı sona erer ve iflasın açılmasının hukuki sonuçları etkisini kaybeder.