Hadîs Usûlü IV Yaygın (Müştehir) ve Uydurma (Mevzû’) Haberler
Yaygın (Müştehir) Haberler
Halk arasında hadis diye bilinen, isnadlı-isnadsız çok sayıda söz dolaşmakta ve bunlar bir anlamda dini yaşayışa şekil vermektedir. Hadis ıstılahında bunlara, seneddeki ravi sayısı açısından, her tabakada en az üç ravisi bulanan meşhur hadisten farklı olmak üzere meşhur yahut müştehir haber denilmektedir.
Uydurma Haberler
Tarihi süreçte, söylemediği ve yapmadığı hâlde Hz. Peygamber’e nispet edilen haberler söz konusudur ki bunlara ıstılahta mevzû veya muhtelak hadis adı verilmektedir. Bu haberlerin hadis diye isimlendirilmesi, uydurma da olsa sened ve metne sahip olması, şekil yönünden hadis gibi görünmesi ve uyduran kişinin onun hadis olduğunu iddia etmesi sebebiyledir.
Tarihçesi
Hadis uydurma faaliyeti, İslam tarihinde “el-fitnetü’l-kübrâ/büyük fitne” diye tanımlanan Hz. Osman’ın H. 35 senesinde şehit edilmesi ile başlayan, Hz. Ali’nin halife olması üzerine cereyan eden Cemel Vak’ası ve Sıffîn Savaşı ile devam eden gelişmeler sonucunda siyasi ve itikadi gruplaşmalar ve ayrışmalar başlamıştır. Bu siyasi grupların mensuplarından bazı kimselerin kendi görüşlerini desteklemek, karşı tarafın düşüncelerini tenkid etmek gayesiyle argüman arayışına girmeleri, hadis uydurma faaliyetinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Uydurma Faaliyetlerine Karşı Alınan Tedbirler
Uydurma faaliyetlerinin önünü kesen isnad uygulaması ve cerh-taʿdil çalışmaları ile yalancı ravileri tespit edip teşhir eden İslâm âlimleri, bir taraftan da sahih hadisleri müstakil kitaplarda toplamaya gayret etmişlerdir.
Diğer bir ilmî tedbir de hadis diye uydurulmuş sözleri toplamak amacıyla eserler telif etmek olmuştur. Ancak bu faaliyet hadis tarihi sürecinde ilk devirlerde değil, hicri VI. asrın başlarından itibaren görülmeye başlamıştır.
Uydurma Şekilleri
- Uydurdukları sözleri sahih hadislere karıştırmak,
- Bu sözlerin baş tarafına hadis âlimlerince makbul olan bir sened eklemek,
- İki hadisin sened ve metnini birbirine karıştırmak,
- Seneddeki bir raviyi silip yerine kendi adını yazmak,
- Hiç karşılaşmadığı bir şahıstan hadis öğrendiğini iddia etmek.
Hadis Uydurucularını Tanıma Yolları
Bu haberlerin mevzû oldukları; uyduranın itirafı, Kur’ân’a, sahih hadislere, tarihe, akla aykırı olması, hadisin lafzında veya manasında bozukluk olması, elde mevcut sahih hadis kitaplarında bulunmaması, senedindeki ravilerden birinin yahut birkaçının yalancı olduğunun tespiti gibi yöntemlerle belirlenmiştir.
Hadislerin rivayet döneminde alimler; isnad sorma, cerh-ta’dil, sahih hadisleri müstakil eserlerde toplama ve mevzû hadisleri ayrı kitaplarda bir araya getirme gibi faaliyetlerle hadis uydurmaya karşı tedbirler almışlardır.
Hadis Uydurma ve Rivayetinin Hükmü
Hz. Peygamber’e isnat ederek kasten yalan söylemenin haram olduğu hususunda ittifak vardır.
Âlimlerin çoğunluğuna göre, ne şekilde ve hangi maksatla olursa olsun, kasten Hz. Peygamber’e yalan isnat eden, küfürden sonra en büyük günahlardan (kebâirden) birini işlemiş olur ve hiçbir rivayetine itibar olunmaz.
Uydurma Hadislerle İlgili Eserler
Uydurma hadislerle ilgili eserlerin genel başlığı el-Mevzûât’tır.
Hicri altıncı asrın başlarından günümüze kadar olmak üzere mevzû hadisleri içeren bir çok kitap yazılmıştır. Bunların en önemlileri arasında:
- Suyûtî’nin (911/1505) el-Leâli’l-Masnûa,
- İbn Arrâk’ın (963/1556) Tenzîhu’ş-Şerîati’l-Merfûa ani’l-Ahbâri’ş-Şenîati’lMevzûa,
- Ali el-Kârî’nin (1014/1605) el-Esrâru’l-Merfûa fi’l-Ahbâri’l-Mevzûa adlı eserleri sayılabilir.