Hadislere Göre İlim
İlm; bilmek, bir şeye vakıf olmak, tanımak, öğrenmek, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak gibi anlamlara gelir. Cehaletin zıddıdır.
İlim kelimesi Kur’an-ı Kerimde, insanın herhangi bir şey hakkında sahip olduğu bilgi anlamında yer almakla beraber, daha çok ilâhî bilgi anlamlarında kullanılmaktadır. Kelimenin hadis literatüründeki karşılığı ise, genelde din bilgisi, özelde hadislerdir.
Hz. Peygamber’e (sas) inen ilk vahyin “oku” emriyle başlaması, Allah’ın insana kalemle yazmayı öğretmesinden bahsetmesi, Hz. Peygamber'in ilmin değeri konusundaki Hadisleri ve ilmin peygamberlerin mirası olduğunu vurgulaması, İslam'ın ilme verdiği değeri açıkça ortaya koymaktadır.
Bütün amellerde olduğu gibi ilim öğrenim ve öğretiminde de iyi niyet ve ihlas temel şartlardandır. Aksi taktirde Allah katında hiçbir değeri olmadığı gibi sahibine fayda yerine zarar verebilmektedir.
Kur'an-ı Kerim'de ve Hadis-i Şeriflerde vurgulanan bir diğer husus da, âlimlerin önemi ve toplumların refah ve huzuru için taşıdıkları değerdir. Ancak âlimin Allah katında hakkettiği değeri görebilmesi için ilmiyle amel etmesi ve sahip olduğu ilmin cimriliğini yapmaksızın onu başkalarına öğretme gayreti içerisinde olması gerektiğine dikkat çekilmektedir.
İlmin Değeri
Hz. Peygamber’in (sav), yirmi üç yıla yaklaşan peygamberlik hayatı boyunca icra ettiği ilahi tebliğ görevi, asıl itibarıyla bir eğitim-öğretim faaliyetidir. Hz. Peygamber’in kendisini öğretmen olarak nitelendirmesi ve âlimleri peygamberlerin varisleri olarak nitelendirmesi, ilmin değerini ve dinin ancak ilim sahiplerinin omuzlarında gelecek nesillere taşınabileceğini göstermesi açısından çok değerlidir. Ayrıca İlim tahsili için yola çıkanlar için cennete giden yolun kolaylaştırılması ve Allah’ın onları anılmaya değer görmesi de ilim erbabının Allah katındaki değerini ortaya koymaktadır.
Nebevî Mirası: İlim
İlk inen vahy okumaktan, ilimden bahsederken, Hz. Peygamber de, peygamberlerin insanlığa bıraktıkları en önemli mirasın ilim olduğunu şöyle ifade etmektedir: "… Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki alimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur" (Ebû Davud, İlim, 1; Tirmizî, İlim, 19; Ayrıca bk. Buhârî, İlim, 10; Müslim, Zikir, 38; İbn Mâce, Mukaddime, 38).
İlim Öğrenmede İyi Niyetli ve İhlaslı Olmak
İlmin öğrenilmesinde, özellikle de Hadis İlminin öğrenilmesi ve öğretilmesinde, öğreten hocanın da, ilim talebesinin de iyi niyetli ve ihlaslı olmaları büyük önem arz etmektedir. Zira ihlas, yapılan meşru işi ibadet derecesine çıkaran önemli bir meziyettir. İyi niyetle çıkılan yolda menzil de hayırlı olur.
Hadis-i şeriflerde amellerin ancak niyetlere göre Allah katında değer kazandığı vurgulanırken, Allah’ın rızasını gözetmeden sadece dünyalık bir takım menfaatleri elde etmek için ilim öğrenen kimsenin cennetin kokusundan mahrum olacağı ve cehenneme hazırlanması gerektiği ifade edilmektedir.
Âlimin Değeri
Kur’an-ı Kerim’de; bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadıkları (Zümer, 39/9), kendilerine ilim verilenlerin değerlerinin yüksek olduğu (Mücadele, 58/11) ve kendisinden hakkıyla korkanların âlimler olduğu (Fatır, 35/28) beyan edilerek, âlimlere verilen değer çok net bir şekilde ortaya koyulmaktadır.Hz. Peygamber (sas) de bu değeri şöyle ifade etmektedir:
"Dünya ve içindekiler kınanmış, basit ve değersiz şeylerdir. Sadece Allah'ı hatırlayıp O’na yakınlaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenen öğrenci bunun dışındadır" (Tirmizî, Zühd, 14). Dolayısıyla Allah’ın anılmadığı, Allah için ilim talep eden hocanın ve öğrencinin bulunmadığı bir dünya, Allah katında basit ve değersizdir.
Ayrıca hayatın boşluk kabul etmeyeceği, âlimlerin olmadığı veya değerinin bilinmediği bir hayata cahillerin hükmedeceği ve bunların kendileri sapkın oldukları gibi insanlığı da felakete sürükleyecekleri konusuna Hz. Peygamber (sas) dikkat çekmektedir:
Âlim İlmini Başkalarına Öğretmeyi Gaye Edinmelidir
Peygamberlerin varisleri olan âlimlerin en önemli misyonu, içinde yaşadıkları toplumları iyiye, güzele ve doğruya yönlendirmektir. Elde ettiği ilmi gizleyen, onu ilim talipleriyle paylaşmayan, insanlara rehberlik yapmayan âlimler öncelikle varisi oldukları mirasa ihanet etmiş olmaktadırlar.
Hz. Peygamber (sas), elde ettiği ilmi başkalarına öğreten âlimlerin Allah katında büyük bir değere sahip olduklarını ifade ederken, âlimin ilminin cimriliğini yapması ve öğrenmek isteyenlerden ilmini gizlemeye çalışması hâlinde, Allah katında zelil olacağını belirtmektedir.
İlmiyle Amel Etmeli
Kur’ân-ı Kerîm, yapmadığı şeyleri söyleyenlere uyarıda bulunup, bu durumun Allah katında nefretle karşılanacağına dikkat çekerken, Hz. Peygamber (sas) de, ilmiyle amel etmeyen âlimlerin ahiretteki acıklı hâllerini haber vermektedir. Zira içinde yaşadıkları toplumların rehberi olmak gibi ağır bir sorumluluğu bulunan âlimlerin, anlattıkları bilgilerin insanların hayatlarında etkilerinin görülebilmesi için öncelikle kendi hayatlarında izlerinin görülmesi gerekmektedir. Hz. Peygamber (sas) de yaptığı dualarında, kendisine fayda veren ilmi isterken faydasız ilmin kötülüğünden Allah’a sığınmaktadır.
İlim İçin Uygun Ortam Oluşturmalı
Eğitim-öğretimde, muhatapların ilgileri, ihtiyaçları, öncelikleri, seviyeleri, eğitimöğretim ortamı ve zamanlaması asla göz ardı edilmemesi gereken hususlardır. Bunların ihmal edilmesi durumunda eğitimci, istemeyerek de olsa, bıkkınlık, muhalefet, zıtlaşmaya gibi olumsuz tavırların ortaya çıkmasına sebep olabilir.
Hz. Peygamber (sas) de, muhataplarını tanımaya ve seviyelerine göre bir muameleye tabi tutmaya özen gösterirken, muhatapları bıkıp usanmasın diye de, uygun zamanları ve ortamları gözetirdi.