İletişim ve Hukuk

Belirli tarihsel dönemlerde toplumsal kültürlerin bir ürünü olarak hukuk alanında düzenlemeler ve kurallar ortaya çıkmıştır. Kültürel gelişmeye paralel olarak hukuk ve hukuk konusundaki düzenlemeler yeni gereksinimlere yanıt bulabilmek için gelişerek dönüşmektedir. Toplumsal kontrolün sağlanmasında hukuk kuralları önemli işlevlere sahiptir. Bir iletişim süreci olarak önemi özellikle yazılı ve basılı, elektronik kültür ortamlarında ön plana çıkmıştır.

Günümüzde bilgi ve teknolojinin sınırları gittikçe artmaktadır. Kitle iletişim araçlar ile bilginin bireylere ulaştırılması ve kullanılması önem kazanmıştır. Günümüzde en kolay ve en yaygın haber iletme araçları ise kitle iletişim araçlarıdır. Bireylerin yaşamını kolaylaştıran bu kitle iletişim araçları yazılı, görsel ya da işitsel olarak adlandırılmaktadır. Yazılı kitle iletişim araçları gazete, dergi, bülten vs. şeklinde; görsel ve işitsel olanlar ise radyo, televizyon, sinema, video şeklinde olan yayınlardır. Bunların tümü günümüzde medya olarak tanımlanmaktadır. Çağımızın son ve en ileri kitle iletişim teknolojisi diyebileceğimiz interneti de bunların arasına eklemek gerekir. Günümüzdeki iletişim alanındaki gelişmeler toplumsal yapının her alanında değişmeleri beraberinde getirirken hukuk alanında da farklı bir bakış açısı ve değişimi zorunlu kılmaktadır. Matbaanın icadından sonraki dönemlerde hukuk ve hukuki uygulamalar sözlü kültür döneminden farklılaşması gibi günümüz elektronik medya ve internet teknolojisindeki hukuk da, basılı kültür ortamından çok farklı özelliklere sahip olduğu kabul edilmelidir.

Sözlü kültürün egemen olduğu geleneksel toplum yapılarında hukuk genelde din, ahlak kuralları, örf ve adetlerden büyük ölçüde etkileniyordu. Hukuk, bu dönemlerde değişim ve sorunların çözümünde başvurulan bir alan değildi.

Sözlü kültürün egemen olduğu Orta Çağ’da hukukun gelişmesi için gerekli toplumsal ve kültürel ortamın oluşmadığı görülmektedir. Orta Çağ'da hukuk dağınık bir görünümdeydi. Hukuk yaratan merkezî bir otorite mevcut olmadığından, hukuk, derebeylikler, bölgeler, meslek birlikleri, kentler, köyler, loncalar içinde gelenek ve görenekler, örf ve adet kuralları biçiminde oluşmaktaydı. Yazılı ve basılı kültürün egemen olduğu dönemlerde ise hukukun rasyonel ve formel yanı daha ağır basmaya başladı.

Modern hukukun kuralları ve işleyişi modern öncesi dönemlerden farklılık göstermektedir. Bu farklılığın temel nedeni ise, sosyal, ekonomik, kültürel ve düşünce yapısında meydana gelen değişmelerdir. Bununla birlikte bilgi ve bilgiyi elde etme, saklama ve iletme süreçlerindeki dönüşümler iletişim alanında da yansımasını bulmuş ve hukuk alanında değişimleri zorunlu kılmıştır.

Günümüzde “geleneksel medya” anlayışı yerini “yeni medya” anlayışına bırakmıştır. “Yeni medya kavramı 1970’lerde, bilgi ve iletişim tabanlı araştırmalarda, sosyal, psikolojik, ekonomik, politik ve kültürel çalışmalar yapan araştırmacılar tarafından ortaya atılmış bir kavramdır.

Bilim ve teknikteki gelişmeler kişiler arası her türlü iletişimi çoğaltarak daha hızlı ve daha kolay bir hale getirmektedir. Ancak bu gelişmelerin olumlu yanlarının yanı sıra özel hayatın gizliliğini ciddi bir şekilde tehdit eder nitelikte olumsuz yanları da mevcuttur. Bu nedenle bilgisayar ve internet teknolojilerinin gelişimi, özel hayatın gizliliği, korunması ve hukuk kuralları arasındaki ilişkinin irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.