Sünnet-Vahiy İlişkisi
Son ilahî kitap olan Kur'ân -ı Kerîm, Hz. Peygamber'e vahiy yoluyla indirilmiştir. Yüce Allah bütün ilahî mesajlarını Hz. Peygamber'e Cebrail aracılığıyla göndermiştir. Cebrail'in getirmiş olduğu bu mesajlardan lafzı ve manası tamamen Allah'a ait olan Kur'ân ayetlerine, lafzıyla ibadet edildiği ve namazlarda tilâvet olunduğu için okunan vahiy anlamına gelen vahy -i metluv denir.
Cebrail'in Kur'ân ayeti olmadığı hâlde Hz. Peygamber'e getirdiği veya zihnine yerleştirdiği bazı bilgilere de vahiy adı verilmiştir. Ancak bunlar namazlarda tilâvet olunmazlar, bu itibarla bunlara okunmayan vahiy anlamına gelen vahy -i gayri metluv denmiştir. Bu türlü bilgilerin tamamına genel bir ifade ile sünnet adı verilmiştir; Hz. Peygamber'in sözleri, yaptıkları ve onayladıkları şeyler olması münasebetiyle kendisine izafe edilen hususlardır.
Hz. Peygamber'in bütün yaptıkları ve söyledikleri "sünnet "genel ifadesi içine dâhil edilir ise de, insanlar için bağlayıcı olanı, uyulmasının zorunlu olduğu anlaşılan dinî mahiyetteki sünnetleridir. Bunlar Kur'ân- ı Kerîm'de bulunmasalar bile, vahiy kaynaklı oldukları kabul edilir. Çünkü bütün insanların zorunlu olarak uymaları istenen bir hükmü Hz. Peygamber'in sadece kendi tercihi olarak emretmesi makul değildir; bunun mutlaka Cebrail ile alakası vardır. Yüce Allah insanlığa hidayet rehberi olarak gönderdiği Peygamber'i kontrolsüz bırakarak kendi bildiği gibi hükümler koymasına izin vermez. O'nun her yaptığını ve söylediğini mutlaka denetler. Eğer bunlarda hatalı bir husus görülürse, mutlaka tashih edilir. Zira Peygamber'e imanı, itâatı ve tâbi olmayı emreden de Allah'tır.
Hz. Peygamber'e tâbi olmayı, O'nu örnek almayı ve emirlerine uymayı emreden pek çok ayet vardır. Ayrıca Hz. Peygamber'in yaptıklarının ve söylediklerinin Cebrail tarafındankontrol edildiğini gösteren çeşitli olaylar da vardır. Bu durumda O'nun vahyin kontrolünde olduğunu söylemek, yanlış olmaz.
Hz. Peygamber'in sahip olduğu bilgi, yaşadığı dönemin kültürü, örf ve âdeti ve insan olmanın tabiî gereği olarak yaptığı şeyler, yanlış ve gayri meşrû şeyler olmamakla birlikte insanlar için uyulması zorunlu hususlar değildir. Çünkü bunlar, insan hayatı yaşamış olmanın tabiî tezahürleridir.