Görüntünün Filme Alınması

Fotoğrafın ve sinemanın gelişim süreci değerlendirilirken 19. yüzyılın ilk yarısında başlayıp ikinci yarısında da ilerlemeye devam eden bilimsel ve teknik icatlar ele alınır.

Kalıcı Görüntünün Keşfinde Öncü Çalışmalar

Fotoğrafın dolayısıyla kalıcı görüntünün icat edilmesindeki temel motivasyon insanın yaşamı, doğayı taklit etme ve kayıt altına alarak ona bir anlam yükleme düşüncesinden beslenir. Bu düşüncenin bir uzantısı olarak insanlık tarihinde fotoğraf ve sinema kültürü ortaya çıkmıştır.

Fotoğrafın İcadı

Görüntünün kalıcı olarak kaydedilmesi ilk kez 1826 yılında Fransız araştırmacılar Joseph Nicéphore Niépce ve Jacques Mandé Daguerre tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu kalıcı görüntünün kalitesi birkaç yıl içinde daha da arttırılarak dagerreyotip (daguerreotype) adı verilen görüntü elde edilmiştir.

Fotoğrafın Patentinin Alınması

Joseph Nicéphore Niépce ve Jacques Mandé Daguerre tarafından 1837’de elde edilen ilk fotoğrafın patenti, 1839 yılında Fransa Bilimler Akademisi tarafından onaylanmıştır.

Fotoğrafın Belge Değeri

Görüntünün mekaniksel bir süreç dâhilinde üretilmesi, fotoğrafın yaratıcı bir etkinlikten ziyade gerçek yaşamdan alınan görüntüleri belgeleyen bir araç olarak görülmesini sağladı.

Fotoğrafın Sanat Değeri

Fotoğrafta endüstrileşmeyi takip eden dönemde fotoğrafın belge olarak kullanılması eğilimi kısmen zayıflamış ve fotoğrafın estetik açıdan zengin görüntüler üretme potansiyeli ön plana çıkmıştır.

Fotoğraftan Hareketli Görüntüye Geçiş

Fotoğraf, hareketli görüntülerin kaydedilmesinde en temel malzemedir. Çünkü, hareketli görüntüler çerçeve şeklindeki duyarlı filmlere yani fotogramlara kaydedilir. Kısacası fotogram, film şeridinin en küçük birimidir. Bu sebeple fotoğrafın keşfi aynı zamanda hareketli görüntünün gelişimini de hızlandırmıştır.

Hareketli Görüntünün Kalıcılığı İlkesine Dayanan Keşifler

1824’de Peter Mark Roget tarafından Stroskopik etki kavramı açıklanmıştır

Görüntünün sürekliliğini sağlayan ilk aygıtlar Belçikalı fizikçi Joseph Antoine Plateau’nun Fenakistikop’u ve Avusturyalı geometri profesörü Simon Stampfer’in Stroboskop’u olmuştur.

Hareketli Görüntüde Fotoğrafın Kullanılması

Dubosq, 1851 yılında daha gerçekçi görüntüler elde etmek amacıyla elle çizilmiş resimlerin yerine fotoğrafları yerleştirdiği Bioskop adlı aygıtı geliştirmiştir.

Avusturyalı subay Franzvon Uchatius, büyülü fener ve evre resimlerini birlikte kullanıldığı Fenakistikop aygıtını geliştirmiştir.

İngiliz matematikçi William George Horner tarafından Zoetrop icat edilmiştir.

Zoetrop’tan sonra en önemli adım Emile Reynaud’nun 1877’de geliştirdiği Praksinoskop olmuştur.

Hareketli görüntülerde elde edilen devingen yapı, esasen gerçek yaşamdaki hareketin oldukça başarılı bir yeniden sunumudur.

Bir sonraki aşama ise John Arthur Roebuck Rudge’ın 1875’te icat ettiği projeksiyon makinesinin bulunması aşamasıdır.

