Modernlik ve Gündelik Yaşam
Gündelik yaşam içerisinde sayısız seçimlerde bulunan birey, bu seçimlerinin kendi beğeni algısından ve kişisel tercihlerinden kaynaklandığını düşünse de, bireysel olan pek çok olgu aynı zamanda daha geniş bir toplumsal bağlam içerisinde şekillenmektedir. Bu anlamda bireyin içerisinde bulunduğu sosyokültürel ve sosyoekonomik yapısal belirleyiciler, bireysel eylemleri deterministik bir biçimde belirlemese de onu sınırlandırır.
Klasik sosyolojik yaklaşıma göre, gündelik bilgi, öznel değerlendirme biçimlerini, tasnif edilmemiş bilgi yığınını ve sağ duyusal bilgi stoklarını içerdiği için bilimsel bir disiplinin hakim olduğu, belirli yöntem ve stratejiler sonucunda elde edilen bilimsel bilgiye göre daha az öneme sahip, güvenilirliği tartışmalı bir alan olarak görülmektedir.
Geleneksel makro sosyolojik bakış açısının determinist ve nesnel bir toplumsal gerçeklik algısının öznenin anlamı yorumlama ve değiştirme kapasitesini yok saydığını vurgulayan mikro sosyolojik gelenek, bireyin pasif varlıklar olarak toplumsal olguların basit taşıyıcıları olarak görülmesinin yanlış olduğunun altını çizmektedirler.
Toplumsal olguların somut etkileşim biçimleri üzerinden analiz edilmesi gerektiğini ortaya koyan mikro sosyolojik yaklaşım, bir anlamda gündelik yaşam sosyolojisinin ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır. Klasik sosyolojinin düzen ve toplumsal değişim gibi makro boyutta konuları ön plana alması sonucunda bireyi ihmal ettiği eleştirisi aynı zamanda somut etkileşim biçimlerini de içeren gündelik hayatın da analiz nesnesi dışında bırakılmasını beraberinde getirmiştir.
Gündelik yaşam sosyolojisine mikro sosyolojik gelenek içerisine dahil edilebilecek bir diğer teorik yaklaşım fenomenolojidir. Fenemenolojik yaklaşım anlamın nesnel ve evrensel bir olgu olarak değerlendiren kartezyen düalist felsefe geleneğinden ayrılmaktadır. Pozitivist sosyolojik geleneğin ortaya koymaya çalıştığı özne nesne ayrımı ve bu ayrım üzerinden şekillenen gözlemlenebilir ve ölçülebilir nesnel toplumsal olgular anlayışı fenomenolojik yaklaşım tarafından eleştirilmektedir.
Fenomenolojik yaklaşıma göre bireylerin gündelik yaşamdaki kurdukları etkileşim biçimleri, sahip oldukları bilgi stoklarının oluşmasına olanak tanır. Bu anlamda gündelik yaşam içerisindeki sayısız etkileşim aracılığıyla toplumsal anlamı oluşturan kodları öğreniriz.
Gündelik yaşamın kentleşme üzerinden kapitalist tüketim ekonomisi ergonomisine göre düzenlendiğini vurgulayan Lefebre’ye göre, modern dünyada yabancılaşmanın kaynağı sadece fabrika olmaktan çıkmış kentin kültürel ve tüketim alanlarına sirayet etmiştir. Lefebre, bu yabancılaştırıcı etkiden kaçınmanın yolunun bireyin kendi yaşamının bir sanat eseri olarak tasarlamaktan geçtiğini vurgular(Köse 2018:309). Bireyin gündelik yaşam ve kent içerisinde yabancılaşmanın önüne geçmesinin yolu seçimleri ve yönelimleri yoluyla kendi yaşamını yeniden kurgulamasıdır. Bu anlamda gündelik yaşam bireyin kendini kaybedeceği yabancılaşma yaşayacağı bir alan kadar kendi kimliğini inşa ettiği bir alan da olabilir.
Gündelik hayatın eleştirel bir çözümlemesini yapan sosyologlardan bir diğeri ise De Certeau’dur. Gündelik yaşamı mevcut güç ilişkilerinin, yabancılaşma ve tahakküm dinamiklerinin somut olarak deneyimlendiği bir alan olarak gören Certeau, tahakküm ilişkilerini ortaya çıkaran iktidar sınıfının stratejilerinin farkına varılarak gündelik yaşamda bu durumun yaratmış olduğu eşitsizliklerin etkisini azaltacak taktiklerin bulunduğunun altını çizer.