Sinema ve Göstergebilim
Göstergenin anlam olarak neye karşılık geldiği ve ne anlam ifade ettiği bu anlamların nasıl oluşturulduğuyla ilişkilidir.
Gizlenmiş, baskılanmış ve maskelenmiş anlamları ortaya çıkarmada önemli bir bilim dalı olan göstergebilim, bir iletişim dizgesine sahip olan her alana uygulanabilmekte olup medya ve sinema da bu alanlardan bazılarıdır.
Sinema, kültürel temsil ve birçok anlatının yer aldığı en etkili medya araçlarından birisi olarak göstergebilimin uygulandığı önemli bir alandır. Gösterme tarzı olarak dil, sinema açısından değerlendirildiğinde bir simgeler-semboller (görüntü ve seslerden oluşan) bütünü, bir kültür ve bir toplumdur. Bu anlamda sinemada her bir işaret birer simgedir.
Anlamlı söylevleri olan metinlere sahip olan sinema dili anlam üreten bir işaret sistemidir.
Filmler toplumsal yaşamın çeşitli söylemlerini, biçimlerini, figürlerini ve temsillerini şifreleyerek sinema anlatıları biçiminde aktarmaktadır. Kişini varoluşu kendisine ve ait olduğu dünyaya ilişkin temsiller nispetinde şekillenmekte ve tanımlanmaktadır.
Sinema içerisinde bulunduğu ortamı, kültürü, siyasi, ekonomik durumu yansıtan ve anlamlandıran sinemada, her sahne bir göstergedir. Bir anlamlandırma şekli olarak tanımlayabileceğimiz göstergeler, filmlerdeki kavram, imge ve nesnelerin biçimsel sunumudur.
Göstergeler aracılığıyla seyirci, onlara sunulan iletilerin arkalarında yatan maskelenmiş gerçekleri anlamlandırmaya ve yorumlamaya çalışmaktadır.
Göstergelerin nitelik olarak her şeyin yerini alıyor olması gerçeğinden hareketle, göstergeler bize her zaman kendi dışında başka bir şeyi göstermektedir.
Karakterler, diyaloglar, görüntü, müzik ve aksiyonların bir araya gelmesiyle oluşan bir sinema filminde bu bileşenlerin her biri göstergedir. Film kuramcıları tarafından bu her bir detay birer gösterge olarak kabul edilir.
Anlamın en temel öğesi olarak farklı bileşenlerin oluşturduğu filmler bu anlamda okunmakta ve yorumlanmaktadır.
Çeşitli çekim ölçekleri, kamera hareketleri ya da aydınlatma teknikleri filmin anlatı yapısı içerisinde göstergebilimsel açıdan farklı anlamlar taşımaktadır.
Vladamir Propp ve Sinema Göstergebilimi
Propp, masalları incelemek amacıyla bir yöntem ortaya koyarken masalın çoğunlukla aynı eylemleri değişik kişilere yaptırdığından hareketle incelemelerine başlamıştır.
Propp’un tanımlamış olduğu her bir işlev klasik anlatılara olduğu gibi sanat filmlerine de uygundur. İnsanların anladığı türden bir dile sahip olan bu işlevler popüler her bir film için de uygulanabilirlik açısından önemlidir.
Christian Metz ve Sinema Göstergebilimi
Metz, çağdaş film kuramcılarının öncüsü olarak sinemanın içindeki anlamlandırma oluşumlarının tanımlamasını yapmak istemiştir. Bu anlamda, sinemasal anlamlandırma çabalarına Freud'çu psikanalizin katkı sağlayabileceğine inanmıştır. Böylece dilbilim ve psikanaliz beraber, özerk bir sinema bilimini ortaya çıkaracaktır.
Metz, sinema göstergebilimi ile ilgili araştırmalarında yapısalcı dilbilimin sağladığı olanaklardan yararlanmıştır. Sinemanın da bir dili olduğunu kanıtlayan Metz'e göre bu dil, sözlü dille ilgili değildir. Sinemanın dil bilgisine sahip olduğunu kanıtlamak amacında olmayan Metz, sinema göstergebilimi ile ilgili çözümlemelerden faydalanarak ortak kodlara ulaşmaya çalışmıştır.
Tüm iletişim sistemlerinde kullanılan kod- mesaj, sistem -metin, yapı, paradigma gibi kavramlar, sinema kuramcısının da kullanımına açık kavramlardır. Metz’e göre sinemada mümkün olan her anlam bir kodla verilmektedir.
Metz’e göre, göstergebilim açısından kod ve mesaj kavramlarının yanında sistem-metin kavramları da önemlidir. Yani bir filmde kod ve mesajlar bir sistem ya da metin içerisinde verilmektedir.
Umberto Eco ve Sinema Göstergebilimi
Göstergebilimin gelişiminde Avrupa’da ön plana çıkan isimlerden birisi olan Umberto Eco, Saussure’ün yaklaşımından etkilenmiştir. Göstergebilim açısından Eco için her metinin sonsuz biçimde ve sayıda yorumu mevcuttur.
Ona göre bir sanat yapıtı, sanatçının bir yığın iletişimsel etkiyi kendi oluşturmuş olduğu özgün kompozisyonu her izleyenin kendine göre anlamlandıracağı tarzda düzenleme uğraşının bir çıktısıdır. Yani burada sinema göstergebilimi özelinde düşünüldüğünde her yapıt (film) izleyicinin zihin ve duygulanım kapasitesine göre algılanmaktadır ve açık biçimde yorumlanmaktadır.
Eco için başka bir şeyin yerine geçebilen göstergeler o şeyin yerine ikame edilebilenlerdir. Ancak burada vurgulanması gereken önemli bir nokta, bu başka şeyin varlığının şart olmaması ya da bir yerde bulunma gereğinin olmamasıdır.