Hareketin Sinematografik Çözümlemesi

Amerikalı Eadweard James Muybridge 1880’de San Francisco’da hareketin anlık görüntülerini kesintisiz bir şekilde yansıtan Zugiroskop’u tanıtmıştır.

Fransız Fizyolog Étienne -Jules Marey 1882 başlarında 1/720 örtücü hızında çalışan bir fotoğraf tüfeği kullanmıştır.

Ottomar Anschütz 1887'de hayvanların hareket evrelerini fotoğraflamıştır.

Fotoğrafçı Georges Demeny 1892 yılında patentini aldığı Fonoskop’u ile işitme engellilerin konuşma fotoğraflarını çekmiştir.

Selüloit Malzemenin Kullanılması

1885 yılı itibariyle, Amerika’daki George Eastman’a ait olan laboratuvarlardaki araştırmacılar görüntülere duyarlı yüzeyi bromür kaplı bir selüloit filmin üzerine yerleştirmeyi başarmışlardır.

Yansıtılan Fotoğrafların Hareketlendirilmesi

1889’da Friese -Greene ve Mortimer Evans Stereoskop’u geliştirerek 7,5 cm2 boyutlarında resimler çekebilen bir araca dönüştürmeyi başarmışlardır.

Alman Max ve Emile Skladanowsky kardeşler 1892 -1895 yılları arasında benzer ilkelerle çalışan çift projektörlü Biyoskop’u (Bioscop) icat ettiler.

Hareketli Görüntüden Sinemaya Geçiş

Hareketli görüntülerin fotoğraf serilerinden sinematografiye dönüşmesinde, gelişen teknolojinin ve enstantane fotoğrafçılığından gelen deneysel uğraşların önemli bir katkısı olmuştur.

İlk Seyirlik Filmlerin Kaydı: Edison ve Dickson

Thomas Alva Edison ve William Kennedy Laurie Dickson Kinetograf’ı (1889) ve Kinetoskop’u (1892) icat etmişlerdir.

İlk Stüdyo Yapımı:

Edison 1892’de Kinetoskop Tiyatrosu’nu kurdu. Kara Maria olarak ünlenen bu stüdyo sinema tarihindeki ilk ticari film yapım merkezidir.

İlk Sinema Gösterimi: Lumière Kardeşler

Auguste Marie Louis Nicolas Lumière ve kardeşi Louis Jean Lumière, 13 Şubat 1895’te sinematografın patentini almışlar, 28 Aralık 1895’te Capucines Bulvarı’ndaki Grand -Café’de ilk sinema gösterisini yapmışlardır.

Gerçekliğin Kamerayla Kaydedilmesi

Lumière kardeşlerin belgesel filmleri insanoğlunun yaşam gerçekliğini kaydetme isteğinin bir yansıması olmuştur. Bir Trenin Ciotat Garı’na Varışı’ adlı kısa filmin gösteriminde seyircinin yaşadığı yanılsama buna iyi bir örnektir.

Anlatı Aracı Olarak Hareketli Görüntünün Kaydı

Georges Méliès ilk öykülü film denemelerini gerçekleştirmiştir.

İlk Kurgu Denemeleri

Edison, 1895’te çektiği İskoçya Kraliçesi Mary’nin İdamı filmindeki giyotin sahnesinde sinemanın ilk kurgusal müdahalesini gerçekleştirmiştir.

Hareketli Görüntünün Seyirlik Kapasitesi: Georges MélièsMéliès,

Lumière’lerin sabit kamera tekniğinden de yararlanarak, kendi tiyatrosunda kaydettiği görüntüleri, kes -yapıştır (collage) yöntemiyle birleştirmiştir. Bu uygulama sinemada kurgunun yolunu açmıştır.

Film Dilinin Gelişimi: Brighton Okulu

İngiliz Brighton Okulu’nun sürece katkısı sinemayla öykü anlatmanın temel argümanı olan film dilinin ilk örneklerini vermiş olmalarıdır.