Kavramsal ve Kurumsal Bir Çerçeve

Farklı Kuramsal ve Metodolojik Yörüngeler Açısından Gündelik Yaşam Sosyolojisi

Gündelik yaşam sosyolojisi, sosyoloji kuramları tarihi boyunca hâkim ikilikler çerçevesinde bütüncül bir perspektifte ele alınamamış, mevcut ikiliklerin aşırılıklarına yönelik tutumlar içinde indirgenmiş bir “gerçeklik” alanı olarak dikkat çekmektedir.

Paradigmatik Temeller

Bütün sosyal bilimciler, gündelik yaşamın teorileştirilmesi üzerinde yoğunlaşanlar da dâhil olmak üzere, konularını açık veya örtük bir biçimde sosyal gerçekliğin doğası ve bu gerçekliğin nasıl araştırma konusu edilebileceğine ilişkin sayıltılar üzerinden ele almaktadırlar.

Ontolojik sayıltılar

Sosyal bilimcilerin yüz yüze geldikleri en temel ontolojik sorulardan biri, araştırma konusu kılınan gerçekliğin bireylere “dışsal” mı yani bireysel bilinçlerden bağımsız ve onlar üzerinde etkide bulunan bir gerçeklik mi? Yoksa bireysel bilinçlerin bir ürünü olarak bireylere “içsel” bir nitelik taşıyıp taşımadığı konusunda odaklanmaktadır.

Epistemolojik sayıltılar

Ontolojik sayıltılara bağlı olarak, söz konusu varlık alanının bilgisinin nasıl elde edilebilir olduğunun ve bunun sınırlılıklarının doğruluk ve yanlışlık ölçütlerinin neler olabileceğine dair bir diğer önemli sayıltı kümesi epistemolojik sayıltılardır. Kısacası epistemolojik sayıltılar bilginin nasıl gerekçelendirildiğine ilişkin sayıltılardır ve doğruluk -yanlışlık dikotomisinin kendisi belirli bir epistemolojik konum alışı gerektirmektedir.

İnsan ve toplum doğasına ilişkin sayıltılar

Ontolojik ve epistemolojik sayıltılarla ilişkili ancak kavramsal olarak onlardan farklılaşan üçüncü sayıltı kümesi insan doğasına ilişkin olandır. Bu sayıltılar özellikle de insan var oluşu ve çevre ile olan ilişkilerinin doğası üzerine sayıltılardan oluşmaktadır.

Bu noktada bireylerin dış gerçeklik tarafından belirlendiğine yönelik sayıltılarla (yapısal fonksiyonalist olguculuk), bireylere daha yaratıcı roller atfeden ve özgür irade kavramı üzerinde duran yaklaşımlar (fenomenolojik yaklaşım, sembolik etkileşimcilik vb.) arasındaki farklılaşmaya işaret etmek yerinde olacaktır.

Birey ve onu saran çevre arasındaki ilişkiye yönelik bu iki aşırı uç yaklaşım ele alınırken aslında, taraflardan birini belirlenimcilik (determinzm) diğerini ise iradeciliğin (volontarizm) oluşturduğu çok temel bir felsefi tartışmaya tanık olunmaktadır.

Metodolojik sayıltılar: dışsal olgusallığa yönelik evrensel “açıklama”ların ya da öznelliğe yönelik tikel “anlam”ların arayışı

Sosyal bilimlerdeki bu metodolojik sayıltılar çerçevesinde iki temel eğilim üzerinden söz konusu ayrışmanın izlerinin takip edilmesi mümkün görünmektedir. Metodolojik açıdan İdiografik ve nomotetik olarak adlandırılabilecek bu iki eğilim arasındaki farklılıklar, gündelik yaşamın kuramsallaştırılmasına yönelik çabalar içinde gözlemlenebilecek farklı izlekler üzerindeki ayrımlarda belirginlik kazanmaktadır.

