Temel Hadis Kavramları

Hadis, Hz. Peygamber’den nakledilen söz, fiil ve takrirlere denmektedir. Mesela bir hadiste peygamberimiz, “İslam beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna iman etmek, namazı kılmak, zekatı vermek, hacca gitmek ve oruç tutmaktır” (Buhari, İman, 1/11). Buhari, el -Câmiu’s -Sahih isimli eserinde bu hadisi: Ubeydullah b. Musa -Hanzala b. Ebi Süfyan -İkrime b. Halid -İbn Ömer tariki ile nakletmektedir. Bu örnek üzerinden hareket edilecek olursa, hadiste geçen Hz. Peygamber’e ait sözlerin yer aldığı kısım hadisin “METNİ”dir. Metin kısmında Hz. Peygamber’e ait bir lafız veya davranış bulunmaktadır. Peygamberimizin bu söz ve fiilleri dinî olsun veya dünyevi olsun fark etmez, rivayet edilen her konu hadis ilminin kapsamına girmektedir. Bu örneğimizde görüldüğü gibi hadisin “METNİ” bize birtakım kişiler tarafından iletilmiştir. Hadisi ileten kişilerin (râvi) yer aldığı kısma da “İSNAD/SENED/TARİK” gibi isimler verilmektedir. Bu noktada önemli bir soru şudur: Hadisler rivayet edilirken senedlerin kurulmasının amacı ve hikmeti nedir? Bilindiği gibi hadisler dinin ikinci kaynağını oluşturmaktadırlar. Müslümanlar Allah’ın emirlerini yerine getirirken peygamberi örnek almaktadırlar. Bu açıdan hadisler, herhangi bir insanın sözleri ile aynı değerde olmayıp, dinin kurucu kaynaklarından birini oluşturmaktadırlar. Tarih boyunca nakledilen dinî metinlerin sıhhati/sağlamlığı bu nedenle çok önemli görülmüş, hadisleri nakleden ravilerin durumları çeşitli açılardan incelenmiş, böylece yalan söylemeyen, dürüst ve ahlaklı Müslümanların rivayetleri alınmış; yalancı, hata eden ve hafızası zayıf ravilerin rivayetleri terk edilmiştir. İşte isnadın kurulmasının asıl amacı budur, yani isnadda yer alan raviler çeşitli yönlerden incelenmekte, ravilerinin hepsi olumlu bulunan rivayetler ile amel edilmektedir. Hadisler ile amel etmenin şartları sadece isnadı sahih olmasıyla sınırlı değildir; diğer huşular kitabınızın diğer ünitelerinde ele alınmaktadır. Her bir hadis özel bir isnad ile nakledilmiştir. Bu isnadlar ayrıntılı bir şekilde incelendikten sonra hadis eserlerine yazarlar (musannıf, müellif) tarafından alınmış ve bize kadar güvenli bir şekilde ulaştırılmaya çalışılmıştır. Burada Tirmizi’den seçtiğimiz şöyle bir örnek üzerinde durabiliriz: “Süfyan b. Veki’ bize rivayet etti ve dedi ki bize Abdullah b. Vehb, Zeyd b. Hubab’dan, Zeyd b. Hubab da Ebu Muâz’dan, o Zühri’den, Urve ve Hz. Ayşe kanalıyla Hz. Ayşe’nin şöyle dediğini nakletti: “Hz. Peygamber’in bir havlusu/hırkası var idi. Abdest aldıktan sonra onunla kurulanırdı” (Tirmizi, 1/107). Bu rivayeti bize ulaştıran musannıf Tirmizi’dir. Tirmizi’nin eserinin adı es -Sünen adını taşımakta ve Kütüb -i Sitte içerisinde yer almaktadır. Tirmizi bu hadisi naklettikten sonra, hadisin ravilerinden Ebu Muâz üzerinde durmakta ve onun hakkında şöyle demektedir: “Ebu Muâz (adı Süleyman b. Erkam’dır) ehl-i hadis indinde zayıf bir ravidir.” Görüldüğü gibi Tirmizi hadisin isnadında yer alan bir ravinin (Ebu Muâz) zayıf olduğunu tespit etmekte ve hadisi bu yönüyle eleştirmektedir. Burada görüldüğü gibi hadis metodolojisini oluşturan kavramlar hadislerin sıhhatinin tespitinde kullanılmaktadır.