Dilbilim

Dilbilim dil olgusunun tüm yönleriyle incelenmesidir.

Dilbilim Düzeyleri

Fonetik, fiziksel bir süreç olarak konuşmanın, ses bilgisinin incelendiği seviyedir.

Fonoloji, dilsel ses yapısının ve ses sistemlerinin ele alındığı inceleme alanıdır. Dildeki seslerin nasıl düzenlendiğini ve konuşanlar tarafından paylaşılan örüntüleri inceler.

Morfoloji, kelimelerin kök -ek bakımından nasıl ayrıldığı, kelimelerin nasıl türediği, sözcüklerin bir cümle içinde hangi pozisyonda kullanılabileceği gibi sorulara yanıt arar.

Sözcük sırasının ve cümlelerin yapısının ele alındığı sentaks seviyesi, cümlelerin oluşumu çalışmasıdır. Söz dizimi, kelimelerin dizilişini anlam açısından değil gramatik açıdan ele alır.

Semantik, dilbilimsel ifadelerin anlamının ele alındığı dil düzeyidir. Sözcüklerin ve cümlelerin nesnel ve genel olarak hangi anlamı taşıdığına odaklanır.

Pragmatik, ifadenin bağlam içinde kazandığı anlamın çalışmasıdır. Pragmatik, anlamı metnin bütünlüğü ve bağlamsal durumu içinde değerlendirir.

Dilbilim Alanları

Dilbilim alanları, dil seviyelerinden farklı olarak, dil analizinin farklı bir disiplinle ilişkili problemler alanından yapılmasıyla ilişkilidir.

Bir dilin veya dillerin zaman içindeki değişimini ve gelişimini inceleyen dilbilim dalı tarihsel dilbilim olarak adlandırılır.

Toplumdilbilim, dilin toplumda kullanım biçimini, dil ile toplum arasındaki ilişkiyi ifade eder. Dilin farklı sosyal bağlamlarda nasıl kullanıldığını, sosyal kimliği inşa ederken dilin taşıdığı işlevlerin ne olduğunu sorgular.

Psiko -dilbilim, dil kazanımını, dil kullanımını ve dili anlamayı sağlayan psikolojik etmenlerin incelendiği bilim dalıdır. Üç temel konuyu ele almaktadır: Dili anlama, dil üretimi ve dil edinimi.

Nörodilbilim, dilin, beynin işleyişi ile ilgili olan taraflarının incelendiği alandır. İnsan beyninde konuşmayla ilişkili iki temel alan vardır: dilin anlaşılmasını sağlayan Wernicke alanı ve üretimden sorumlu Broca alanı.

Derlem dilbilim, çok büyük metin yığınlarının belli korelasyonlarla işlenmesini ifade etmektedir. Bu koleksiyonların istatistiksel analizle işlenmesini ve dil ürünlerinden veri elde edilmesini sağlamaktadır.

Dilbilim Çalışmalarının Tarihsel Gelişimi

Dil çalışmaları eski Hint Medeniyetine kadar uzanmaktadır. Bu dönemde ele alınmış olan dil birimleri, sözcük sınıfları, kelime ile anlam arasındaki ilişki gibi konular, çağdaş dilbilim teorilerinin de merkezinde yer almaktadır.

Antik Yunan’da ise gramer geleneği, dilin yapısında zamanla ortaya çıkan değişmeye bağlı olarak eğitim müfredatında yer alan metinlerin anlaşılması çerçevesinde gelişmiştir. Dilbilgisi kategorileri, sözcük ve sözcük türleri, kelimelerin kökeni gibi alanlarda çalışmalar yapılmıştır. Bunun yanı sıra dil ile düşünce arasındaki ilişki sorgulanmış, dil -gerçeklik problemi ele alınmıştır.

Roma’da yapılan dilbilim çalışmalarında, Antik Yunan’da olduğu gibi ses bilgisiyle ilgilenilmemiştir.

Çin’de yapılan çalışmalarda hanedanlığa ait klasiklerin anlaşılması amaçlanmıştır. Bu çalışmalar ses bilgisi, çözümleme ve tefsir olmak üzere üç ayrı alanda ilerlemiştir.