“Sağduyu Gerçekliği” ve Gündelik Yaşamın Sosyolojisi

Gündelik yaşamın sağduyu gerçekliğinin teorizasyonunu birbirleri ile diyalektik ilişki içinde olması beklenebilecek dört temel eğilim üzerinden betimlemek mümkün görünmektedir; gündelik gerçekliği öznel gerçeklikler ile eşitleyerek önemsizleştiren ve nesnel gerçekliği ön plana çıkaran yaklaşımlar (Yapısal fonksiyonalist, makro ölçekte olgusal metodolojileri benimseyen yaklaşımlar); gündelik gerçekliği öznel gerçeklikler üzerinden egonun niyetselliği ile ilişkilendirerek, nesnel gerçekliğin mümkün olmadığını ya da en azından ancak öznel gerçekliklerin izin verdiği ölçüde var olabileceğini ileri süren yaklaşımlar (Mikro ölçekli eylem ve etkileşim üzerinde odaklanarak anlama fenomeni çerçevesinde sembolik bir inşa olarak toplum imgesine sahip, Fenomenolojik,Schultzcu, sembolik etkileşimci ve dramaturjik yaklaşımlar); gündelik yaşam gerçekliğinin öznel ve nesnel boyutlarının bulunduğunu ve bunlar arasındaki diyalektik süreçler çerçevesinde gündelik yaşam gerçekliğinin özneler -arası inşa edilen bir gerçeklik olduğunu ileri süren yaklaşımlar (Berger ve Luckmann, Bourdiue ve Giddens); gündelik yaşam gerçekliğini, tahakküm ve tahakküm karşıtı yapıların diyalektiği üzerinden ve yabancılaşmanın temel alanı olarak değerlendiren teoriler (Michel de Certeau, Lefebvre, Guy Debord, Bourdieu).

Mikro -makro ve fail -yapı problematikleri

Bu problematiği aşma girişimleri olarak Bourdieu, Giddens ve Berger - Luckmann

Birey egonun niyetselliği problematiği

Birey egonun niyetselliğinin ötesine geçen nesnel bir gerçekliğin var olup olmadığı ve bireyler üzerinde daha belirleyici olup olmadığı, öznel gerçeklikler ile nesnel gerçeklik olarak toplumsal uzam arasındaki ilişkinin niteliğinin ne olduğu sorunsalı bu noktada gündelik yaşamın sosyolojisi açısından önemli ayrım oluşturmaktadır.

Gündelik Dil –Bilim Dili Problematiği

Bilim dili ve gündelik yaşamdaki faillerin tanım ve teorizasyonları arasındaki gerilime karşılık gelmektedir.

Gündelik Yaşam Gerçekliğinde Tarihsel Açıdan Zamansal, Mekânsal ve Sosyal Aşkınlık Biçimleri Problematiği

Yapı ile eylem, öznel olan ile nesnel toplumsal gerçeklik arasındaki ilişkinin dolayımlanmasında dilin sahip olduğu, burada ve şimdi olmayan fenomenler olarak sosyal, kültürel, zamansal ve mekânsal aşkınlık biçimlerini burada ve şimdi kılıyor olma gücü, nesnel toplumsal gerçekliğin yapılaşmasında önemli bir parametre olarak ön plana çıkmasına yol açmaktadır.

Gündelik Yaşamın Yabancılaştırıcı ve Devrimci Olanakları Arasındaki Gerilim Problematiği

Bu problematik açısından, Guy Debord ve üyesi olduğu Sitüasyonist Hareket’in gündelik hayatı daha özgürleştirici ve yaratıcı bir yer hâline getirilmesinin olanakları üzerindeki anarşist vurguları önemli örneklerden birini teşkil etmektedir.

Bu perspektif içindeki Lefebvre’nin modern bireyin kurtuluşunu amaçlayan gündelik hayat eleştirisi, gündelik hayatın büyüsünü bozarak, onu bilinebilir ve müdahale edilebilir bir nesneye dönüştürmeyi amaçlar. Bu noktada bilimin önemli bir rolü bulunmaktadır.