Umberto Eco ve Levi Strauss'ın Göstergebilim Yaklaşımı

Umberto Eco'nun Göstergebilim Kavramına Bakışı

Göstergebilim alanı kavramsal olarak geniş bir alanı kapsaması nedeniyle birçok düşünür bu alana katkılar sağlamıştır. Bu düşünürlerden öne çıkan iki isim ise Umberto Eco ve Claude Levi Strausstur. Bu iki düşünür gerek romanları gerek makale ve diğer bilimsel çalışmaları gerekse diğer eserler üzerine yapmış olduğu çözümlemelerle literatüre önemli katkılar sağlamıştır.

Bu düşünürlerden Umberto Eco. Peirce ve Saussure’ ü eleştiren Eco S. Pierce göstergebiliminin ışığında, göstergenin hiçbir zaman mutlak son anlamının elde edilemeyeceğine dair bir sav içeren “sınırsız anlam” fikrini de ortaya atmış geliştirmiştir.

. Bunun yanında yapısalcılığın karşısında yapıbozumcu anlayışın baskın olmaya çalıştığı bu dönemde Eco, bir metine veya sanat yapıtına gelecek sınırsız yoruma da şüphe ile yaklaşmış ve yorumun sınırsızlığı bir sorunsal alan olarak incelemiştir. Umberto Eco düşünsel serüvenini ilerleyen döneminde özellikle estetik değer bulunan metinlerde okuyucuya tanıdığı aktif rolün yanlış anlaşıldığını ve yorumun sınırsızlığının metin okur diyalektiği çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği görüşünü savunmaktadır.

Açık Metin- Kapalı Metin

Buradan açıklık kavramına dönecek olursak sanat yapıtı izleyiciye bitmemiş bir durumda aktarılmamış olsa bile izleyicisinde özgür ve yaratıcı bir yorum istediğini dile getirilmiştir. Çünkü yorumcunun psikolojik bir işbirliği içerisinde yapıt yeniden şekillendirene kadar ondan bir haz alamayacağı görüşünü savunmuştur. Fakat okurun amacına göre tanınan ayrıcalık her seferinde sonsuz okumayı beraberinde getirmeyecektir. Tam tersine böylesi bir ayrıcalık metni tek anlamlı olarak okuyacak ve bu tarafı tercih edecek bir okur profilini de ortaya çıkarabileceğinin altını çizmiştir.

Düşünürün dikkat çekmek istediği bir diğer nokta ise yapıbozumcuların düştükleri hata olarak değerlendirdiği hermetik semiosis(sınırsız gösterme süreci) olarak adlandırdığı kavramdır. Bu kavram benzer olan benzerini etkileyeceği çıkarımından hareketle benzerliğin ne olduğunu da ayrıca belirleme zorunluluğu olarak tanımlanabilmektedir.

Farklı düşünsel dönemleri ortaya attığı kavramların çeşitliliği ile geniş bir perspektif ile kuramsal bir zemin hazırlayan düşünür edebiyattan mantığa felsefeden psikolojiye varana kadar bir çok alandan etkilenmiş ve aynı oranda eserler vererek yakın dönemimizin önemli düşünürleri arasında yer almıştır. Her ne kadar çelişkili bazı dönemleri olsa da bütüncül bir açıdan değerlendirildiğinde kuramsal bakış açısının tutarlı olduğu söylenebilmektedir.

Bu ünitede Eco ‘ nun özellikle göstergebilim alanına olan yaklaşımı açık yapıt poetikası çerçevesinde açıklık ve kapalılık kavramına yüklediği anlamlar değerlendirilmiştir. Yine metin oku diyalektiği çerçevesinde örnek okur tanımlaması açık metin- kapalı metin karşılaştırması yapılarak yorumunun sınırsızlığının nasıl bir sorun çıkardığı düşünceleri üzerinde yoğunlaşılmıştır.

Bir diğer düşünürümüz ise yapısalcı antropolojinin önde gelen isimlerinden birisi olan Claude Lévi-Strausstur. Yapısalcılık kuramını dili bilim ve psikanalizin uygulamalarından yararlanarak antropolojiye uyarlayan düşünür yapısalcılığın kurucusu olarak kabul edilmektedir.

Bu ünitede öncelikli olarak Strauss’un diğer düşünürlerden handi yönde esinlendiği nelere karşı çıktığı düşünsel yol haritası açıklanmıştır. Örnek verecek olursak Descartes ve Sartre’a karşı çıkarak yapısal antroploji kuramını aynı ismini verdiği eserinde temellendirmiştir.

Levi Strauss'ta Mit ve Anlam

Diğer taraftan mit ve anlam çözümlemesine bakıldığında Levi-Staruss, Saussure’den esinlenerek kültürler arasındaki benzerlikleri dilbilimsel bir yöntemle açıklamaktadır. Semiyolojik kavramlarla ilkel mitlerin işleyişini ortaya çıkarmış ve çağdaş mitlerin çalışılmasına öncülük etmiştir. Yine Lévi-Strauss’un mite ve mit simgeciliğine bakış açısının ana hatlarını oluşturan ilk durak Freud’un psikanaliz çalışmaları olduğu görüşmektedir.

Mitleri bütün yönleri ile sosyal yaşamın içine alan dil modeli olarak önemli bir alan olarak gören düşünür tarihin bilinçdışı içerikleri ele alamamasına karşın mitlerin bilinçdışı süreçlerini izlerinin bulunacağı bir alan olarak önemsemiştir.

Tüm bunların yanı sıra mitin iletişimsellliği bağlamında da bir belirleme yapmış ve mitin kendisinin de bir dil olduğunu ifade etmiştir.