Arap dilbilim çalışmaları genelde sözlük ve metin bilgisi üzerinedir. Türk dünyasında yapılan dil çalışmaları ise genellikle sözlük alanındadır. Türk dünyasının bilinen ilk dilbilimcisi Kaşgarlı Mahmut’tur. Ortaçağ Avrupa’sında ise dil çalışmaları, Latince dilbilgisi ve sözlük ağırlıklı olmuştur.

17. yüzyılda hem Cizvitlerin kutsal kitabı tercüme çalışmalarına hem de dillerin kökenine dair tartışmalara bağlı olarak dil çalışmaları yoğun ilgi görmüştür. Bu dönemde, karşılaştırmalı dilbilim çalışmalarına kaynaklık edecek kelime dökümleri yapılmıştır.

19. yüzyıl dilbilimi, dilleri yeni yöntemlerle incelediği için önceki kuramsal tartışmalardan kopuşu ifade etmektedir. 19. yüzyılın karakteristiği, ses sistemleri, gramatik yapı ve kelime bilgisine göre dillerin sistematik olarak karşılaştırıldığı bir yöntemin geliştirilmesidir. Jones, Rask, Grimm gibi dilbilimciler, geliştirdikleri diller arası karşılaştırmalı yöntemlerle, ortak bir ata-dilden gelişen diller arasındaki düzenli ses ilişkilerinden yola çıkarak bağlantı kurulmasını sağlamışlardır. Humbolt ise dilleri sadece diakronik açıdan ele almamış, aynı zamanda dilin dış yapısına tekabül eden ses değişiminin yanı sıra dilin kültürden kültüre farklılaşan bir karakter taşıyan iç yapısının da olduğunu savunmuştur.

20. yüzyılda ise Saussure’le başlayan yapısalcılık ile 19. yüzyıl dilbilimine hitap eden diakronik yaklaşım yerini senkronik yönelime bırakmıştır. Buna göre dil, yapısal bir sistem olarak tarihsel gelişimiyle değil belli bir zaman diliminde ele alınmalıdır . Avrupa yapısalcılığı ve modern dilbilim Saussure ile başlatılır. Dili bir sistem olarak ele Saussure, dilsel öğelerin dil sistemi tarafından nasıl belirlendiğini ortaya koymuştur. Yapısalcılık, Prag ekolünce işlevselcilik ile birlikte ele alınmış, dil yapılarının karakteristik işlevleriyle belirlendiği savunulmuştur. Buna göre dil, bilişsel, ifadesel ve araçsal işlevlere sahip bir araçtır.

20. yüzyılın dilbilim çalışmalarındaki bir diğer önemli gelişme dönüşümsel - üretisimsel dil teorisidir. Sözdizimine odaklanan Noam Chomsky'nin dil üretme kuramına göre dil, tüm diller ve tüm toplumlar için geçerli olan kurallardan oluşmaktadır.

20. yüzyılın ikinci yarısında etkili olan evrensel dilbilgisi görüşüne karşı çıkan bilişselcilik ise dilin bilişsel süreçlerin ürünü olduğunu, dolayısıyla tüm insanlar için geçerli bir dilbilgisel sistemin var olamayacağını savunmaktadır .

Dilbilim İle Göstergebilim İlişkisi

Düşünsel temelleri Antik Yunan’da bir problem alanı olan dil ve gerçeklik tartışmalarına dayanmakla birlikte, göstergebilim, Saussure’ün dili göstergeler dizgesi olarak ele aldığı yaklaşımdan ve modern dilbilim çalışmalarından doğmuştur.

Saussure’ün göstergesi, dilsel bir ifade olan gösteren ile gösterenin kavramsal düzeyde işaret ettiği gösterilen olmak üzere iki yönlüdür. Pierce ise göstergelerin ardındaki bu ikili yapıya gösterge nesnesini de ekleyerek gösterge, nesne ve zihin arasında üçlü bir ilişki oluşturmuştur. Pierce’ın çalışmalarını davranışçılığa uyarlayan Charles Morris ise göstergebilimi üç alt alana ayırmıştır: Sentakitik, semantik ve pragmatik.