Sosyal Hayatla İlgili Problemler II
Ehl-i kitap veya gayrimüslim, Kur’an ve Sünnet’te umumiyetle Yahudi ve Hristiyanlara verilen addır. İlahî bir kitaba inananlar hakkında kullanılan bir tabirdir.
Bir İslam ülkesinde bulunan yabancılar genellikle üç kısma ayrılır:
Zimmiler: Bir zimmet akdiyle İslam ülkesinde devamlı ikamet etme hakkına sahip olan gayrimüslimlerdir. Bunlar, küçük istisnalar dışında insan hakları bakımından Müslümanlarla aynı haklara sahiptirler. Devlet başkanı, kâdî ve ordu kumandanlığı dışında devletin göstereceği bütün işlerde çalışabilirler. Bunlar kendilerine terettüp eden vergi dışında herhangi bir mükellefiyetle sorumlu değildirler. Malları, canları ve namusları koruma altındadır ve dokunulmazdır. Yaşama hakki din ve vicdan hürriyetine sahiptirler. Kendilerinden kız alınır. Fakat dinin kesin emri gereği onlara kız verilmez.
Müste'men: Belli süreler için İslam ülkesine gelen ve burada huzur ve emniyet içerisinde ikamet etme izni olan gayrimüslimdir. Müste'men olma hakkı ayet (Tevbe, 9/6) ve Hadise dayanmaktadır (Şevkâni,Neylü'lEvtâr,VIII,30). Bunlar İslam devletinin vatandaşı sayılmazlar. Fakat her türlü can, mal ve namus güvencesine sahiptirler. Can ve mallarına hiç kimse dokunamaz. Hak ve hukuk bakımından bunlar da zimmi gibidirler. Bunlar İslam ülkesinde geçici olarak kaldıklarından devlet işlerinde görev alamazlar. Bunlar da din ve vicdan hürriyetine sahiptirler. Bunlar İslam Devleti'ne herhangi bir vergi ödemezler.
Harbîler: İslam Devleti ile aralarında herhangi bir anlaşma olmayan ve gayrimüslim bir devletin vatandaşı olan kimseler, harbidirler. Bunlar daru'lharp denilen yabancı ülke vatandaşlarıdır ve herhangi bir İslam Devleti'yle herhangi bir hukuki bağı olmayan kimselerdir. Vatandaşı oldukları devletle, İslam Devleti'nin muhtemel veya fiili harp ilişkisi olması nedeniyle muharip kabul edilen harbîlerin can ve malları mubah sayılmıştır.Eğer bir harbi İslam Devleti'ne izinsiz girerse kendisine esir muamelesi yapılabilir. Bir harbi kendi ülkesinde bir Müslüman tarafından öldürülürse kendisine ceza verilmez. Nitekim harp hâlinde harbinin can ve malı mubahtır. Yalnız şunu belirtelim ki daru'l-harpte Müslümanla harbi arasında faizli muameleler caizdir. Diğer taraftan din farkı mirasa mani olduğundan ne Müslüman gayrimüslime ne de gayrimüslim Müslüman’a varis olur.
İlgili ayet gereği Kitap ehlinin kestikleri hayvanların etlerinin yenilmesi caizdir. Aynı şekilde onların pişirdikleri yemeklerin yenmesi de caizdir. Yine ilgili ayetlere ve İslam'ın ilk dönem uygulamalarına göre kitap ehlinin iffetli kadınlarıyla evlenmek caizdir. Ancak Müslüman kız ve kadınlarının Müslüman olmayan kimselerle evlenmeleri hiçbir hâlde caiz değildir.
İş akdi, bir kimsenin ücret mukabili belli bir süre çalışması veya belli bir iş yapması için yapılan sözleşmedir. İş sözleşmesinin konusu, işçinin belli bir müddet çalışması veya belli bir işi görmesi ve ücret almasıdır. Akdin konusu, kısaca emek ve ücrettir. Sözleşmenin tarafları, iş sahibi yani işveren ile işi görecek olan işçidir. Kendisini kiraya veren kimseye işçi denir. (Mecelle, mad 413) Yani ücretle iş yapan kimse işçidir. İki türlü işçi vardır: Eğer işçi, iş görmek üzere belli bir müddet işverenin emir ve gözetimi altında bulunuyorsa bu işçi ecir-i hastır. Belli müddet iş görmek özel işçiliktir. Devlet memurları veya bir fabrika yahut bir şirket işçileri bu kısma dâhildir. Eğer işçi yalnız muayyen bir işi yapıyorsa bu da Ecr-i müşterektir. Bunda önemli olan işin yapılmasıdır. İşverenin emrinde olmak veya ona bağlı bulunmak şart değildir. Esnaf, sanatkâr, götürü iş yapanlar, doktor, avukat gibi serbest meslek erbabı bu gruba dâhildir. İş sözleşmesinde tarafların rızaları şarttır. Kimse zorla çalıştırılamaz. İş sözleşmesiyle ilgili önemli bir husus da görülecek işin hukuken veya fiilen görülebilir ve dinen yasaklanmamış bir iş olması lazımdır. Kadınlar, uygun iş ortamında normal olarak çalışabilirler.
İş akdinin önemli unsurlarından birisi de ücrettir. İşe başlamadan önce işçinin alacağı ücretin, taraflarca herhangi bir anlaşmazlığa ve mağduriyete sebep olmayacak şekilde açıklanması ve bildirilmesi şarttır.
İş akdi gereği işçinin birtakım hak ve borçları vardır: İşçinin borçları şöyle sıralanabilir: İşçinin en başta gelen borcu, akde uygun olarak üzerine aldığı işi yapmasıdır. Ecir-i has olan işi bizzat kendisi yapacaktır. Ecr-i müşterek olan işi, kendisi de yapabilir, başkasına da yaptırabilir. İşçi, işi görürken gerekli dikkat ve titizliği göstermek zorundadır. Zaruri ihtiyaçları ve ibadetleri dışında işinin başında bulunmak mecburiyetindedir.
Kullandığı malzeme ve aletleri de dikkatle kullanmalı ve onlara zarar vermekten kaçınmalıdır.