Gündelik Yaşam ve Gerçekliğin Sosyal İnşası: Berger ve Luckmann
Berger ve Luckman(2008)’ın “Gerçekliğin Sosyal İnşası” tezi, sosyokültürel gerçekliği, etkileşimci ve sistematik yapısal örüntü düzeyleri üzerinden, “bütünlüklü” bir çerçevede ele alma girişimi olarak dikkati çekmektedir.
Sosyal Gerçeklik ve Bilgi Sosyolojisi
Berger ve Luckmann’ın, Gerçekliğin Sosyal İnşası: Bir Bilgi Sosyolojisi İncelemesi başlıklı çalışmalarının temel tezi, çalışmanın başlığından da anlaşılabileceği gibi “gerçekliğin sosyal olarak inşa edilmiş olduğu” temel sayıltısına dayanmaktadır.
Gündelik Hayat Gerçekliği ve Gündelik Hayatın Sosyolojisi
Berger ve Luckmann’a göre gündelik hayat gerçekliği ve bu gerçekliğin idame edilmesinde – sürdürülmesinde - yeniden üretilmesinde rehberlik eden bilginin gerçekliğinin sosyolojik analizi, bu gerçekliğin toplumun sıradan üyelerinin ortak duyusundaki mevcut olduğu hâlleriyle çalışılmasını gerekli kılmaktadır.
Gündelik Hayatta Dil ve Bilgi
Gündelik hayat, her şeyden önce, hem cinslerimizle paylaştığımız bir dile sahip olan ve bu dil aracılığıyla sürdürülen bir gerçekliktir.. Dilin “şimdi ve burada” olandan kopabilirliğinin temelinde, “burada ve şimdiki” öznelliğin dolaylı yani “burada ve şimdi olmayan” anlamları nakletme kapasitesine sahip olma yatmaktadır.
Gerçekliğin Sosyal İnşasının Temel Boyutları
Gündelik hayat gerçekliği, öznel ve nesnel gerçeklik olmak üzere iki temel boyut üzerinden değerlendirilebilir. Gerçekliğin sosyal inşası , öznel ve nesnel gerçeklik düzeyleri arasında, "içselleştirme", "dışsallaştırma" ve "nesnelleştirme" olmak üzere eş zamanlı olarak işleyen , diyalektik üç moment üzerinden gerçekleşmektedir.
Nesnel Gerçeklik Olarak Toplum
Bireyler nesnel toplumsal gerçekliğin yaratıcıları oldukları kadar onun bir ürünü konumundadırlar.
Öznel Gerçeklik Olarak Toplum
Bir kişinin toplumun bir üyesi haline gelmesi süreci, “içselleştirme” ya da bir başka deyişle sosyalizasyon süreci boyunca gerçekleşmektedir. Bireyler sosyokültürel dünyanın içine doğdukları andan itibaren, içine girmiş oldukları sosyal etkileşim süreçleri boyunca gerçekliğe ilişkin olarak kendi öznel yorumlarını içselleştirmektedirler.
Gerçekliğin Toplumsal Yapımı Olarak Kurumsallaşma ve Meşrulaştırma
Kurumsallaşma süreci , Berger ve Luckmann(2008)'ın yaklaşımında, alışkanlık, intikal ve şeyleşme olmak üzere üç temel süreç içinde gerçekleşmektedir.
Meşrulaştırma
Meşrulaştırma, kurumsallaşma sürecinin tarihi ile biyografiler arasındaki bağın kopuşu ile birlikte, kurumsal düzenin makul hâle getirilebilmesi açısından gereken “izah etme” ve “haklılaştırma” sürecine karşılık gelmektedir.
Meşrulaştırma, kurumsal düzenin nesnelleşmiş anlamlarına bilişsel bir geçerlilik atfedilmesi suretiyle bu düzenin “izah edilebilir” hale getirilmesini sağlayan dinamiktir ve bu yönüyle meşrulaştırma, kurumsal düzenin pratik buyruklarına normatif bir itibar kazandırılması yoluyla söz konusu “düzeni” haklılaştırma işlevi görmektedir.
Sembolik Evrenin İnşası
Sembolik meşrulaştırma düzlemi, anlamlı bütünleşme kapsamı açısından bir önceki düzlemlerden oldukça farklıdır. Bu düzey içinde artık kurumsal düzenin her kısmı, kuşatıcı bir referans çerçevesi içinde bütünleştirilmiştir ve bu referans çerçevesi, artık her insani tecrübe sadece onun içerisinde vuku bulduğu şekliyle kavranabildiği için, kelimenin tam anlamıyla bir evren teşkil eder.
Şeyleşme
Şeyleşme insani olguların sanki şeylermiş gibi, yani gayri-insani ya da belki de insan üstü terimlerle kavranmasıdır.
Şeyleşme, bu anlamda, insanın insani dünyanın bizzat yaratıcısı olduğunu unutabileceğini ve dahası insanın, yaratıcısı ile ürünü arasındaki diyalektiğin bilincini yitirmesini ima etmektedir. Nesnel bir dünya kurulur kurulmaz şeyleşme ihtimali kendini göstermektedir. Bu yönüyle sosyal dünyanın nesnelliği, onun insanın karşısına insanın dışında bir şey olarak dikilmesi anlamına gelmektedir.