Veteriner Hizmetlerinde Örgütlenme ve Mevzuat
Bilimsel kaynaklara göre veteriner hekimliği mesleğinin tarihteki en eski mesleklerden biri olduğu ortadadır. Eski çağda özellikle Eski Hindistan, Eski Yunan, Sümerler, Babiller, İskenderiye ve Roma’da veteriner hekimliği mesleğinin iyi örnekleri sergilenmekteydi.
Orta çağ denildiğinde bilim dünyasında üstünlük İslam Medeniyeti'ne geçmiştir. Bilim tarihi açısından değerlendirildiğinde 5-14. yüzyılda veteriner hekimliği İslam Medeniyetleri'nde, tarihini en parlak dönemlerinden birini yaşamıştır.
Batı dünyasının 15. yy ile birlikte yavaş yavaş bilim alanındaki durgunluğunu atmaya çalıştığı, Reform ve Rönesans hareketleriyle birlikte bilimsel gelişmelerin Avrupa’ya kaymaya başladığı görülmektedir.
18. yy'ye gelindiğinde Avrupa’da evcil hayvanlarda hayvan hastalıklarıyla ilgili birçok salgın hastalığa rastlanılmaktaydı. Bu hastalıklarla mücadele oldukça güç yürütülmekte, salgınlar giderek yayılmakta ve sonuçta ekonomik kayıplar artmakta ve hayvan popülasyonlarındaki bu büyük kayıplardan dolayı insanların hayvansal gıda tüketiminde yetersizlikler baş göstermekteydi.
Tüm bu sebeplerden dolayı sadece hayvan hastalık ve tedavileriyle ilgilenecek bir mesleğe ihtiyaçtan dolayı Avrupa’da ilk veteriner okulu Fransa’nın Lyon şehrinde 1762 yılında eğitim–öğretime başlar.
Osmanlı Devleti Avrupa’daki bu gelişmeye geç tepki verse de ilk veteriner okulundan 80 yıl sonra 1842 yılında İstanbul'da "Askeri Veteriner Okulu" eğitim-öğretime başlar.
Buradan mezun öğrenciler sadece askeriyede görev yapmakta, halkın elindeki hayvanlara sağlık hizmeti sunamamaktaydılar. Bu eksiklikler zamanla daha belirgin ve hissedilir olduğundan "Sivil Veteriner Okulu" ihtiyacı iyice artmıştır. Bu sürecin sonunda 1889 yılında İstanbul’da sivil veteriner okulu açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti çatısı altında veteriner hekimliği ile ilgili ilk kapsamlı kanun 18 Mart 1954 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6343 numaralı kanun olan “Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına Ve Göreceği İşlere Dair Kanun” olmuştur. Bu kanun ile veteriner hekimliği mesleğinin örgütlenmesi sağlanmakta, görev ve sorumlulukları net bir şekilde ifade edilmektedir. Ayrıca yürürlüğe giren bu kanun ile veteriner hekimlere hayvanların muayene ve tedavisi muayenehane açma yetkisi verildi.
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde büyük sığır vebası salgınlarıyla mücadelede sivil veteriner okulundan mezun olan sınırlı sayıdaki veteriner hekimin elini güçlendirmek ve hayvan sağlık hizmetlerinde etkinliği daha da arttırmak amacıyla 1910 yılında, veteriner yardımcı sağlık personeli yetiştirmek amacıyla İstanbul’da “Mülki Tatbikat-ı Baytariyye Mektebi” eğitim-öğretime başlamıştır. İlk mezunların görev yetkileri şunlardı;
Belediye, mezbaha ve diğer sağlık hizmetlerde çalışan veteriner hekimlere yardımcı olmak
Salgın hastalıklarla karşılaşıldığında veteriner hekimlerin gözetiminde serum ve aşılama gibi uygulamaları yapmak
Sonraki yıllarda eğitim-öğretimle ilgili, okulun ismi ve süresiyle ilgili ve bağlı bulunduğu Bakanlık ile ilgili birçok değişiklikler yapılmıştır.
Günümüzde veteriner yardımcı sağlık hizmetleri personeli kamuda ve özel sektörde geniş bir alanda istihdam olanağı bulabilmektedirler. Veteriner Hekim Muayenehane ve Polikliniklerinde, Hayvan Hastanelerinde, Birlik ve Kooperatiflerde çalışabilmekte, ayrıca Hayvan Sağlık Kabinleri açarak mesleklerini icra edebilmektedirler.